Estetik, salt duyusal algının sınırlarını aşarak nesnelerin gerisindeki mutlak varoluşsal özü kavrama ve anlamlandırma çabasıdır. Nitekim ünlü sanat felsefecisi Croce, 'Sanat, kavramsal bir kategori değil; doğrudan doğruya sezginin ve özgür ifadenin ta kendisidir.' diyerek bu yaratıcı arayışın ontolojik sınırlarını çizer. Pozitif bilimsel bilgi dünyayı rasyonel ve nesnel ölçümlerle sınırlandırarak açıklamaya çalışırken sanat, insanın içsel hakikatini ve öznelliğini görünür kılma amacı taşır; bu yönüyle sanatın, pozitif bilimlere kıyasla insan ruhunda çok daha derin ve köklü bir varoluşsal temele dayandığı söylenebilir. Yapılan son nöroestetik araştırmalarına göre, deneklerin %68'i nitelikli bir sanat yapıtı karşısında deneyimledikleri estetik hazzın, bilimsel bir kuramı çözümlediklerinde duydukları entelektüel doyumdan niceliksel olarak daha sarsıcı olduğunu belirtmişlerdir. Özünde sanatın bu büyüleyici gücü, insanı kendi gerçekliğiyle yüzleştiren o biricik dönüştürücü işlevinde gizlidir.
Bu parçanın anlatımına ilişkin ortaya konan, 'Metinde birden fazla tanımlama yapılmış, Croce��nin görüşü dolaylı aktarımla tanık gösterilmiş ve karşılaştırmalı nicel verilere dayalı sayısal verilerden yararlanılmıştır.' yargısı doğru mudur?
Cevap: Cevap