Bir kimsenin bir hakikati zihnen bilmesi, ona iman ettiği anlamına gelmez. Söz gelimi, İslam’ın temel inanç esaslarını araştıran ve bunların mantıksal tutarlılığını onaylayan bir gayrimüslim araştırmacı, bu bilgisine rağmen kalbiyle teslimiyet gösterip inanmadıkça mümin olarak nitelendirilemez. Diğer taraftan, kalbinde inanç meşalesini yakan bir kimse de bu inancını ibadetlerle ve ahlaki erdemlerle beslemezse, dünyevi fırtınalar karşısında imanın kalpteki varlığını koruması oldukça güçleşir.
Bu parçada anlatılanlardan hareketle bilgi, iman ve amel ilişkisine dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- ADini konularda doğru ve kesin bilgiye sahip olmak, kişiyi kalbi bir tasdike gerek kalmaksızın doğrudan mümin kılmaya yeterlidir.
- BAmel, imanın tanımına dâhil bir rükün olduğundan, ibadetlerini yerine getirmeyen bir kimsenin kalbindeki inanç da yok hükmündedir.
- Bilgi imanın zihni hazırlayıcısı, salih ameller ise kalpte gerçekleşen tasdiki dış dünyada koruyan ve güçlendiren bir kalkandır.Cevap
- Dİnanc��nı amellerle desteklemeyen bir kimsenin dünyada mümin olarak tanınması için diliyle yapacağı ikrarın hiçbir değeri yoktur.
- ETaklidî düzeyde kalan bir imana sahip olan kimselerin ibadetleri, bilgiye dayanmadığı gerekçesiyle dinen geçersiz sayılır.
Cevap
Bilgi imanın zihni hazırlayıcısı, salih ameller ise kalpte gerçekleşen tasdiki dış dünyada koruyan ve güçlendiren bir kalkandır.
Doğru yargı, bilginin imanın zihni hazırlayıcısı olduğunu, salih amellerin ise kalpteki tasdiki dış dünyadaki olumsuz etkenlere karşı koruyan bir kalkan olduğunu belirtmektedir. Parçadaki gayrimüslim araştırmacı örneği bilginin tek başına yeterli olmadığını gösterirken, inancın ibadet ve ahlakla beslenmemesi durumunda korunmasının zorlaşacağı tespiti amelin koruyucu rolünü ortaya koyar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Bilgi, iman ve amel arasındaki bütünsel ve tamamlayıcı ilişki
Tahmini Süre:2m 0s