Çoklu Paragraf Soruları

85 questions

Question 21Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Koku duyusu, insan beyninde duygusal hafıza ve öğrenmeden sorumlu olan amigdala ve hipokampus bölgeleriyle doğrudan bağlantılı tek duyu organıdır. Diğer duyulardan gelen uyarıcılar önce talamusa uğrayıp burada filtrelenirken, kokular talamusa uğramadan doğrudan koku soğanına ve oradan da limbik sisteme ulaşır. Bu anatomik ayrıcalık, belirli bir kokunun bizi yıllar öncesine, o kokuyu ilk kez deneyimlediğimiz ana aniden götürmesine yol açar. Edebiyatta Marcel Proust’un 'Kayıp Zamanın İzinde' romanında çaya batırılan madlen kekinin kokusuyla çocukluk anılarına dönmesini anlatmasından dolayı bu durum bilim dünyasında 'Proust Fenomeni' olarak adlandırılır. Araştırmalar, kokuların tetiklediği anıların, görsel ya da işitsel uyarıcıların tetiklediklerine kıyasla çok daha güçlü bir duygusal yoğunluğa ve geçmişe götürme gücüne sahip olduğunu göstermektedir.

Bu parçaya göre koku duyusuyla tetiklenen anıların diğer duyulara göre daha güçlü olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Koku uyarıcılarının beyinde talamus filtresine uğramadan doğrudan duygu ve hafıza merkezlerine ulaşması

Answer

Koku uyarıcılarının beyinde talamus filtresine uğramadan doğrudan duygu ve hafıza merkezlerine ula��ması
Koku uyarıcılarının beyinde talamus filtresine uğramadan doğrudan duygu ve hafıza merkezlerine ulaşması ifadesini içeren seçenek doğrudur. Çünkü parçada kokuların talamusa uğramadan doğrudan koku soğanına ve oradan limbik sisteme ulaştığı, bu anatomik ayrıcalığın anıları aniden tetiklediği açıkça ifade edilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki koku duyusunun anatomik/biyolojik çalışma mekanizmasını incelemek.
Koku duyusunun talamusa uğramadan doğrudan koku soğanına ve oradan duygu/öğrenme merkezleri olan amigdala ve hipokampusu içeren limbik sisteme ulaştığı belirlenir.
Anıların güçlü tetiklenmesinin altındaki biyolojik ve anatomik sebebi bulmak için parçadaki bu mekanizmayı tespit etmemiz gerekir.
2
Parçadaki 'anatomik ayrıcalık' ifadesiyle kurulan neden-sonuç ilişkisini analiz etmek.
Bu anatomik farkın (talamusa uğramadan doğrudan limbik sisteme ulaşmanın), anıların diğer duyulara göre daha güçlü ve duygusal bir şekilde tetiklenmesine yol açtığı ('Bu anatomik ayrıcalık... yol açar') sonucuna varılır.
Sorunun kökündeki 'temel nedeni' ifadesini doğrudan karşılayan bilimsel gerekçeyi tespit etmek amacıyla.
3
Seçenekleri analiz ederek bu temel nedeni tam olarak karşılayan ifadeyi bulmak.
Koku uyarıcılarının beyinde talamus filtresine uğramadan doğrudan duygu ve hafıza merkezlerine ulaştığını belirten seçeneğin doğru olduğu doğrulanır.
Yanlış seçenekleri eleyip doğru cevabı kesinleştirmek için.

Key Concept

Paragrafta doğrudan veya dolaylı olarak sunulan neden-sonuç ilişkilerini ve temel nedenleri belirleme, çoklu paragraf yapısında sunulan bilimsel açıklamaları anlama.
Estimated Time:1m 30s
Question 22Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Epistemik adaletsizlik; bireylerin, bilgi üreten, aktaran ya da yorumlayan özneler olarak kapasitelerinin haksız biçimde göz ardı edilmesi veya zedelenmesi durumunu ifade eder. Miranda Fricker tarafından kavramsallaştırılan bu olgu, temel olarak iki boyutta incelenir: 'tanıklık adaletsizliği' ve 'yorumsal adaletsizlik'. Tanıklık adaletsizliğinde, dinleyicinin ön yargıları sebebiyle konuşmacının aktardığı bilgilere hak ettiğinden daha az güvenilirlik payı biçilir. Yorumsal adaletsizlik ise toplumsal deneyimlerin anlamlandırılmasında ortaya çıkar. Burada, dezavantajlı grupların kendi yaşadıkları deneyimleri hem kendilerine hem de topluma açıklayabilmelerini sağlayacak ortak kavramsal araçlardan yoksun bırakılması söz konusudur. Örneğin, 'cinsel taciz' kavramı hukuksal ve toplumsal literatürde tanımlanmadan önce, bu deneyime maruz kalan kişilerin yaşadıklarını ifade edecek ortak bir dil bulamamaları, bu durumun tipik bir yansımasıdır.

Bu parçadaki açıklamalardan yola çıkılarak aşağıdakilerin hangisinde yorumsal adaletsizliğe örnek oluşturabilecek bir durum söz konusudur?

Show answer & explanation

Answer: İş yerinde psikolojik baskıya maruz kalan bir çalışanın, bu deneyimi tanımlayan kurumsal veya yasal bir kavram henüz var olmadığı için yaşadığı yıpranmayı ifade etmekte yetersiz kalması.

Answer

İş yerinde psikolojik baskıya maruz kalan bir çalışanın, bu deneyimi tanımlayan kurumsal veya yasal bir kavram henüz var olmadığı için yaşadığı yıpranmayı ifade etmekte yetersiz kalması.
Doğru cevap, iş yerinde psikolojik baskı yaşayan çalışanın bunu tanımlayacak yasal veya kurumsal bir kavramın olmaması nedeniyle yaşadıklarını ifade edememesini belirten seçenektir. Parçada yorumsal adaletsizlik, dezavantajlı grupların yaşadıkları deneyimleri hem kendilerine hem de topluma açıklayabilmelerini sağlayacak ortak kavramsal araçlardan yoksun bırakılması şeklinde tanımlanmış ve yasal literatürde yer almayan 'cinsel taciz' kavramı üzerinden örneklendirilmiştir. Bu seçenekteki çalışanın durumu, yorumsal adaletsizlik tanımına tam olarak uymaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Parçada geçen 'yorumsal adaletsizlik' kavramının tanımını ve sınırlarını belirlemek.
Yorumsal adaletsizliğin, dezavantajlı grupların kendi yaşadıkları deneyimleri hem kendilerine hem de topluma açıklayabilmelerini sağlayacak ortak kavramsal araçlardan yoksun bırakılması durumunda ortaya çıktığı saptanır.
Doğru örneği seçebilmek için kavramın temel şartı olan 'deneyimi açıklayacak ortak kavramsal aracın (kelime/terim) yokluğu' kriterini netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen durumları bu tanıma göre incelemek.
İş yerinde psikolojik baskı yaşayan çalışanın, bu durumu tanımlayan kurumsal veya yasal bir kavram (örneğin mobbing) henüz var olmadığı için kendini ifade edememesi durumunun parçadaki 'cinsel taciz' örneğiyle birebir örtüştüğü görülür.
Çalışan, yaşadığı somut bir deneyimi toplumsal ve yasal literatürde bir karşılığı bulunmadığı için aktaramamaktadır; bu da yorumsal adaletsizliğin tanımıyla örtüşür.
3
Diğer seçeneklerdeki durumları eleyerek sağlamasını yapmak.
Görgü tanığının sosyoekonomik düzeyi nedeniyle dinlenmemesi tanıklık adaletsizliğidir. Diğer seçenekler ise epistemik adaletsizlik kapsamı dışındaki teknik, dilsel veya üslup odaklı iletişim engelleridir.
Çeldiricilerin hangi kavram yanılgılarına dayandığını saptayarak doğru seçeneğin tekliğini kesinleştirmek amacıyla bu analiz yapılır.

Key Concept

Yorumsal adaletsizlik kavramının tanımı ve somut durumlara uygulanması.

Hints

1
Parçadaki 'yorumsal adaletsizlik' tanımına odaklanın: Bir kişinin veya grubun yaşadığı deneyimi açıklayacak toplumsal/yasal bir terimin henüz var olmaması durumunu aramalısınız.
2
Seçeneklerde, yaşanılan olumsuz bir durumu dile getirebilecek ortak bir kavram veya sözcük bulunmadığı için kendini ifade edemeyen bireyin örneğini seçin.
Estimated Time:2m 30s
Question 23Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Sanat eserlerinin restorasyonu, geçmişin estetik değerlerini geleceğe taşırken aynı zamanda etik ve felsefi tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Bir sanat eserinin özgünlüğünü korumak ile onu zamana karşı dirençli kılmak arasındaki dengeyi bulmak, restorasyon uzmanlarının en büy��k çıkmazıdır. Tarih boyunca farklı yaklaşımlarla ele alınan bu süreç, günümüzde disiplinler arası bir hassasiyet kazanmıştır. Kimi uzmanlar, esere yapılan her türlü müdahalenin onun tarihsel yaşanmışlığını ve dolayısıyla biricikliğini zedelediğini savunmaktadır. Bu muhafazakar görüşe göre, eserin zamanla uğradığı bozulmalar da onun biyografisinin ayrılmaz bir parçasıdır ve müdahale edilmeden olduğu gibi bırakılmalıdır. Diğer taraftan, restorasyonun eseri tamamen yok olmaktan kurtarmak için kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu dile getiren karşıt görüş sahipleri ise modern bilimsel yöntemlerle yapılan müdahalelerin eserin özüne zarar vermediğini, aksine onu yeniden görünür kıldığını belirtmektedir. Günümüzde bu iki keskin kutup arasındaki orta yol, çağdaş koruma kuramlarında yer bulan 'geri dönüştürülebilirlik' ilkesiyle aşılmaya çalışılmaktadır. Bu ilkeye göre, esere uygulanan her yeni işlem, gelecekte eserin orijinal yapısına hiçbir zarar vermeden tamamen geri alınabilecek nitelikte tasarlanmalıdır. Böylece hem eserin fiziksel ömrü uzatılmakta hem de gelecekteki olası teknolojik gelişmelerin veya değişen estetik algıların esere yeniden uygulanabilmesine imkan tanınmaktadır.

Bu parçaya göre restorasyonla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Sanat eserine uygulanan restorasyon işlemlerinin kalıcı olması ve gelecekte hiçbir şekilde geri alınamaması gerektiği

Answer

Sanat eserine uygulanan restorasyon işlemlerinin kalıcı olması ve gelecekte hiçbir şekilde geri alınamaması gerektiği
Parçada çağdaş koruma kuramlarında yer alan 'geri dönüştürülebilirlik' ilkesinden bahsedilmektedir. Bu ilkeye göre, esere uygulanan her yeni işlemin gelecekte eserin orijinal yapısına zarar vermeden tamamen geri alınabilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, restorasyon işlemlerinin kalıcı olması ve hiçbir şekilde geri alınamaması gerektiği yargısı bu bilgiyle doğrudan çelişmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice okuyun.
Soru kökünde restorasyonla ilgili 'söylenemez' olan seçeneği bulmamız istendiği belirlenir.
Olumsuz soru kökünü doğru analiz etmek, yanlış şıklara yönelmeyi engeller.
2
Parçada geçen 'geri dönüştürülebilirlik' kavramını ve bunun tanımını inceleyin.
Parçada, esere uygulanan her yeni işlemin gelecekte esere zarar vermeden tamamen geri alınabilecek nitelikte olması gerektiği belirtilmiştir.
Seçeneklerdeki ifadelerin parçadaki bilgilerle uyuşup uyuşmadığını denetlemek için bu tespit gereklidir.
3
Seçenekleri parçadaki bilgilerle karşılaştırarak yanlış olan yargıyı tespit edin.
Restorasyon işlemlerinin kalıcı olması ve geri alınamaması gerektiğini belirten yargının, parçada anlatılan geri dönüştürülebilirlik ilkesiyle doğrudan çeliştiği görülür.
Parçayla açıkça çelişen bu yargı, restorasyonla ilgili söylenemeyecek olan doğru cevaptır.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce (Olumsuz Soru Kökü)
Estimated Time:1m 30s
Question 24Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Dijital amnezi, bireylerin ihtiyaç duydukları bilgilere arama motorları ve akıllı cihazlar aracılığıyla anında ulaşabileceklerini bilmelerinden ötürü, bu bilgileri kendi belleklerinde depolamaktan vazgeçmeleri durumunu ifade eder. Günümüzde akıllı telefonlar ve internet ağları, adreslerden telefon numaralarına, tarihi olaylardan günlük planlara kadar her türlü veriyi hafızasında tutarak insan beyninin yükünü büyük ölçüde hafifletmektedir. Ancak bu durum, beynin bilgiyi işleme ve uzun süreli belleğe aktarma mekanizmalarını tembelleştirmektedir. Bilişsel psikologlar, bilginin dışsal bir depolama birimine aktarılmasının, bilginin öğrenilme derinliğini azalttığını ve bireyleri teknolojik altyapıya bağımlı kıldığını belirtmektedir. Zira insan belleği, bilgiyi geri çağırırken kurduğu nöral bağlantılar sayesinde gelişir ve aktif kalır. Bilgiye zahmetsizce erişmek, bu nöral patikaların zamanla zayıflamasına yol açar. Öte yandan bazı araştırmacılar, dijital amnezinin olumsuz bir durumdan ziyade, insan zihninin evrimsel bir adaptasyonu olduğunu savunmaktadır. Bu görüşe göre beyin, değişen çevre koşullarına uyum sağlayarak gereksiz ayrıntıları depolamak yerine bilişsel kaynaklarını daha karmaşık analizler yapmaya ve yaratıcı düşünmeye yönlendirmektedir. Dolayısıyla dijital araçlar, zihinsel kapasiteyi kısıtlayan bir unsur olmaktan ziyade, beynin sınırlarını genişleten dışsal bir bellek protezi işlevi görmektedir. Bu iki farklı yaklaşım, dijitalleşmenin bilişsel süreçlerimiz üzerindeki çok boyutlu etkilerini anlamamız açısından önemli ipuçları sunmaktadır.

Bu parçadan hareketle dijital amneziyle ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Dijital amnezinin, bilişsel kaynakların daha karmaşık ve yaratıcı süreçlere ayrılmasını engelleyen olumsuz bir uyum süreci olduğuna

Answer

Dijital amnezinin, bilişsel kaynakların daha karmaşık ve yaratıcı süreçlere ayrılmasını engelleyen olumsuz bir uyum süreci olduğuna
Dijital amnezinin, bilişsel kaynakların daha karmaşık ve yaratıcı süreçlere ayrılmasını engelleyen olumsuz bir uyum süreci olduğu yargısına ulaşılamaz. Çünkü parçanın son bölümünde, bazı araştırmacıların dijital amneziyi olumsuz bir durumdan ziyade, insan zihninin evrimsel bir adaptasyonu olarak gördüğü belirtilmektedir. Bu görüşe göre beyin, gereksiz ayrıntıları depolamak yerine bilişsel kaynaklarını daha karmaşık analizler yapmaya ve yaratıcı düşünmeye yönlendirmektedir. Dolayısıyla, bu sürecin karmaşık ve yaratıcı süreçleri engellediği savı parçadaki bilgilerle çelişmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökü incelenerek parçadan ulaşılamayacak olan yargının arandığı tespit edilir.
Olumsuz soru köküne ('ulaşılamaz') dikkat edilerek, parçada doğrudan veya dolaylı olarak desteklenmeyen seçeneğin bulunması hedeflenir.
Soru kökünün olumsuz olduğunu belirlemek, yanlış seçeneklerin elenmesinde doğru stratejiyi kurmayı sağlar.
2
Parçadaki görüşler ve veriler seçeneklerle karşılaştırılır.
Bilgiye zahmetsiz erişimin nöral bağlantıları zayıflatması, dijital amneziye yönelik farklı yaklaşımların varlığı, dışsal depolamanın derinlemesine öğrenmeyi ve bağımsızlığı olumsuz etkilemesi, akıllı cihazların zihinsel yükü hafifletmesi gibi yargıların parçada açıkça ifade edildiği görülür.
Parçada yer alan bilgilerin seçeneklerdeki ifadelerle eşleştirilerek elenmesi gerekir.
3
Ulaşılamaz olan seçenekteki yargı parçadaki evrimsel adaptasyon savıyla karşılaştırılarak analiz edilir.
Parçada dijital amnezinin bilişsel kaynakları daha karmaşık analizler yapmaya ve yaratıcı düşünmeye 'yönlendirdiği' belirtilirken, seçenekte bu sürecin 'engellendiği' ve 'olumsuz' olduğu iddia edilmektedir; bu durum parçayla çelişmektedir.
Parçadaki bilgiyle doğrudan çelişen veya parçada yer almayan yargıyı saptayarak doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce (Ulaşılamaz Soru Tipi)
Question 25Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Pareidoli, insan zihninin rastgele veya belirsiz görsel uyarıcıları anlaml�� şekillere, özellikle de insan yüzlerine benzetme eğilimidir. Evrimsel psikologlara göre bu fenomen, insan türünün hayatta kalma mücadelesinin bir parçası olarak tarih öncesi dönemlerde gelişmiştir. İlkel doğa koşullarında, çalılıkların arasındaki yırtıcı bir hayvanın yüzünü hızlıca fark etmek, hayatta kalma ile ölüm arasındaki ince çizgiyi belirlemekteydi. Bu nedenle insan beyni, hata payını göze alarak belirsiz şekilleri tanıdık ve hayati örüntülere benzetmeye programlanmıştır. Günlük hayatta gökyüzündeki bulutları çeşitli hayvanlara benzetmek, priz deliklerini şaşırmış bir insan yüzü gibi görmek ya da Ay'ın yüzeyindeki lekelerde bir insan silueti fark etmek pareidoliye en yaygın örnekler arasında gösterilebilir. Yaygın kanının aksine bu durum bir akıl hastalığı veya zihinsel algı bozukluğu değil, beynin görsel işleme merkezlerinin oldukça sağlıklı ve hızlı çalıştığının önemli bir göstergesidir. Nörolojik araştırmalar, beyindeki temporal lobun alt kısmında yer alan 'fusiform yüz alanı' (FFA) adlı bölgenin yüzlerin tanınmasında kritik bir rol oynadığını ve pareidoli sırasında da tıpkı gerçek bir insan yüzüne bakılıyormuş gibi aktif hâle geldiğini göstermektedir. Dolayısıyla, cansız nesnelerde yüz benzeri yapılar gördüğümüzde zihnimiz, sosyal ilişkileri sürdürebilmek ve çevresini güvenli kılabilmek için milyarlarca yıldır geliştirdiği bu uzmanlaşmış bölgeyi devreye sokmaktadır. Sonuç olarak pareidoli, insan zihninin çevresini anlamlandırma, gruplandırma ve potansiyel tehlikelerden kendini koruma dürtüsünün modern dünyadaki zararsız bir yansıması olarak varlığını sürdürmektedir.

Bu parçadan hareketle pareidoli ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Sosyal ilişkilerde güçlük çeken bireylerde daha sık görülen bir algı bozukluğu olduğu

Answer

Sosyal ilişkilerde güçlük çeken bireylerde daha sık görülen bir algı bozukluğu olduğu ifadesi söylenemez.
Doğru seçenek 'Sosyal ilişkilerde güçlük çeken bireylerde daha sık görülen bir algı bozukluğu olduğu' ifadesini içeren seçenektir. Çünkü metinde pareidoli fenomeninin bir akıl hastalığı veya algı bozukluğu olmadığı, aksine beynin görsel işleme merkezlerinin oldukça sağlıklı ve hızlı çalıştığının bir göstergesi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ayrıca bu durumun sosyal ilişkilerde güçlük çeken bireylerde daha sık görüldüğüne dair herhangi bir bilgi metinde yer almamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice okuyarak temel konuyu ve ana fikri tespit etmek.
Parçanın pareidoli kavramını, evrimsel kökenini, günlük örneklerini ve nörolojik yapısını ele aldığı belirlenmiştir. Soru kökünün olumsuz yapıda ('söylenemez') olduğu saptanmıştır.
Seçenekleri değerlendirmeden önce parçanın sunduğu temel bilgileri ve sorunun bizden ne istediğini anlamak gerekir.
2
Her bir seçeneği parça ile karşılaştırarak doğruluğunu kontrol etmek.
Evrimsel süreç, günlük örnekler, FFA bölgesinin aktifleşmesi ve akıl hastalığı olmadığı yönündeki ifadelerin parçada doğrudan desteklendiği görülmüştür. Ancak sosyal ilişkileri zayıf bireylerde daha sık görülen bir algı bozukluğu olduğu yönündeki ifadenin parçada bulunmadığı ve parçadaki 'algı bozukluğu değildir' bilgisiyle çeliştiği belirlenmiştir.
Olumsuz soru köklerinde doğru cevaba ulaşmak için parçada geçmeyen ya da parçayla çelişen tek yargıyı bulmak gerekir.

Key Concept

Çoklu Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Olumsuz Soru Kökleri
Question 26Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Karar yorgunluğu, bireylerin gün içinde ardı ardına karar vermek zorunda kalması sonucu zihinsel olarak tükenmesi ve buna bağlı olarak kararlarının kalitesinde düşüş yaşanması durumunu ifade eder. Sosyal psikolojide ego tükenmesi (ego depletion) kuramıyla açıklanan bu olguya göre, insanın irade gücü ve seçici karar alma kapasitesi sınırlı bir enerji kaynağına benzer. Birey, sabah kıyafet seçiminden iş yerindeki karmaşık analizlere kadar yaptığı her seçimde bu kaynaktan harcar. Gün ilerledikçe bu zihinsel kaynaklar azaldığı için beyin, enerji tasarrufu sağlamak adına iki temel savunma mekanizmasından birini devreye sokar: İlki, alternatifleri derinlemesine düşünmeksizin dürtüsel kararlar vermek; ikincisi ise karar vermeyi tamamen erteleyerek eylemsiz kalmaktır. Modern yaşamın getirdiği bilgi bombardımanı ve bitmek bilmeyen seçenekler, bireyleri sürekli bir karar alma döngüsüne sokarak bu yorgunluğu kronik hale getirmektedir. Yapılan ampirik araştırmalar, özellikle yoğun bilişsel çaba gerektiren meslek gruplarında çalışanların, günün ilerleyen saatlerinde aldıkları kararların risk analizinden yoksun, aceleci veya statükoyu korumaya yönelik olduğunu göstermektedir. Örneğin, mesailerinin son saatlerindeki yargıçların şartlı tahliye taleplerini reddetme eğiliminin artması ya da hekimlerin daha zahmetsiz reçetelere yönelmesi bu durumun somut yansımalarıdır. Dolayısıyla karar yorgunluğu, sadece bireysel bir motivasyon kaybı veya geçici bir yorgunluk hissi değil; aynı zamanda hukuk, tıp ve iş d��nyasında hayati sonuçlara yol açabilen sistematik bir bilişsel problemdir.

Bu parçadan hareketle karar yorgunluğuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Karar verme mekanizmasında yer alan bilişsel süreçlerin uzmanlık düzeyi yüksek bireylerde yorgunluktan etkilenmediği

Answer

Karar yorgunluğunun uzmanlık düzeyi yüksek bireylerde bilişsel süreçleri etkilemediği yönündeki iddia parçadan çıkarılamaz.
Uzmanlık düzeyi yüksek bireylerin karar yorgunluğundan etkilenmediğini öne süren ifade parçadan çıkarılamaz. Aksine parçada, yoğun bilişsel çaba gerektiren meslek gruplarından olan yargıçların şartlı tahliye taleplerini reddetme eğiliminin artması ve hekimlerin zahmetsiz reçetelere yönelmesi gibi örneklerle, uzmanların da karar yorgunluğundan doğrudan etkilendiği somut biçimde ortaya konmaktadır. Bu nedenle bu yargı söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünün olumsuz yapıda olduğunu belirleyerek parçadaki anahtar kelimeleri ve yargıları analiz etmek.
Sorunun, parçada değinilmeyen ya da parçayla çelişen bir yargıyı bulmamızı istediği anlaşılır.
Okuma stratejisini doğru kurmak ve olumsuz soru kökünü gözden kaçırmamak.
2
Seçeneklerde sunulan iddiaları parçadaki ilgili cümlelerle tek tek karşılaştırmak.
İrade gücünün sınırlı bir kaynak olduğu, günlük basit seçimlerin enerji tükettiği, beynin alternatifleri düşünmeden hızlı karar verdiği ve bu durumun toplumsal/kurumsal alanlarda hatalara yol açtığı bilgileri parçada bulunurken, yüksek uzmanlığın karar yorgunluğunu engellediğine dair bir bilginin olmadığı tespit edilir.
Parçadaki yardımcı düşünceleri belirleyerek yanlış seçenekleri elemek.
3
Uzmanlık düzeyi yüksek meslek gruplarına dair parçadaki örnekleri değerlendirmek.
Parçada yargıç ve hekim gibi yüksek uzmanlık gerektiren mesleklerde de karar yorgunluğunun ciddi etkileri olduğu belirtildiğinden, uzman kişilerin bu durumdan etkilenmediği tezinin parçayla çeliştiği kesinleşir.
Doğru seçeneğin parçayla çeliştiğini doğrulayarak çözümü tamamlamak.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Question 27Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Biyomimikri, doğadaki modelleri, sistemleri ve unsurları inceleyerek bunları insanların karşılaştığı karmaşık sorunları çözmek amacıyla taklit eden veya onlardan ilham alan disiplinler arası bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, doğayı sadece bir hammadde deposu veya sömürülecek bir kaynak olarak görmekten ziyade, milyarlarca yıllık evrimsel süreçte mükemmelleşmiş bir mentör, bir model ve ölçü birimi olarak kabul eder. Geleneksel endüstriyel tasarım süreçleri çoğunlukla yüksek enerji tüketimi, toksik maddelerin kullanımı ve yoğun atık üretimiyle sonuçlanırken; biyomimikri sürdürülebilirliği, kendi kendini temizlemeyi ve yüksek enerji verimliliğini tasarımların merkezine yerleştirir. Örneğin, hızlı trenlerin tünellerden geçerken oluşturduğu gürültüyü azaltmak için yalıçapkını kuşunun gagasından esinlenilmesi ya da binaların havalandırma sistemlerinde termit yuvalarının mimari yapısının taklit edilmesi bu disiplinin en bilinen pratik çıktılarındandır. Doğadaki her organizma, milyonlarca yıldır devam eden zorlu doğal seçilim süzgecinden geçerek hayatta kalmayı başarmış, en az enerjiyle en yüksek performansı gösteren birer tasarım harikasıdır. Dolayısıyla biyomimikri, insanlığa sadece mekanik veya mimari çözümler sunmakla kalmaz; aynı zamanda ekolojik dengenin korunması adına doğa ile kurduğumuz tahrip edici ilişkiyi onarıcı ve uyumlu bir ortaklığa dönüştürme potansiyeli taşır. Bu felsefe, insan yapımı sistemlerin doğal ekosistemlerin bir parçası olarak yeniden kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu doğrultuda biyomimikri, sadece doğayı taklit etmekle sınırlı kalmayıp insanlığın gelecekteki teknolojik gelişimini doğayla bütünleşik ve sürdürülebilir kılma vizyonunu taşır.

Bu parçadan hareketle "biyomimikri" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Doğadaki tüm canlı mekanizmaların, insan yapımı endüstriyel sorunların her birine doğrudan uygulanabilecek hazır çözümler sunduğuna

Answer

Doğadaki tüm canlı mekanizmaların, insan yapımı endüstriyel sorunların her birine doğrudan uygulanabilecek hazır çözümler sunduğu yargısına ulaşılamaz.
Doğadaki tüm canlı yapıların insan yapımı her endüstriyel problem için doğrudan ve hazır çözümler sunduğu yargısı yanlıştır. Parçada biyomimikrinin doğadan ilham aldığı, onu model ve mentör olarak gördüğü belirtilmiş ancak doğadaki her yapının doğrudan uygulanabilecek hazır bir formül olduğu yönünde bir iddiaya yer verilmemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice okuyarak biyomimikri kavramının tanımını ve kapsamını belirleyin.
Biyomimikrinin doğadaki modelleri ve sistemleri inceleyerek insan sorunlarına çözümler bulmayı amaçlayan disiplinler arası bir yaklaşım olduğu anlaşılır.
Parçanın genel konusunu ve ana sınırlarını çizmek için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen yargıları parçadaki ifadelerle tek tek karşılaştırın.
Çevre sorunlarına onarıcı yaklaşım, evrimsel sürecin verimliliği, doğanın mentör olarak görülmesi ve hızlı tren/havalandırma örneklerinin tamamı parçadaki cümlelerle eşleşir.
Doğru ve yanlış çıkarımları birbirinden ayırt etmek için seçenek eleme yöntemi uygulanmalıdır.
3
Parçadaki sınırları aşan, aşırı genelleme veya yanlış yorum içeren seçeneği tespit edin.
Doğadaki tüm canlı mekanizmaların her probleme doğrudan uygulanabilecek hazır çözümler sunduğu iddiasının parçada yer almadığı ve parçanın genel mantığıyla çeliştiği görülür.
Biyomimikri doğadan ilham alır ancak tüm canlıların insan sorunlarına doğrudan entegre hazır formüller sunduğu genellemesi parçadan çıkarılamaz.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Question 28Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Sosyolog Mark Granovetter tarafından 1973 yılında yay��mlanan ve sosyolojinin en etkili makalelerinden biri kabul edilen 'zayıf bağların gücü' kuramı, bireylerin sosyal ağlarındaki ilişkilerin niteliği ile bilgi akışı arasındaki dinamik ilişkiyi mercek altına alır. Granovetter, sosyal ağlarda yer alan bağları temel olarak 'güçlü bağlar' (yakın arkadaşlar, aile bireyleri, düzenli görüşülen dostlar) ve 'zayıf bağlar' (tanıdıklar, eski i�� arkadaşları, ara sıra karşılaşılan kişiler) olmak üzere iki ana kategoriye ayırır. Kuramsal çerçeveye göre, bireyin yakın çevresini oluşturan güçlü bağlar, benzer sosyoekonomik yapılarda ve aynı bilgi havuzlarında hareket ettikleri için yeni fırsatların keşfinde genellikle yetersiz kalır. Çünkü bu sıkı gruptaki insanlar çoğunlukla aynı bilgi kaynaklarına erişebilir ve benzer bakış açılarına sahiptir. Buna karşın, daha seyrek iletişim kurduğumuz ve farklı sosyal çevrelerde yer alan zayıf bağlar, bireyin doğrudan erişiminin olmadığı dış dünyadaki ağlara birer köprü vazifesi görür. Dolayısıyla, yeni bir iş bulma, farklı bir fikir geliştirme ya da yenilikçi bir bilgiye ulaşma sürecinde zayıf bağlar, güçlü bağlara kıyasla çok daha stratejik ve belirleyici bir role sahiptir. Granovetter’in bu öncü çalışması, toplumsal yapıda bireyler arası mesafelerin ve gevşek görünen ilişkilerin, toplumsal bütünleşme ve bilgi yayılımı açısından sanılandan çok daha hayati bir işlev üstlendiğini ortaya koymuştur. Günümüzde dijital sosyal ağların ve çevrimiçi platformların yaygınlaşmasıyla birlikte zayıf bağların bu işlevi daha da görünür hale gelmiş ve coğrafi sınırları aşan küresel bir bilgi akışını tetiklemiştir.

Bu parçadan hareketle 'zayıf bağlar' ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Bireyin gündelik hayatında en sık görüştüğü ve en yakın hissettiği kişilerden oluştuğuna

Answer

Zayıf bağların bireyin gündelik hayatında en sık görüştüğü ve en yakın hissettiği kişilerden oluştuğu yargısı yanlış olup, parçaya göre bu özellik güçlü bağlara aittir.
Parçada zayıf bağların, tanıdıklar, eski iş arkadaşları veya ara sıra karşılaşılan kişilerden oluştuğu belirtilmiştir. Bireyin gündelik hayatında en sık görüştüğü ve en yakın hissettiği kişiler ise 'güçlü bağlar' olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle zayıf bağların en sık görüşülen ve en yakın hissedilen kişilerden oluştuğu yargısına ulaşılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki 'zayıf bağlar' tanımını ve özelliklerini tespit etme.
Zayıf bağların tanıdıklar, eski iş arkadaşları gibi daha seyrek görüşülen kişilerden oluştuğu; güçlü bağların ise yakın arkadaşlar ve aile gibi sık görüşülen kişilerden oluştuğu belirlendi.
Seçeneklerdeki ifadelerin hangisinin zayıf bağların tanımı ve özellikleriyle çeliştiğini bulabilmek için temel tanımları netleştirmek gerekir.
2
Seçenekleri paragraftaki bilgi akışıyla karşılaştırarak analiz etme.
Köprü vazifesi görme, dijitalleşmeyle görünürlüğün artması, yeni iş/fikir edinme ve toplumsal bütünleşmedeki rollerin paragrafta doğrudan zayıf bağlara atfedildiği; en sık görüşülen kişilerden oluştuğu ifadesinin ise güçlü bağların özelliği olduğu görüldü.
Yanlış olan seçeneği belirlemek için doğru yargıları eleyerek sonuca ulaşmak gerekir.

Key Concept

Çoklu Paragraf Soruları
Question 29Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

(1) Plasebo etkisi, hastaların farmakolojik olarak etkisiz bir maddeyi gerçek bir ilaç gibi aldıklarında iyileşme eğilimi göstermesi durumudur. Bu etki, zihnin iyileşme beklentisiyle vücutta salgılanan nörokimyasal maddelerin bir sonucudur. Zihin, tedavi edildiğine inandığında, ağrıyı azaltan kimyasalları doğal olarak üretmeye başlar.

(2) Öte yandan, nosebo etkisi bunun tam tersi olarak çalışır. Kişi, olumsuz yan etkileri olacağına inandığı etkisiz bir maddeyi aldığında, tamamen beklentiye bağlı olarak gerçek fiziksel rahatsızlıklar yaşamaya başlar. Her iki durum da insan zihninin fiziksel beden üzerindeki güçlü etkisini kanıtlamaktadır.

Bu parçaya göre plasebo ve nosebo etkilerinin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zihinsel beklentilerin fiziksel beden üzerinde belirleyici rol oynaması

Answer

Zihinsel beklentilerin fiziksel beden üzerinde belirleyici rol oynaması
Doğru yanıt, zihinsel beklentilerin fiziksel beden üzerinde belirleyici rol oynamasını ifade eden seçenektir. Metnin son cümlesinde her iki durumun da insan zihninin ve inançlarının fiziksel beden üzerindeki güçlü etkisini kanıtladığı açıkça belirtilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki temel kavramları ve tanımları inceleyin.
Birinci paragrafta plasebo etkisinin olumlu beklentilerle iyileşme sağladığı, ikinci paragrafta ise nosebo etkisinin olumsuz beklentilerle rahatsızlık yarattığı belirtilmiştir.
Her iki durumun ortak yönünü bulmak için tanımların kesişim noktasını belirlemek gerekir.
2
Paragrafın sonuç cümlesini analiz edin.
Son cümlede her iki durumun da insan zihninin fiziksel beden üzerindeki güçlü etkisini kanıtladığı ifade edilmiştir.
Bu cümle, yazarın iki paragrafta anlattığı durumları ortak bir sonuca bağladığı anahtar yerdir.
3
Seçenekleri analiz ederek sonuçla eşleştirin.
Zihinsel beklentilerin beden üzerindeki belirleyici rolünü ifade eden seçenek doğru yanıt olarak belirlenir.
Zihnin beden üzerindeki etkisi, beklentilerin fiziksel yansıması anlamına gelir.

Key Concept

Çoklu paragraflarda ortak yargı ve sonuç çıkarma

Hints

1
Metnin son cümlesinde her iki durumun ortak olarak neyi kanıtladığına odaklanın.
2
Plasebo ve nosebo etkilerinin ortak paydası, kullanılan maddelerin kendisinden ziyade hastanın bu maddelere yönelik inanç ve beklentileridir.
Estimated Time:1m 0s
Question 30Question

1 - 2. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Akış teorisi, bireyin yaptığı faaliyete tamamen odaklandığı, zaman algısının değiştiği ve eylemden en üst düzeyde doyum aldığı zihinsel durumu tanımlar. Psikolog Mihaly Csikszentmihalyi tarafından ortaya atılan bu kavram, kişinin becerileri ile karşı karşıya kaldığı görevin zorluğu arasındaki hassas dengeye dayanır. Eğer görevin zorluğu bireyin becerilerinin çok üzerindeyse kaygı ve stres ortaya çıkar; aksine, beceri düzeyi görevin zorluğundan çok yüksekse bu durum sıkıntı ve monotonlukla sonuçlanır. Akış durumu ise tam olarak bu iki kutbun ortasında, becerinin ve zorluğun üst sınırda bulu��tuğu noktada gerçekleşir. Bu esnada kişi, benlik bilincini geçici olarak kaybeder ve tamamen 'şimdi ve burada' olmanın getirdiği derin bir odaklanma yaşar. Akış teorisinin en dikkat çekici y��nlerinden biri, bu deneyimin sadece sanatsal yaratım veya spor gibi yüksek konsantrasyon gerektiren alanlarda değil, günlük rutin işlerde dahi deneyimlenebilmesidir. Önemli olan, yapılan işin net hedeflere sahip olması, anlık geri bildirimler sunması ve bireyin kontrol hissini elinde tutmasıdır. Modern iş dünyasında ve eğitim süreçlerinde akış teorisinden faydalanılarak tasarlanan ortamlar, bireylerin hem üretkenliğini hem de psikolojik iyi oluşunu doğrudan artırmaktadır. Bu doğrultuda, bireylerin kendi potansiyellerini gerçekleştirebilmeleri için zorlayıcı fakat aşılabilir hedeflerle buluşturulması kritik bir önem taşımaktadır.

Bu parçadan hareketle 'akış teorisi' ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Sadece yüksek düzeyde odaklanma gerektiren sanatsal veya sportif alanlarda ortaya çıkabildiği

Answer

Sadece yüksek düzeyde odaklanma gerektiren sanatsal veya sportif alanlarda ortaya çıkabildiği
Paragrafta akış teorisinin sadece sanatsal yaratım veya spor gibi yüksek konsantrasyon gerektiren alanlarda değil, günlük rutin işlerde dahi deneyimlenebileceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, bu durumun yalnızca sanatsal veya sportif alanlarda ortaya çıkabileceğini savunan yargı paragrafın içeriğiyle çelişmektedir ve söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünün olumsuz olduğunu (söylenemez) belirlemek ve paragrafta akış teorisine dair sunulan temel özellikleri saptamak.
Akış teorisinin tanımı, beceri-zorluk dengesi, rutin işlerde de yaşanabilmesi, net hedefler, anlık geri bildirim ve kontrol hissi gibi özellikleri belirlenmiştir.
Soru bizden akış teorisiyle ilgili paragraftan çıkarılamayacak olan seçeneği bulmamızı istemektedir.
2
Seçenekleri paragrafta tespit edilen bu özelliklerle karşılaştırarak doğrulamak.
Kişinin aşabileceği zorlayıcı hedeflerle karşılaşması durumunun gerekliliği son cümleden; iş üzerinde kontrol sahibi olmanın ve anlık geri bildirimin süreci desteklediği yedinci cümleden; zorluk ve yetkinlik dengesizliğinin kaygı veya sıkıntıya yol açtığı üçüncü cümleden; zaman algısının değişmesi ve kendilik bilincinden çıkılması ise beşinci cümleden doğrulanmaktadır.
Paragrafta doğrudan veya dolaylı olarak yer alan seçenekleri eleyerek doğru cevaba ulaşmak.
3
Sadece yüksek düzeyde odaklanma gerektiren sanatsal veya sportif alanlarda ortaya çıkabildiği yargısının paragraftaki karşılığını incelemek.
Paragrafta akış deneyiminin sadece sanatsal yaratım veya spor gibi alanlarda değil, günlük rutin işlerde dahi deneyimlenebileceği belirtildiğinden bu yargı yanlıştır ve söylenemez.
Doğru seçeneği kesinleştirmek.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Olumsuz Soru Kökü Analizi
Estimated Time:2m 0s
Question 31Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Bilişsel çelişki kuramı, 1957 yılında sosyal psikolog Leon Festinger tarafından ortaya atılmış ve o günden bu yana insan davranışlarını açıklamada sıklıkla kullanılmıştır. Bu kuram, bireyin sahip olduğu inançlar, değerler veya tutumlar ile sergilediği davranışlar arasında bir uyumsuzluk meydana geldiğinde yaşadığı zihinsel rahatsızlık ve huzursuzluk durumunu tanımlar. Festinger’a göre, insanlar zihinsel olarak içsel bir tutarlılık ve denge arayışı içindedirler. Bir kişi kendi inançlarıyla çelişen bir eylemde bulunduğunda (örneğin, sigaranın sağlığa son derece zararlı olduğunu bildiği hâlde sigara içmeye devam ettiğinde) içsel bir gerilim yaşar. Yaşanılan bu psikolojik gerilim, bireyi çelişkiyi azaltmaya ve yeniden zihinsel denge kurmaya zorlar. Çelişkiyi çözmek amacıyla birey genellikle üç yoldan birini seçer: Davranışını değiştirmek, çelişkiye neden olan inancı veya tutumu değiştirmek ya da mevcut davranışını haklı çıkaracak yeni bilişsel unsurlar yani bahaneler eklemek. Örneğin, sigara içen kişi 'sigara stresimi azaltıyor' diyerek yeni bir gerekçe üretebilir veya 'az içiyorum, o yüzden zarar vermez' şeklinde inancını esnetebilir. Bilişsel çelişkiyi azaltma çabası, insanların kendi kararlarını rasyonalize etme ve kendilerini haklı çıkarma eğilimlerinin temelini oluşturur. Sonuç olarak bu durum, bireyin nesnel gerçekliği çarpıtmasına ve mantıkl�� davranmak yerine sadece mantığa büründürücü bir tutum sergilemesine yol açabilir.

Bu parçaya göre, bilişsel çelişki yaşayan bir kişinin bu çelişkiyi azaltmak veya ortadan kaldırmak için başvurabileceği yöntemlerden biri aşağıdakilerden hangisi olamaz?

Show answer & explanation

Answer: Çelişkili durumu kabullenip bu durumun yarattığı zihinsel gerilimi olduğu gibi sürdürmek

Answer

Çelişkili durumu kabullenip bu durumun yarattığı zihinsel gerilimi olduğu gibi sürdürmek
Doğru cevap, çelişkili durumu kabullenip bu durumun yarattığı zihinsel gerilimi olduğu gibi sürdürmektir. Parçada, bilişsel çelişkiyle karşılaşan bireyin zihinsel denge kurma arayışında olduğu ve yaşadığı psikolojik gerilimin onu bu çelişkiyi azaltmaya 'zorladığı' ifade edilmiştir. Dolayısıyla gerilimi aynen sürdürmek, çelişkiyi azaltma yöntemlerinden biri olamaz.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki olumsuz ifadeye dikkat edilerek paragrafta bilişsel çelişkiyi azaltmak için sunulan yöntemler belirlenir.
Paragrafta çelişkiyi azaltmak için üç temel yol sunulduğu görülür: davranışı değiştirmek, inanç/tutumu değiştirmek ve yeni bilişsel unsurlar/bahaneler eklemek.
Bireyin çelişkiyi çözmek için hangi stratejilere başvurduğunu tespit etmek.
2
Seçeneklerde verilen yöntemler, paragraftaki bu üç yolla ve verilen örneklerle karşılaştırılır.
Davranışını inançlarla uyumlu kılmak (davranış değişikliği), inançları değiştirmek (tutum değişikliği), bahane üretmek ve inancı esnetmek (yeni bilişsel unsurlar ekleme) parçadaki yöntemlerle birebir eşleşir.
Hangi seçeneklerin parçada geçen yöntemler olduğunu doğrulamak.
3
Parçada yer almayan veya çelişkiyi azaltma amacına ters düşen seçenek belirlenir.
Çelişkili durumu kabullenip gerilimi sürdürmek, bireyin denge kurma ve çelişkiyi azaltma yönündeki içsel zorunluluğuna aykırıdır ve parçada bu yönde bir yöntemden bahsedilmemiştir.
Doğru cevaba ulaşmak.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce (Olumsuz Soru Kökü)
Question 32Question

Aşağıdaki parçayı okuyarak soruyu cevaplayınız.

Geri tepme etkisi (backfire effect), bireylerin inançlarıyla çelişen kanıtlarla karşılaştıklarında, bu kanıtları reddederek mevcut inançlarına daha sıkı bağlanmaları durumunu ifade eden bilişsel bir eğilimdir. Mantıksal olarak, düzeltici bilgilerin yanlış algıları zayıflatması beklenirken bu durum tam tersi bir etki doğurur. Çünkü bireyler, kimliklerini ve dünya görüşlerini tehdit eden bilgilere karşı savunma mekanizması geliştirir. Zihin, bu yeni ve tehditkar veriyi çürütmek için inanç sistemindeki eski bilgileri daha yoğun bir şekilde geri çağırır ve bu süreç, aslında yanlış olan bilginin zihindeki yerini daha da pekiştirir. Dolayısıyla, bir fikri doğrudan çürütmeye çalışmak, o fikri savunan kişide ters teperek kişinin eski inancına olan bağlılığını artırabilir.

Bu parçaya göre, 'geri tepme etkisi'nin ortaya çıkmasındaki temel belirleyici aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yeni bilginin bireyin kimliği veya dünya görüşü için bir tehdit olarak algılanması ve zihnin savunma amacıyla eski bilgileri harekete geçirmesi

Answer

Yeni bilginin bireyin kimliği veya dünya görüşü için bir tehdit olarak algılanması ve zihnin savunma amacıyla eski bilgileri harekete geçirmesi
Geri tepme etkisinin temel belirleyicisi, parçada açıklandığı üzere, yeni ve düzeltici bilginin bireyin kimliği ile dünya görüşüne bir tehdit oluşturmasıdır. Bu tehdit karşısında zihin savunmaya geçerek mevcut inançları destekleyen eski bilgileri yoğun şekilde hatırlar ve böylece inancın pekişmesini sağlar. Bu durum, yeni bilginin tehdit olarak algılanması ve zihnin savunma mekanizmasını harekete geçirmesiyle örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel kavram olan 'geri tepme etkisi'nin tanımını ve işleyiş mekanizmasını inceleme.
Geri tepme etkisinin, düzeltici kanıtlar karşısında inançlara daha sıkı bağlanma durumu olduğu ve bunun 'kimlik ile dünya görüşünü tehdit eden bilgilere karşı geliştirilen savunma mekanizması'ndan kaynaklandığı saptanmıştır.
Sorunun kökünde istenen temel belirleyiciye ulaşmak için metindeki neden-sonuç ilişkisini doğru kurmak gerekir.
2
Seçeneklerde sunulan açıklamaları parçada verilen bilgilerle karşılaştırma.
Zihnin savunma amacıyla eski bilgileri çağırmasını belirten seçeneğin metindeki açıklamayla tam olarak örtüştüğü, diğer seçeneklerin ise metinde yer almayan öznel yorumlar veya yanlış çıkarımlar içerdiği görülmüştür.
Metne dayalı kesin yargıları tespit etmek ve çeldiricileri elemek için bu karşılaştırma gereklidir.

Key Concept

Çoklu Paragraf Soruları
Question 33Question

I. Hedonik uyum veya bilinen diğer adıyla hedonik koşu bandı, bireylerin yaşamlarında meydana gelen büyük olumlu ya da olumsuz değişimlerin ardından, genel mutluluk düzeylerinin geçici bir süre dalgalandıktan sonra en nihayetinde eski kararlı başlangıç noktasına geri dönmesi eğilimidir. İnsanlar, hedeflerine ulaştıklarında hissettikleri o büyük coşkuyu zamanla kanıksayarak yaşam standartlarındaki artışı yeni normal olarak kabul ederler.

II. Evrimsel açıdan bakıldığında, hedonik uyum mekanizmasının insan türünün hayatta kalma mücadelesinde kritik bir adaptasyon işlevi gördüğü anlaşılmaktadır. Sürekli bir haz veya bitmek bilmeyen bir yas durumu içinde kalmak, bireyin çevredeki ani değişimleri, fırsatları veya tehditleri algılama yetisini köreltebilirdi. Duygusal durumun hızla nötr bir dengeye dönmesi, organizmanın tetikte kalmasını ve sürekli olarak yeni hedeflere yönelmesini sağlayarak motivasyon kaybını engeller.

Bu parçadaki ikinci paragrafın birinci paragrafla olan ilişkisini aşağıdakilerden hangisi en doğru şekilde açıklar?

Show answer & explanation

Answer: Birinci paragrafta tanımlanan psikolojik durumun insan doğasındaki işlevsel ve evrimsel gerekçesini ortaya koymaktadır.

Answer

Birinci paragrafta tanımlanan psikolojik durumun insan doğasındaki işlevsel ve evrimsel gerekçesini ortaya koymaktadır.
Doğru yanıt, hedonik uyum kavramının evrimsel ve hayatta kalma mücadelesindeki işlevsel nedenlerini ortaya koyan seçenektir. İkinci paragrafta bu mekanizmanın insanın tetikte kalmasını ve sürekli arayış içinde olmasını sağlayan biyolojik bir adaptasyon olduğu ifade edilerek, ilk paragraftaki psikolojik olgunun insan doğasındaki işlevi açıklanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Birinci paragrafın çözümlenmesi
Birinci paragrafta, hedonik uyum kavramının ne olduğu tanımlanmış ve insanların büyük değişimlerin ardından başlangıçtaki mutluluk seviyelerine geri dönme eğilimi gösterdikleri anlatılmıştır.
Parçadaki temel kavramı ve konunun sınırlarını belirlemek.
2
İkinci paragrafın çözümlenmesi
İkinci paragrafta, hedonik uyum mekanizmasının evrimsel açıdan hayatta kalmaya nasıl katkı sağladığı, aşırı haz veya yas durumunun algıyı köreltebileceği ve duygusal dengenin organizmayı tetikte tuttuğu belirtilmiştir.
İkinci paragrafın odak noktasını ve anlamsal amacını saptamak.
3
İki paragraf arasındaki mantıksal ilişkinin kurulması
İkinci paragrafın, birinci paragrafta sunulan psikolojik olgunun (hedonik uyum) hayatta kalmadaki faydalarını ve evrimsel nedenlerini açıkladığı görülür.
Paragraflar arası ilişkiyi doğru ifade eden seçeneği belirlemek.

Key Concept

Paragraflar arası anlamsal ilişkiyi belirleme
Question 34Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Hızın ve anlık tüketimin kutsandığı dijital çağda, geleneksel haberciliğin 'tık' odaklı reflekslerine karşı yapısal bir direnç odağı olarak ortaya çıkan 'yavaş gazetecilik' akımı, medyanın zaman ve değer algısını kökten sorgulamaktadır. Haberin doğruluğundan ziyade ilk yayan olma yarışının öncelendiği, yoğun bir enformasyon bombardımanı altındaki günüm��z okuru için bu yaklaşım, adeta entelektüel bir sığınak ve arınma alanı işlevi görmektedir. Yavaş gazetecilik; derinlemesine saha araştırmasını, olayların arka planını tarihsel, kült��rel ve sosyolojik bağlamıyla ele almayı ve her şeyden önemlisi anlatı kalitesini en üst düzeyde tutmayı hedefler. Bu yönüyle, olay yerinden yapılan kesintili canlı yayınların veya yüzeysel sosyal medya paylaşımlarının aksine, yaşanan gelişmelerin yalnızca 'ne' olduğundan ziyade 'neden' ve 'nasıl' gerçekleştiği sorularına yanıt arar. Akımın temsilcileri, sadece anlık bilgi aktarmayı değil, okurda derinlikli bir farkındalık ve empati duygusu uyandırmayı amaçlar. Dolayısıyla bu gazetecilik pratiği; zamana yayılmış gözlemlerin, titizlikle doğrulanmış kaynakların ve edebi bir üslubun harmanlandığı kolektif bir emeğin ürünüdür. Ancak bu nitelikli modelin önündeki en büyük engel, hızla tüketmeye alışmış kitlelerin sabırsızlığı ve mevcut medya düzeninin finansal sürdürülebilirliğidir. Dijital reklam gelirlerinin sayfa görüntüleme oranlarına endekslendiği günümüz ekosisteminde, nitelikli ama üretimi aylar süren içeriklerin finansal olarak ayakta kalabilmesi, okurların bu emeğe doğrudan abonelik modelleriyle değer vermesini ve desteklemesini zorunlu kılmaktadır.

Bu parçadan hareketle yava�� gazetecilikle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Okuyucu kitlesini genişletmek amacıyla dijital platformların popüler ve güncel dilini benimser.

Answer

Yavaş gazeteciliğin okuyucu kitlesini genişletmek amacıyla dijital platformların popüler ve güncel dilini benimsediği söylenemez.
Parçada yavaş gazeteciliğin 'tık' odaklı reflekslere karşı yapısal bir direnç gösterdiği ve edebi bir üslup kullandığı belirtilmiştir. Bu nedenle, dijital platformların popüler ve güncel dilini benimsediği yönündeki ifade metinle çelişmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve metni analiz etme
Soru kökünün olumsuz ('söylenemez') olduğu belirlenir. Metnin yavaş gazetecilik akımının özelliklerini, amacını ve karşılaştığı zorlukları ele aldığı anlaşılır.
Soru kökünün yönlendirmesine uygun olarak seçeneklerin metinle uyumunu test etmek amacıyla metnin ana temasını kavramak gerekir.
2
Metindeki yargılar ile seçenekleri karşılaştırma
Medyanın zaman/değer algısını sorgulama, enformasyon bombardımanına sığınak olma, 'neden' ve 'nasıl' sorularına odaklanma, edebi üslup kullanma ve abonelik modeline ihtiyaç duyma gibi özelliklerin metinde yer aldığı görülür.
Hangi seçeneklerin metinden çıkarılabileceğini tespit ederek elenecek seçenekleri belirlemek gerekir.
3
Çelişen veya metinde yer almayan yargıyı saptama
Metinde yavaş gazeteciliğin dijital medyanın 'tık' odaklı popüler dilini benimsemek yerine ona direnç gösterdiği ve edebi bir üsluba sahip olduğu belirtildiğinden, popüler dili benimsediği yönündeki seçeneğin söylenemez olduğu bulunur.
Olumsuz soru kökünün hedefi olan ve metinle çelişen tek doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Key Concept

Çoklu Paragraf Soruları
Question 35Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Batık maliyet yanılgısı, bireylerin geçmişte gerçekleştirdikleri ve artık geri kazanılması kesinlikle mümkün olmayan zaman, para, emek veya diğer kaynak yatırımlarının, gelecekte alacakları kararları mantıksız bir biçimde etkilemesi durumudur. Bilişsel psikoloji ve davranışsal iktisat alanlarında sıklıkla incelenen bu fenomene göre insanlar, bir işe veya projeye çok fazla kaynak ayırdıklarında, o işin artık kendilerine hiçbir fayda sağlamadığını görseler dahi bu durumdan vazgeçmekte büyük zorluk yaşarlar. Bunun temel nedeni, projeyi sonlandırmanın ya da vazgeçmenin, harcanan tüm bu birikimlerin boşa gittiğini ve dolayısıyla bir başarısızlık yaşandığını resmen kabul etmek anlamına gelmesidir. İnsanın doğasında var olan kayıptan kaçınma psikolojisi, bireyi geçmişteki yatırımların ziyan olmasını engelleme dürtüsüyle hareket ettirir. Sonuçta birey, zarar etmeye devam edeceği apaçık ortada olan bir süreci veya kararı inatla sürdürmeyi seçer. Bu tutum, günlük hayattaki en basit eylemlerden çok büyük ölçekli ticari yatırımlara kadar her alanda kendini gösterir. Örneğin, hiç beğenilmeyen ve sıkıcı bulunan bir sinema filmini yarıda bırakıp salondan çıkmak yerine, sırf bilet ücreti ödendiği için filmi sonuna kadar izlemek bu yanılgının klasik bir örneğidir. Benzer şekilde, kurtarılması imkânsız hale gelmiş ve sürekli zarar eden bir ticari şirkete, sırf geçmişteki yatırımları kurtarabilmek ümidiyle ek sermaye aktarmaya devam etmek de aynı yanılgının ürünüdür. Rasyonel karar alıcıların yapması gereken, geçmişteki harcamalara odaklanmak yerine yalnızca gelecekteki olası fayda ve maliyetleri objektif bir şekilde değerlendirmektir.

Bu parçaya göre batık maliyet yanılgısıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Karar alıcıların her koşulda en akılcı ve fayda odaklı kararları vermelerini kolaylaştırdığı

Answer

Karar alıcıların her koşulda en akılcı ve fayda odaklı kararları vermelerini kolaylaştırdığı
Doğru yanıt, karar alıcıların rasyonel ve fayda odaklı kararlar almasını kolaylaştırdığını belirten seçenektir. Çünkü metinde batık maliyet yanılgısının rasyonel kararların önündeki en büyük engellerden biri olduğu ve mantıksız seçimlere yol açtığı açıkça ifade edilmektedir. Bu nedenle bu yargı metne göre söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü okuyarak batık maliyet yanılgısıyla ilgili söylenemeyecek olan yargıyı belirlemek üzere parçayı analiz etmek.
Parçanın, batık maliyet yanılgısının insanların mantıksız kararlar almasına yol açtığını ve rasyonel kararların önünde bir engel olduğunu belirttiğini tespit etmek.
Söylenemeyecek olan seçeneği bulmak için öncelikle metindeki ana fikir ve detayların belirlenmesi gerekir.
2
Seçeneklerde verilen yargıları metindeki bilgilerle karşılaştırmak.
Diğer seçeneklerdeki yargıların metinde doğrudan veya dolaylı olarak desteklendiğini, ancak karar alıcıların rasyonel kararlar vermesini kolaylaştırdığına dair ifadenin metindeki bilgilerle tamamen çeliştiğini görmek.
Metinle çelişen veya metinde yer almayan yanlış yargıyı bularak doğru cevaba ulaşmak.

Key Concept

Çoklu Paragraf Soruları - Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Analizi
Question 36Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Walter Benjamin, 'Teknik Çoğaltılabilirlik Çağında Sanat Yapıtı' adlı ikonik çalışmasında, sanatın geleneksel doğasının modern teknolojiyle uğradığı radikal dönüşümü çözümler. Benjamin’e göre, özgün bir sanat yapıtının biricikliğini, onun şimdi ve buradalığın��, yani tarihsel ve mekânsal varlığını tanımlayan en temel olgu 'aura' (hale) kavramıdır. Aura; bir sanat eserinin yaratıldığı anın özgün koşullarının, yüzyıllar boyunca fiziksel olarak var olduğu mekânın ve içinde şekillendiği köklü geleneğin doğrudan bir yansımasıdır. Orijinal bir tablonun karşısında izleyicide uyanan o benzersiz huşu ve mesafe hissi, eserin zamansal derinliği ve taklit edilemez varoluşuyla doğrudan ilintilidir. Ancak fotoğraf ve sinema gibi modern teknik araçlarla sanat eserinin mekanik olarak çoğaltılması, bu biricikliği ve dolayısıyla eserin aurasını kaçınılmaz olarak tahrip eder. Kopya, orijinalin yerini aldığında eser, tarihsel bağlamından koparılarak kitlelerin anlık tüketimine sunulan sıradan bir nesneye dönüşür. Benjamin bu durumu estetik açıdan olumsuz bir kayıp olarak nitelendirse de tarihsel süreçte sanatın ritüelistik (dinsel/büyüsel) işlevinden sıyrılarak politik bir araç haline gelmesinin önünü açtığını savunur. Teknolojik yeniden üretim çağında aura kaybolurken sanat eseri, seçkin azınlığın tekelinden kurtulup demokratikleşerek kitlesel bir alana taşınır. Dolayısıyla auranın yitişi, sadece teknik bir gelişme ya da basit bir estetik dönüşüm değil, sanatın toplumsal işlevini yeniden tanımlayan politik bir kırılmadır. Modern izleyici artık eserin aurasına değil, onun sergileme de��erine odaklanmaktadır.

Bu parçadan hareketle Walter Benjamin’in 'aura' kavramıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Sanat yapıtının aurasının yok olmasının, eserin politik bir boyut kazanmasını sağlarken estetik açıdan da daha kalıcı ve üstün bir niteliğe ula��masına kapı araladığına

Answer

Sanat yapıtının aurasının yok olmasının, eserin politik bir boyut kazanmasını sağlarken estetik açıdan da daha kalıcı ve üstün bir niteliğe ulaşmasına kapı araladığı yargısına ulaşılamaz.
Sanat yapıtının aurasının yok olmasının, eserin politik bir boyut kazanmasını sağlarken estetik açıdan da daha kalıcı ve üstün bir niteliğe ulaşmasına kapı araladığı yargısına ulaşılamaz. Çünkü metinde Walter Benjamin'in auranın yok olmasını estetik açıdan olumlu değil, aksine 'olumsuz bir kayıp' olarak nitelendirdiği açıkça belirtilmiştir. Bu durumun politikleşmeye ve demokratikleşmeye katkı sağladığı doğru olsa da estetik açıdan daha üstün ve kalıcı bir nitelik kazandırdığına dair bir bilgi metinde bulunmamaktadır ve bu iddia metindeki ifadeyle çelişmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki 'aura' tanımını ve auranın teknik çoğaltılabilirlikle olan ilişkisini analiz etmek.
Auranın; yapıtın biricikliği, şimdi ve buradalığı, tarihsel-mekânsal varlığı ve köklü geleneği ile ilişkili olduğu; fotoğraf ve sinema gibi araçlarla yapılan mekanik çoğaltmanın ise bu aurayı tahrip ettiği belirlenir.
Soruda aura kavramı hakkında ulaşılamayacak olan yargıyı tespit etmek için temel kavramsal çerçeveyi kurmak gerekir.
2
Auranın kaybolmasının sanata ve izleyiciye olan etkilerini incelemek.
Auranın yitişinin estetik bir kayıp olduğu ancak sanatın dinsel/büyüsel işlevinden sıyrılarak politik bir araç haline gelmesini sağladığı, sanatın demokratikleşerek seçkinlerin tekelinden çıkıp kitlelere ulaştığı ve modern izleyicinin auranın yerine erişilebilirliğe odaklandığı görülür.
Metindeki yardımcı düşünceleri ve yazarın savlarını seçeneklerle karşılaştırmak için bu tespitler gereklidir.
3
Seçenekleri analiz ederek metinle çelişen veya metinde yer almayan yargıyı saptamak.
Metinde auranın yok olmasının estetik açıdan olumsuz bir kayıp olduğu belirtilmiştir. Buna karşın, bu durumun estetik açıdan daha kalıcı ve üstün bir niteliğe ulaşılmasına kapı araladığı yönündeki yargı metinle doğrudan çelişmektedir. Dolayısıyla bu yargıya ulaşılamaz.
Doğru seçeneği belirlemek ve çelişkiyi netleştirmek için son karşılaştırma yapılır.

Key Concept

Çoklu paragraf sorularında metinden çıkarılamayacak yargıyı (yardımcı düşünceyi) belirleme
Question 37Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Diderot Etkisi, bireyin sahip olduğu tüketim örüntüsüne yeni bir nesne eklemesinin, mevcut tüketim alışkanlıklarını tamamen değiştiren ve zincirleme bir satın alma sürecini tetikleyen sosyo-psikolojik bir olguyu tanımlar. Bu kavram, adını Fransız aydınlanmacı yazar Denis Diderot’nun 'Eski Sabahlığımdan Ayrılmanın Pişmanlığı' başlıklı ünlü denemesinden alır. Diderot, kendisine hediye edilen son derece şık kırmızı sabahlığın ardından, çalışma odasındaki diğer eşyaların (eski çalışma masası, yıpranmış halı ve sade ahşap kitaplık) bu yeni ve lüks eşyayla uyuşmadığını fark etmiş; bu estetik uyumsuzluğu gidermek amacıyla tüm odasını borca girerek baştan aşağı yenilemiştir. Sosyolog Grant McCracken tarafından kavramsallaştırılan bu etki, tüketim nesnelerinin sadece işlevsel araçlar olmadığını, aynı zamanda birbirini tamamlayan kültürel bütünler oluşturduğunu gösterir. Tüketici, kimlik bütünlüğünü korumak ve sosyal uyumu sağlamak amacıyla, yeni edindiği 'üst sınıf' nesneye uygun diğer nesneleri de edinme baskısı hisseder. Günümüz pazarlama stratejilerinde de sıkça başvurulan bu durum, tekil bir alışverişin nasıl olup da sonu gelmeyen bir tüketim döngüsüne dönüştüğünü açıklar. Birey, yeni nesneyle birlikte sadece bir eşya değil, o eşyanın vadettiği yeni bir yaşam tarzı ve statü illüzyonunu da satın almaktadır. Dolayısıyla Diderot Etkisi, modern insanın temel ihtiyaç eksenli değil, yapay bir kimlik ve imaj odaklı tüketim sarmalına nasıl dahil edildiğinin en somut göstergelerinden biridir.

Bu parçadan hareketle "Diderot Etkisi" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Tüketicilerin satın alma eğilimlerinin, kişisel bütçelerindeki reel gelir artışına bağlı olarak gelişim gösterdiğini

Answer

Tüketicilerin satın alma eğilimlerinin, kişisel bütçelerindeki reel gelir artışına bağlı olarak gelişim gösterdiğini
Doğru cevap, tüketicilerin satın alma eğilimlerinin reel gelir artışına bağlı olduğunu iddia eden seçenektir. Metinde Denis Diderot’nun kendisine hediye edilen sabahlığa uyum sağlamak için 'borca girerek' tüm odasını yenilediği açıkça belirtilmektedir. Bu durum, tüketimin gelir artışından ziyade kimlik ve estetik uyum gibi yapay ihtiyaçlardan tetiklendiğini gösterir. Dolayısıyla bu yargı metinden çıkarılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice okuyarak Diderot Etkisi'nin temel özelliklerini belirleyin.
Diderot Etkisi'nin estetik uyum, kimlik bütünlüğü, zincirleme satın alma ve borçlanma yoluyla gerçekleştiği saptanmıştır.
Parçadan çıkarılabilecek ve çıkarılamayacak yargıları ayırt etmek için metindeki temel argümanları tespit etmek gerekir.
2
Seçenekleri metindeki ifadelerle karşılaştırarak doğruluklarını kontrol edin.
Gelir artışıyla ilgili seçeneğin metindeki 'borca girerek yenileme' ifadesiyle çeliştiği, diğer seçeneklerin ise metinle doğrudan uyuştuğu görülür.
Yanlış olan seçeneği belirlemek için seçenekler ile metin arasında anlamsal karşılaştırma yapılması gerekir.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Question 38Question

Aşağıdaki parçayı okuyarak soruyu cevaplayınız.

Modern tüketim toplumlarında bireylere sunulan seçeneklerin sınırsızlığı, özgürlük ve refahın en temel göstergelerinden biri olarak kabul edilir. Geleneksel iktisat teorisi de bu görüşü destekleyerek, piyasadaki alternatiflerin artmasının bireysel tatmini ve seçme özgürlüğünü doğrudan yükselteceğini savunur. Ancak psikolog Barry Schwartz’ın ortaya koyduğu 'seçim paradoksu' kavramı, bu kökleşmiş kabule güçlü bir biçimde karşı çıkar. Schwartz’a göre seçenek sayısının kontrolsüz biçimde artması, birey üzerinde özgürleştirici bir etki yaratmak yerine zihinsel bir tıkanmaya ve felç edici bir kararsızlığa yol açar. Günümüz tüketicisi, devasa alternatif havuzları arasında kaybolurken doğru kararı verememe korkusuyla karar verme sürecini sürekli erteleme eğilimi gösterir. Karar vermeyi bir şekilde başardığında ise elde ettiği sonuç ne kadar başarılı olursa olsun, arkasında bıraktığı diğer cazip seçenekler yüzünden kaçınılmaz bir tatminsizlik ve pişmanlık duygusu yaşar. Bu durum, elenmiş olan diğer alternatiflerin olası faydalarını, yani 'fırsat maliyetlerini' zihinsel olarak büyütmekten kaynaklanır. Sonuç olarak, fazla seçenek arasından yapılan seçimler, bireyin mutluluk düzeyini artırmak bir yana, beklentileri gerçekçi olmayan seviyelere çıkararak kronik bir kaygı durumu yaratır. Seçim paradoksu, çağdaş insanın daha fazla özgürlük ve kontrol arayışının, paradoksal bir şekilde nasıl bir memnuniyetsizlik ve mutsuzluk tuzağına dönüştüğünü açıkça gözler önüne sermektedir.

Bu parçadan hareketle seçim paradoksu ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Seçim yaptıktan sonra hissedilen hoşnutsuzluğun, tercih edilen ürünün niteliksel yetersizliğinden kaynaklandığına

Answer

Seçim yaptıktan sonra hissedilen hoşnutsuzluğun, tercih edilen ürünün niteliksel yetersizliğinden kaynaklandığına
Parçada, seçim yaptıktan sonra hissedilen tatminsizlik ve pişmanlığın, tercih edilen ürünün performansı veya başarısıyla (niteliksel yetersizliğiyle) ilgili olmadığı belirtilmektedir. Aksine, elde edilen sonuç ne kadar başarılı olursa olsun, geride bırakılan diğer cazip seçeneklerin kaçırılan fırsat maliyetlerinin zihinde büyütülmesinden kaynaklandığı vurgulanmaktadır. Bu nedenle, tatminsizliğin tercih edilen ürünün niteliksel yetersizliğinden kaynaklandığı yargısına ulaşılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel kavramları ve savunulan tezi belirlemek.
Parçada modern tüketim toplumlarında seçenek artışının mutluluk yerine zihinsel tıkanıklık, erteleme ve tatminsizlik yarattığı savunulmaktadır.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye göre parçadan çıkarılamayacak yargıyı bulmak için önce parçadaki temel savları analiz etmeliyiz.
2
Seçim sonrası yaşanan tatminsizliğin nedenini açıklayan cümleleri incelemek.
Parçada 'elde ettiği sonuç ne kadar başarılı olursa olsun... arkasında bıraktığı diğer cazip seçenekler yüzünden... pişmanlık yaşar' ve 'Bu durum... fırsat maliyetlerini zihinsel olarak büyütmekten kaynaklanır' ifadeleri yer almaktadır.
Tatminsizliğin kaynağını doğru tespit ederek seçeneklerdeki iddialarla karşılaştırmak gerekir.
3
Seçenekleri analiz ederek parçayla çelişen veya parçada yer almayan yargıyı bulmak.
Seçim sonresindeki hoşnutsuzluğun seçilen ürünün niteliksel yetersizliğinden (kalitesizliğinden) kaynaklandığı iddiası parçayla doğrudan çelişir; çünkü parçaya göre ürün ne kadar başarılı olursa olsun bu tatminsizlik yaşanmaktadır.
Parçadaki bilgilerle doğrudan çelişen seçeneği belirleyerek doğru cevaba ulaşmak.

Key Concept

Çoklu Paragraf Sorularında Olumsuz Soru Kökenini Yorumlama ve Detay Analizi
Question 39Question

Aşa��ıdaki parçadan hareketle soruyu cevaplayınız.

Seyirci kalma etkisi, acil bir durum veya tehlike anında çevredeki insan sayısı arttıkça, bireylerin yardıma ihtiyaç duyan kişiye müdahale etme olasılığının düşmesini ifade eden psikolojik bir olgudur. Bu duruma göre, ortamda ne kadar çok tanık varsa, her bir birey sorumluluğun diğerleri tarafından paylaşılacağını düşünerek harekete geçmekten kaçınır. Bu psikolojik süreç, sorumluluğun yayılması olarak adlandırılır. Bireyler, "nasıl olsa başkası yardım eder" düşüncesiyle eylemsiz kalmayı tercih ederler.

Bu parçaya göre seyirci kalma etkisinin ortaya çıkmasındaki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bireyin, sorumluluğun gruptaki diğer kişiler tarafından da üstlenileceğini varsayması

Answer

Bireyin, sorumluluğun gruptaki diğer kişiler tarafından da üstlenileceğini varsayması
Doğru yanıt, sorumluluğun gruptaki diğer kişiler tarafından da üstlenileceğinin varsayılmasıdır. Metinde açıklandığı üzere, seyirci kalma etkisinde birey, kalabalık içindeki diğer kişilerin varlığı nedeniyle sorumluluğun paylaşılacağını düşünür ve eylemsiz kalmayı seçer.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki temel olguyu ve bu olgunun tanımını inceleme
Metinde, kalabalık ortamlarda bireylerin sorumluluğu başkalarının da üstleneceğini düşünerek harekete geçmediği ve eylemsiz kaldığı ifade edilmektedir.
Soruda seyirci kalma etkisinin arkasında yatan temel gerekçeyi (nedeni) bulmak amaçlanmaktadır.
2
Seçenekleri metindeki 'sorumluluğun yayılması' gerekçesiyle karşılaştırma
Sorumluluğun gruptaki diğer kişiler tarafından da üstlenileceğinin varsayılması seçeneği, metindeki açıklamayla doğrudan örtüşmektedir.
Doğru seçeneği belirlemek için metindeki sebep-sonuç ilişkisini netleştirmek gerekir.

Key Concept

Çoklu paragraf sorularında metinden doğrudan çıkarım yapma ve neden-sonuç ilişkisini kurma
Question 40Question

Aşağıdaki parçayı okuyarak soruyu cevaplayınız.

Zeigarnik etkisi, psikolojide insanların tamamlanmamış veya bölünmüş görevleri, tamamlanmış olanlara kıyasla daha kolay ve net bir şekilde hatırlama eğilimini ifade eden bir fenomendir. Rus psikolog Bluma Zeigarnik tarafından 1920'lerde yürütülen araştırmalara dayanan bu kavram, insan zihninin bilişsel bir gerilim taşıma eğilimiyle açıklanır. Zeigarnik, yoğun bir restoranda garsonların henüz ödenmemiş siparişleri detaylarıyla hatırlayabildiklerini, ancak hesap ödendikten hemen sonra bu bilgileri tamamen unuttuklarını fark etmiştir. Bu gözlemden yola çıkarak laboratuvar ortamında yapılan deneyler, bireylere verilen görevlerin yarıda kesilmesi durumunda, bu görevlere dair bilgilerin zihinde aktif kalmaya devam ettiğini göstermiştir. Zihin, bir işe başladığında onu bitirmeye yönelik bir güdülenme geliştirir; iş yarım kaldığında ise bu amaca ulaşma arzusu sonlanmadığı için bilişsel gerilim sürer ve bilgi kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçiş sürecinde askıda kalır. Ancak görev tamamlandığında bu gerilim çözülür ve zihinsel kaynaklar serbest bırakılarak bilginin silinmesine izin verilir. Günümüzde bu etki; eğitim planlamalarında, reklamcılık stratejilerinde ve özellikle dizi sektöründeki merak uyandırıcı finallerde izleyiciyi ekran başında tutmak amacıyla yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bilişsel sistemin bu çalışma prensibi, insan davranışlarını ve dikkat yönetimini anlamada önemli bir anahtar sunmaktadır. Bunun yanı sıra, modern iş dünyasında erteleme alışkanlığı ile baş etmede kullanılan bazı verimlilik metotları da bu etkiden ilham almaktadır. Örneğin, bir projeye başlamakta zorlanan kişilere ilk adımı atmaları yönünde yapılan tavsiyeler, zihinde bir kez başlatılan sürecin tamamlanma dürtüsünü tetikleme amacını taşır. Böylelikle Zeigarnik etkisi, yalnızca bir bellek kusuru veya özelliği olmaktan çıkıp bireysel üretkenli��i artıran stratejik bir araca dönüşmektedir.

Bu parçadan hareketle Zeigarnik etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Görevlerin başarıyla tamamlanmasının, o göreve ait bilgilerin uzun süreli belleğe kalıcı olarak aktarılmasını sağladığı

Answer

Görevlerin başarıyla tamamlanmasının, o göreve ait bilgilerin uzun süreli belleğe kalıcı olarak aktarılmasını sağladığı yönündeki yargı
Parçada görev tamamlandığında bilişsel gerilimin çözüldüğü ve zihinsel kaynaklar serbest bırakılarak bilginin silinmesine izin verildiği açıkça ifade edilmektedir. Dolayısıyla, görevlerin başarıyla tamamlanmasının bilgileri uzun süreli belleğe kalıcı olarak aktardığını öne süren yargı parçayla tamamen çelişmektedir ve söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki olumsuz ifadeye dikkat ederek seçeneklerdeki yargıları analiz etmek.
İncelenecek yargıların hangisinin parçadaki bilgiyle çeliştiği belirlenecektir.
Yardımcı düşünce sorularında doğru cevap, parçada yer almayan veya parçayla açıkça çelişen ifadedir.
2
Seçenekleri paragraftaki ifadelerle tek tek karşılaştırmak.
Zihinsel kayıtların aktif kalması, gözlemlerin deneyle doğrulanması, izleyici bağlılığı ve erteleme alışkanlığına karşı kullanılması gibi unsurların paragrafta doğrudan veya dolaylı olarak yer aldığı görülür.
Seçeneklerin doğruluğu paragraftaki ilgili cümlelerle teyit edilir.
3
Görevlerin tamamlanmasının bellekteki etkisiyle ilgili kısmı incelemek.
Parçada 'görev tamamlandığında bu gerilim çözülür ve zihinsel kaynaklar serbest bırakılarak bilginin silinmesine izin verilir' denmektedir. Görevlerin tamamlanmasının bilgileri kalıcı kıldığı yönündeki iddia bu bilgiyle çelişmektedir.
Ulaşılamayacak olan yanlış yargı kesinleştirilir.

Key Concept

Çoklu Paragraf Soruları ve Yardımcı Düşünce Analizi

Alternative Method

Paragraftaki anahtar kelimeleri seçeneklerle birebir eşleştirerek eleme yöntemi kullanmak çözümü hızlandırabilir.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 2 / 5Next