Edebi tercümede erek dilin kültürel kodlarına tam uyum sağlama (yerlileştirme) çabası, metni okur için pürüzsüz ve tanıdık kılarken aslında metnin ait olduğu kültürün özgün dünyasını ve dilsel farklılıklarını görünmez kılar. Buna karşılık, kaynak metnin yabancılığını koruyan (yabancılaştırma) bir yaklaşım, okuru kendi dilinin alışılmış sınırlarının dışına çıkmaya zorlar. Çeviri eylemi, yalnızca iki dil arasında bir köprü kurmak değil, erek kültürün kendi düşünce dünyasında açacağı gediklerle onun sınırlarını genişletmek ve dönüştürmektir. Dolayısıyla başarılı bir çeviri, okuru rahat ettiren bir uyumlamadan ziyade, onu yabancı olanla yüzleştirerek kendi dilinin ve kültürünün mutlaklığı algısını sarsan bir edimdir.
Bu parçada çeviri eylemiyle ilgili olarak vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- AÇeviri sürecinde kaynak ve erek dillerin kültürel ögelerini harmanlayarak her iki toplumun da kolayca benimseyebileceği ortak bir dil oluşturmanın gerekliliği
- BÇeviri eyleminde kaynak metnin üslubunu koruma çabası ile erek dilin anlatım olanaklarını zenginleştirme arasındaki yapısal uyumsuzluklar
- Çevirinin asıl değeri, okuru kendi kültürel dünyasının dışına çıkarıp yabancı olanla karşı karşıya getirerek erek kültürün dilsel ve zihinsel sınırlarını genişletmesindedirAnswer
- DErek dilin kültürel kodlarına göre biçimlendirilmeyen çevirilerin, okur kitlesi tarafından reddedilerek edebi değerini zamanla kaybetmesi
- EEdebi metinlerin çevirisinde, kaynak dilin sözcük kadrosunun erek dildeki en yakın anlamlı karşılıklarıyla ikame edilmesinin zorunlu olduğu