Enformasyon teknolojilerinin sunduğu sınırsız depolama kapasitesi, insanlığı her şeyi kaydetme ve hatırlama yönünde görünmez bir baskı altında tutmaktadır. Ancak insan belleği ve toplumsal hafıza, seçici bir unutma mekanizması üzerine kuruludur. Jorge Luis Borges’in "Bellek Funes" karakterinde resmettiği gibi, her şeyi en ince ayrıntısına kadar hatırlayan bir zihin, genelleme yapma, kavramlaştırma ve dolayısıyla düşünme yetisinden yoksundur. Benzer şekilde, geçmişin tüm kültürel üretimlerini, hiçbir ayrım gözetmeksizin dijital arşivlerde ebediyen saklamaya çalışmak, bugünün yaratıcı enerjisini geçmişin devasa tortusu altında ezme riski taşır. Kültürün kendini yenileyebilmesi ve geleceğe yön verebilmesi için, geçmişin yükünden kurtulması, yani bilinçli bir 'unutuş' filtresinden geçmesi hayati bir zorunluluktur. Arşivciliğin mutlaklaştırdığı korumacı refleks, ironik bir biçimde, yaşayan kültürün devinimini felç eden bir durağanlığa yol açabilir.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- Kültürel canlılığın ve zihinsel yaratıcılığın sürdürülebilmesi, geçmiş birikimin seçici bir elenmeye tabi tutulması ve bilinçli olarak unutulmasıyla mümkündür.Answer
- BDijital teknolojilerin sağladığı sınırsız veri depolama imkanlarının toplumsal bellek ve arşivcilik faaliyetleri üzerindeki dönüştürücü etkileri.
- CGelecek kuşaklara aktarılacak kültürel mirasın sınırlandırılması, arşivleme teknolojilerinin maliyet ve yönetimsel zorluklarından kaynaklanmaktadır.
- DYazar, dijitalleşmenin getirdiği bilgi yükünü Borges'in edebi kurguları ��zerinden somutlaştırarak nesnel bir dille eleştirmektedir.
- EBelleğin ve toplumsal hafızanın korunması, geçmişteki tüm sanatsal ve entelektüel üretimin eksiksiz bir biçimde tasnif edilip arşivlenmesini gerektirir.