Müzikteki esler ya da konuşma esnasındaki duraklamalar, ilk bakışta sadece birer boşluk, işitsel bir kesinti veya eylemsizlik anı olarak algılanabilir. Oysa sessizlik, sanılandan çok daha aktif bir rol üstlenerek sesin ve sözün sınırlarını çizen, onlara asıl estetik ve anlamsal değerini kazandıran kurucu bir ögedir. Nota aralarındaki o sessiz boşluklar olmasaydı en kusursuz melodi bile karmaşık bir gürültü yığınından ibaret kalırdı; kelimeler arasındaki duraklamalar olmasaydı beşerî iletişim, anlaşılması imkânsız tekdüze bir ses akışına dönüşürdü. Dolayısıyla sessizlik, sesin karşıtı veya onun yokluğu değildir; aksine sesin var olabilmesi ve zihinde anlamlı bir yankı bulabilmesi için gereken temel zemindir. Tıpkı bir tablodaki boş alanların figürleri görünür kılması gibi, yaşamdaki ve sanattaki sessizlik anları da anlamın belirginleşmesini sağlar.
Bu parçada sessizlikle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- AMüzikte ve beşerî iletişimde duraklama anlarının, işitsel akışı kesintiye uğratan eylemsizlikler olarak kabul gördüğü.
- BSanatta ve günlük yaşamda sessizlik anlarının doğru planlanmasının, iletilmek istenen mesajın etkisini doğrudan artırdığı.
- Sessizliğin, ses ve sözün karşıtı olmaktan ziyade onların belirginleşmesini ve anlam kazanmasını sağlayan kurucu bir zemin olduğu.Answer
- DSanatsal yapıtlarda ve konuşma eyleminde sessizliğin, alıcının zihninde estetik bir doyum oluşturmak için tek başına yeterli olduğu.
- EBeşerî iletişimin tekdüzeliğe dönüşmesini engelleyen yegâne unsurun kelimeler arasındaki duraksamalar olduğu.