Bir dedektif, olay yerindeki kanıtları incelemeden, tamamen kişisel önsezilerine dayanarak failin kırmızı şapkalı bir adam olduğunu öne sürer. Yapılan soruşturma sonucunda failin gerçekten de kırmızı şapkalı bir adam olduğu ortaya çıkar. Ancak dedektifin bu tahmini, rastlantısal bir isabetten ibarettir. Diğer yandan, dosyayı devralan savcı; parmak izi analizleri, kamera kayıtları ve görgü tanıklarının ifadelerini inceleyerek failin kırmızı şapkalı adam olduğunu rasyonel kanıtlarla ortaya koyar.
Bu parçada anlatılan durumdan yola çıkılarak bilgi felsefesinin temel kavramlarına dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- Dedektifin iddiası dış dünyadaki durumla uyuştuğu için doğruluk değeri taşır ancak rasyonel gerekçelerle temellendirilmediği için bilgi niteliği kazanamaz.Cevap
- BSavcının ulaştığı kanıtlar doğruluğu temsil ederken, dedektifin rastlantısal tahmini doğrudan dış dünyadaki somut gerçekliğin kendisidir.
- CDedektifin ve savcının iddiaları aynı nesneye yöneldiği için her iki durum da suje ile obje arasında kurulan bilgi aktının rasyonel bilgi kaynağına dayandığını gösterir.
- DDedektifin iddiası temellendirilmediği için doğrudan doğru bilgiye ulaşmanın imkansızlığını savunan septik bir tavrı yansıtır.
- ESavcının temellendirme süreci olgusal dünyadaki somut gerçekliği yaratırken, dedektifin zihinsel çıkarımı bu gerçekliğe doğruluk kazandırır.
Cevap
Dedektifin iddiası dış dünyadaki durumla uyuştuğu için doğruluk değeri taşır ancak rasyonel gerekçelerle temellendirilmediği için bilgi niteliği kazanamaz.
Dedektifin iddiasının dış dünyayla uyuşması onun doğru olduğunu gösterir; fakat bu doğruluğun arkasında rasyonel bir gerekçe (temellendirme) olmadığı sürece bu iddia felsefi anlamda bir bilgi değeri taşımaz. Doğru bir iddianın bilgiye dönüşmesi için temellendirilmesi zorunludur. Dolayısıyla dedektifin iddiası doğruluk taşır ancak temellendirilmediği için bilgi değildir ifadesi doğrudur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Doğruluk, Gerçeklik ve Temellendirme Arasındaki İlişki