Uygur Devleti, Orta Asya Türk tarihinde göçebe yaşam tarzından yerleşik hayata geçişin yaşandığı ilk devlet olması bakımından özel bir öneme sahiptir. Bögü Kağan döneminde Maniheizm dininin kabul edilmesiyle başlayan bu süreç, devletin sosyal ve kültürel yapısında köklü değişimler meydana getirmiştir. Buna göre, yerleşik yaşamın ve yeni dinin Uygur toplumundaki etkileri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisinin bu süreçte gerçekleşen bir değişim olduğu savunulamaz?
- ASaray, tapınak ve şehir gibi kalıcı mimari eserlerin inşa edilmesi
- BTarımsal üretimin ve ticaretin temel geçim kaynağı haline gelmesi
- Savaşçı özelliklerin ve askeri disiplinin daha etkin hale gelmesiAnswer
- DYazılı hukuk kurallarının ve ticari sözleşmelerin düzenlenmesi
- EKütüphanecilik ve matbaa kullanımı ile kültürel hayatın canlanması
Answer
Savaşçı özelliklerin ve askeri disiplinin daha etkin hale gelmesi ifadesi yanlıştır; aksine bu özellikler zayıflamıştır.
Maniheizm dini, hayvani gıdaların tüketilmesini ve savaşmayı yasaklayan bir inanç sistemidir. Uygurlar bu dini benimsedikten sonra yerleşik hayata geçmiş, tarım ve sanatla uğraşmışlardır. Ancak bu süreç, Türklerin geleneksel 'bozkır savaşçısı' ruhunu kaybetmesine ve askeri güçlerinin zayıflamasına neden olmuştur. Dolayısıyla savaşçı özelliklerin güçlendiği tezi tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Maniheizm'in Uygurların Savaşçılık Özellikleri Üzerindeki Etkisi
Hints
1
Maniheizm dininin beslenme ve yaşam felsefesi üzerindeki etkilerini düşünün.
2
Et yemenin yasaklanması ile Türklerin askeri disiplini arasındaki ilişkiyi hatırlayın.
3
Yerleşik hayat kültürel gelişmeyi artırırken, Maniheist öğretiler 'savaşçılık' özelliğini nasıl etkilemiş olabilir?
Practice More
Uygurların Maniheizm etkisiyle geliştirdikleri minyatür sanatının Büyük Selçuklu ve Osmanlı sanatına etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s