Sosyolog Arlie Hochschild tarafından kavramsallaştırılan "duygusal emek", bireyin ücret karşılığında, çalıştığı kurumun beklentilerine uygun olarak duygularını yönetmesi, bastırması veya yeniden şekillendirmesi sürecini ifade eder. Özellikle hizmet sektöründe belirginleşen bu emek biçimi, çalışanların yalnızca fiziksel ve zihinsel değil, aynı zamanda hissi bir performans sergilemesini de zorunlu kılar. Birey, içsel hisleri ile iş tanımının gerektirdiği dışsal ifadeler arasındaki uçurumu kapatmaya çalışırken "yüzeysel rol yapma" veya "derin rol yapma" tekniklerine başvurur. Yüzeysel rol yapmada çalışan, hissetmediği bir duyguyu sadece mimik ve davranışlarla taklit ederken; derin rol yapmada kendi iç dünyasını gerçekten o duyguya inandırmaya çalışır. Ancak bu sürekli uyum çabası, zamanla bireyin kendi gerçek hislerine yabancılaşmasına ve tükenmişlik sendromu yaşamasına yol açabilir.
Bu parçaya göre "duygusal emek" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- AHizmet sektöründeki işlerin, çalışanlardan zihinsel ve bedensel çabanın ötesinde hissi bir katılım da talep ettiğine
- BÇalışanın, hissetmediği bir duyguyu yalnızca dışsal jest ve taklitlerle sunmasının yüzeysel rol yapma olarak tanımlandığına
- Duygusal emek tekniklerinin, hizmet alan müşterilerin memnuniyet düzeyini ve iş verimliliğini artırmak amacıyla geliştirildiğineAnswer
- DDerin rol yapma sürecinde çalışanın, kendisinden beklenen hissi içsel olarak da hissetmeye çabaladığına
- EDuygusal uyum sağlama çabasının çalışan üzerinde psikolojik yıpranmaya ve kendine yabancılaşmaya neden olabileceğine