Catherine Malabou’nun felsefi düşüncesinde merkezî bir yer tutan 'plastisite' (şekillendirilebilirlik) kavramı, neoliberal sistemin dayattığı 'esneklik' (flexibility) kavramından radikal biçimde ayrışır. Esneklik; dışarıdan gelen etkilere uyum sağlama, bükülme fakat kendi özgün izini bırakamadan edilgen bir kabulleniş içinde olma durumudur. Oysa plastisite; sadece biçim almayı değil, aynı zamanda biçim vermeyi, direnmeyi ve gerekirse mevcut yapıyı yıkıp yeni bir varoluş yaratmayı içerir. Beynin hasar gördüğünde yeni bağlantılar kurarak kendini yeniden yapılandırmasını (nöroplastisite) örnek gösteren Malabou, zihinsel süreçlerin ve politik öznelliğin de bu dinamikle şekillendiğini savunur. Plastisite, değişimin hafızasını taşırken esneklik, geçmişi silip sürekli yeni bir şekil almaya zorlar. Bu bağlamda plastisite, bireyin edilgen bir uyum nesnesi olmaktan çıkıp aktif bir tarihsel özneye dönüşmesinin imkânını sunar.
Bu parçaya göre Catherine Malabou’nun "plastisite" kavramıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- ANeoliberal düzenin esneklik beklentisinden farklı olarak edilgen bir uyum sağlama sürecinden ibaret olmadığına
- Bireyin değişen piyasa koşullarına ve kurumsal beklentilere hızlı bir şekilde ayak uydurmasını kolaylaştırdığınaAnswer
- CGerçekleşen dönüşümlerin izlerini koruyarak geçmişin belleğini bünyesinde barındırdığına
- DMevcut yapıları gerektiğinde ortadan kaldırıp yerine yeni varoluş formları üretme gücü taşıdığına
- ENörobiyolojik bir olgudan hareketle zihinsel süreçlerin ve politik öznelliğin inşasına uyarlandığına