Şehirlerin sadece betondan ve çelikten ibaret, doğaya tamamen yabancılaşmış yapay alanlar olduğu düşüncesi oldukça yaygındır. Birçok insan, kentsel alanları yaşamın doğal akışını kesintiye uğratan birer 'yapaylık abidesi' olarak görür. Oysa bu bakış açısı, şehirlerin de tıpkı birer canlı organizma gibi beslenen, büyüyen, atık üreten ve çevreyle sürekli etkileşim hâlinde olan organik sistemler olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir. Şehirler, kendi iç dinamikleriyle nefes alan, dönüşen ve içinde yaşayan toplulukların ortak hafızasıyla şekillenen yaşayan ekosistemlerdir. Dolayısıyla onları doğanın karşı kutbu olarak değil, doğanın insan eliyle dönüştürülmüş özgün birer parçası olarak kabul etmek gerekir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
- AAçıklama
- TartışmaAnswer
- CÖyküleme
- DBetimleme
- ETanımlama