Hermeneutik adaletsizlik, bir kişinin toplumsal deneyimlerini anlamlandırma ve başkalarına aktarma sürecinde, ortak anlam dağarcığındaki boşluklar nedeniyle dezavantajlı duruma düşmesini ifade eder. Bu durum, özellikle marjinal grupların kendi yaşadıkları haksızlıkları adlandıracak veya açıklayacak kavramsal araçlardan yoksun bırakılmasıyla belirginleşir. --------. Örneğin, 'cinsel taciz' kavramı literatüre girmeden önce, bu deneyimi yaşayan kadınlar maruz kaldıkları durumu ne kendilerine tam olarak açıklayabiliyor ne de bunu hukuki ya da toplumsal bir zeminde dile getirebiliyorlardı. Dolayısıyla, ortak dilsel ve kavramsal alandaki bu eksiklik, doğrudan doğruya adaletsizliğin kendisini görünmez kılarak sürdürmektedir.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- ADil, toplumsal değişimin gerisinde kaldığı sürece akademik terimlerin halk tabanında yayılması ve kabul görmesi oldukça zaman almaktadır.
- Başka bir deyişle, birey maruz kaldığı olumsuz deneyimi tanımlayacak kelimeleri bulamadığında, bu deneyim hem kendisi için belirsizleşir hem de başkalarına iletilemez hâle gelir.Answer
- CToplumsal cinsiyet eşitliği mücadeleleri, son yüzyılda kavramsal dağarcığın zenginleşmesine ve yeni yasal düzenlemelerin yapılmasına öncülük etmiştir.
- DBireylerin yaşadıklar�� travmatik olayları zihinlerinde nasıl anlamlandırdıkları, tamamen kişisel psikolojik savunma mekanizmalarına bağlı olarak değişir.
- EAslında toplumsal deneyimlerin paylaşılması için dile ihtiyaç duyulmadığı, bireylerin ortak duygularla da anlaşabileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.