Sözlükler, genellikle dildeki sözcüklerin anlamlarını sabitleyen, onları alfabetik bir düzen içinde koruyan statik başvuru kaynakları olarak görülür. Oysa sözlükçülük tarihi incelendiğinde, bu çalışmaların aslında toplumsal değişimin dinamik birer aynası olduğu anlaşılır. Zamanla anlam kaymasına uğrayan, kullanımdan düşen ya da yeni ortaya çıkan kavramlar; o toplumun kültürel, bilimsel ve siyasi yönelimlerinin somut göstergeleridir. Bir sözlük yazarının kelime seçimleri ve tanımlama biçimleri, döneminin değer yargılarını, dünya görüşünü ve hatta iktidar ilişkilerini yansıtır. Dolayısıyla sözlükler, dilin kurallarını koyan kılavuzlar olmanın ötesinde, toplumsal zihniyetin tarihsel gelişimini belgeleyen kültürel vesikalardır.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
- Sözlüklerin, toplumsal zihniyet ve değişimleri yansıtan birer kültürel belge niteliği taşımasıCevap
- BDildeki sözcüklerin zaman içinde uğradığı anlam değişmelerinin sözlük yazımını zorlaştırması
- CSözlük yazarlarının, tarafsız bir bakış açısıyla toplumsal olayları kaydetmesi gerektiği
- DSözlüklerin, dil kurallarını belirlemede ve sözcüklerin doğru yazılışlarını korumada üstlendiği rol
- EToplumsal değişimin hızlanmasıyla birlikte sözlükçülük tarihine olan ilginin artması