Question

Difficulty: Very hardDış Borçlar Sorunu

Atatürk Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nden devralınan dış borçların tasfiyesi sürecinde; 1928 Paris Borçlar Sözleşmesi ile belirlenen ödeme takviminin 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı nedeniyle aksaması üzerine, Türkiye'nin 1933 yılında alacaklı devletlerle imzaladığı yeni antlaşmada elde ettiği ve hem yerli sanayiyi korumayı hem de döviz rezervlerini muhafaza etmeyi amaçlayan temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Borç taksitlerinin doğrudan dövizle ödenmesi yerine, alacaklı ülkelerin Türkiye'den yapacağı mal ithalatına bağlayan "takas ve clearing" sisteminin kabul ettirilmesiAnswer
  2. B
    Hoover Moratoryumu uyarınca borçların ana para miktarının %50 oranında silinmesi ve geri kalan kısmın faizsiz olarak 1954 yılına kadar ertelenmesi
  3. C
    Düyun-u Umumiye İdaresi'nin merkezinin Paris'ten Ankara'ya taşınması ve kurumun yönetiminin tamamen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na devredilmesi
  4. D
    Borçların sadece 'altın frank' üzerinden hesaplanması kuralının getirilerek, küresel piyasalardaki kağıt para dalgalanmalarından Türkiye'nin korunması
  5. E
    Osmanlı'dan kalan borç yükümlülüğünün sadece Türkiye Cumhuriyeti üzerine bırakılması karşılığında, Milletler Cemiyeti'nden düşük faizli yeni krediler alınması

Answer

Borç taksitlerinin mal ihracatına dayalı 'takas ve clearing' sistemiyle ödenmesinin kabul ettirilmesidir.
1933 Antlaşması'nın en stratejik unsuru, borç ödemelerinin 'Clearing' (takas) sistemine bağlanmasıdır. Bu sayede Türkiye, nakit döviz ödemek yerine ürettiği malları alacaklı ülkelere satarak borcundan düşürmüştür. Bu durum, 1929 krizinin yarattığı döviz darboğazında yerli sanayinin ve üretimin dış pazara erişimini zorunlu bir mekanizma ile garanti altına almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kriz Etkisini Analiz Et
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, Türkiye'nin döviz gelirlerini düşürmüş ve 1928'de yapılan borç ödeme planını imkansız hale getirmiştir.
Dış borç ödemeleri dövizle yapıldığı için döviz kıtlığı krize neden olmuştur.
2
Uluslararası Dayanakları Belirle
Türkiye, Hoover Moratoryumu'nun (1931) sağladığı 'devletler arası borçların ertelenmesi' ikliminden yararlanarak alacaklılarla masaya oturmuştur.
Küresel kriz tüm dünyada borç ödemelerini zorlaştırdığı için Türkiye'nin tezi meşruiyet kazanmıştır.
3
1933 Antlaşması'nın Özgünlüğünü Kavra
Alacaklı devletler, Türkiye'den döviz alamayacaklarını anlayınca, alacaklarını Türkiye'den ithal edecekleri ürünlerle (fındık, tütün, pamuk vb.) mahsuplaşmayı kabul etmişlerdir.
Bu durum 'Clearing (Takas)' sistemi olarak adlandırılır ve Türkiye'nin hem borç ödemesini hem de elindeki az miktardaki dövizi sanayileşme için kullanmasını sağlamıştır.

Key Concept

Clearing (Takas) Sistemi ve Ekonomik Egemenlik

Hints

1
1929 krizinden sonra dünyada döviz bulmak imkansız hale gelince devletler 'mal karşılığı mal' ticaretine yönelmiştir.
2
Türkiye bu dönemde 'Devletçilik' ilkesini uygularken döviz rezervlerini korumak için dış ticarette kısıtlamalara gitmiştir.
3
Alacaklılara 'Size para veremeyiz ama sattığımız fındık ve pamukla borcumuzu mahsuplaşabiliriz' denilen sistemin adını düşünün.

Practice More

Osmanlı borçlarının son taksitinin 1954 yılında ödendiğini ve bu sürecin Demokrat Parti döneminde tamamlandığını unutmayın.

Alternative Method

Kronolojik olarak 1928 (Kriz öncesi - Daha sert şartlar) ve 1933 (Kriz sonrası - Türkiye'nin eli güçlü) ayrımını yaparak, 1933'teki çözümün 'mali egemenlik' ve 'yerli üretim' odaklı olduğunu saptayabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Rate this question