Bilimsel modeller, karmaşık doğal fenomenleri anlaşılır kılmak adına gerçeği basitleştiren soyutlamalardır. Ancak modern bilimsel pratiklerde, modelin içsel tutarlılığı ve matematiksel zarafetinin, onun doğadaki karşılığıyla olan ontolojik bağının önüne geçebildiği görülür. Gözlemlenen gerçeklik ile model arasındaki sapmalar, modelin revize edilmesi yerine 'sisteme dahil edilemeyen gürültü' olarak dışlandığında, model kendi kendini doğrulayan kapalı bir anlatıya dönüşür. Bu durum, bilimin doğay�� anlama çabasını, doğayı kendi inşa ettiği matematiksel şablonlara sığdırma gayretine indirgemektedir. Dolayısıyla model, gerçeği açıklayan bir araç olmaktan çıkıp, gerçeğin yerine geçen ve onu görünmez kılan kuramsal bir hegemonya kurmaktadır.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- ABilimsel modellerin ba��arısı, doğadaki karmaşık olguları ne ölçüde basitleştirebildiğine ve sistem dışı kalan verileri ne kadar iyi ayıkladığına bağlıdır.
- BModern bilimin doğayı anlama arayışı, gözlem ve deneyin sunduğu verilerin matematiksel kuramlar aracılığıyla sistemleştirilmesini zorunlu kılmaktadır.
- Bilimsel modellerin kendi iç tutarlılıklarına ve formel yapılarına öncelik verilmesi, bu modellerin gerçeği açıklama işlevini yitirerek gerçeği perdeleyen ve kendi doğrusunu dayatan yapılara dönüşmesine yol açmaktadır.Answer
- DModelleme sürecinde gerçekliğe ait bazı detayların göz ardı edilmesi, bilimin doğayı kontrol etme ve kendi kurallarına göre yeniden biçimlendirme gayretinden kaynaklanır.
- EModeller ile somut gerçeklik arasındaki uyumsuzlukların giderilmesi, kuramsal sistemlerin içsel tutarlılığı ile dışsal gözlemlerin dengelenmesini gerektirir.