Soru

Zorluk: OrtaBilgi, İman ve Amel İlişkisi

Bir kimsenin bir hakikati zihnen bilmesi, ona iman ettiği anlamına gelmez. Söz gelimi, İslam’ın temel inanç esaslarını araştıran ve bunların mantıksal tutarlılığını onaylayan bir gayrimüslim araştırmacı, bu bilgisine rağmen kalbiyle teslimiyet gösterip inanmadıkça mümin olarak nitelendirilemez. Diğer taraftan, kalbinde inanç meşalesini yakan bir kimse de bu inancını ibadetlerle ve ahlaki erdemlerle beslemezse, dünyevi fırtınalar karşısında imanın kalpteki varlığını koruması oldukça güçleşir.

Bu parçada anlatılanlardan hareketle bilgi, iman ve amel ilişkisine dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

  1. A
    Dini konularda doğru ve kesin bilgiye sahip olmak, kişiyi kalbi bir tasdike gerek kalmaksızın doğrudan mümin kılmaya yeterlidir.
  2. B
    Amel, imanın tanımına dâhil bir rükün olduğundan, ibadetlerini yerine getirmeyen bir kimsenin kalbindeki inanç da yok hükmündedir.
  3. Bilgi imanın zihni hazırlayıcısı, salih ameller ise kalpte gerçekleşen tasdiki dış dünyada koruyan ve güçlendiren bir kalkandır.Cevap
  4. D
    İnanc��nı amellerle desteklemeyen bir kimsenin dünyada mümin olarak tanınması için diliyle yapacağı ikrarın hiçbir değeri yoktur.
  5. E
    Taklidî düzeyde kalan bir imana sahip olan kimselerin ibadetleri, bilgiye dayanmadığı gerekçesiyle dinen geçersiz sayılır.

Cevap

Bilgi imanın zihni hazırlayıcısı, salih ameller ise kalpte gerçekleşen tasdiki dış dünyada koruyan ve güçlendiren bir kalkandır.
Doğru yargı, bilginin imanın zihni hazırlayıcısı olduğunu, salih amellerin ise kalpteki tasdiki dış dünyadaki olumsuz etkenlere karşı koruyan bir kalkan olduğunu belirtmektedir. Parçadaki gayrimüslim araştırmacı örneği bilginin tek başına yeterli olmadığını gösterirken, inancın ibadet ve ahlakla beslenmemesi durumunda korunmasının zorlaşacağı tespiti amelin koruyucu rolünü ortaya koyar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki bilgi ve iman ilişkisi çözümlenir.
Dini esasları bilmenin tek başına imanı oluşturmadığı, zihni bilginin ötesinde kalbi teslimiyetin (tasdik) şart olduğu belirlenir.
Parçada gayrimüslim bir araştırmacının teorik bilgisine rağmen kalbiyle inanmadığı sürece mümin kabul edilemeyeceği örneğinden bu sonuca ulaşılır.
2
Parçadaki iman ve amel ilişkisi analiz edilir.
Amelin imanın bir parçası olmadığı ancak kalpteki inancın korunmasında ve güçlenmesinde hayati bir koruyucu işlevi bulunduğu sonucuna varılır.
Metindeki 'inancını ibadet ve ahlakla beslemeyenlerin imanın varlığını korumasının zorlaşacağı' ifadesi bunu desteklemektedir.
3
Seçeneklerdeki ifadeler parçada ulaşılan sonuçlarla karşılaştırılır.
Bilginin zihni bir hazırlık safhası olduğu, salih amellerin ise kalpteki inancı besleyip dış fırtınalara karşı koruyan bir kalkan işlevi gördüğü yargısı en doğru ifade olarak belirlenir.
Parçanın ana fikri ve verilen analojiler (inanç meşalesi ve rüzgar fırtınası) bu yargıyla tam olarak örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Bilgi, iman ve amel arasındaki bütünsel ve tamamlayıcı ilişki
Tahmini Süre:2m 0s
Bu soruyu puanla