II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği'nin toprak ve Boğazlar üzerindeki talepleri karşısında Türkiye, dış politikasında Batı Bloku ile bütünleşme sürecine girmiştir. Bu süreçte sadece askeri ve ekonomik değil, siyasi ve hukuki alanda da uluslararası kuruluşlarda yer alma stratejisi izlenmiştir.
Türkiye'nin 1949 yılında kurulan Avrupa Konseyine (Council of Europe), kuruluşundan kısa bir süre sonra davet edilerek üyeliğe kabul edilmesinde aşağıdakilerden hangisinin doğrudan etkili olduğu savunulabilir?
- Ülkede çok partili siyasi hayata geçiş ve demokratikleşme adımlarının atılmasıAnswer
- BBirleşmiş Milletler bünyesinde Kore Savaşı'na askeri birlik gönderilmesi
- CTruman Doktrini çerçevesinde ABD'den yoğun askeri yardım alınmaya başlanması
- DHelsinki Nihai Senedi'nin imzalanmasıyla uluslararası standartların kabul edilmesi
- EJohnson Mektubu sonrası dış politikada çok yönlü bir stratejiye geçilmesi
Answer
Çok partili siyasi hayata geçiş ve demokratikleşme adımlarının atılması
Avrupa Konseyi, tüzüğünde belirtildiği üzere sadece demokratik yönetim biçimini benimseyen ve insan haklarına saygı duyan devletleri üyeliğe kabul etmektedir. Türkiye'nin II. Dünya Savaşı'ndan hemen sonra (1945-1946) çok partili hayata geçiş yapması, Milli Kalkınma Partisi ve Demokrat Parti'nin kurulması, Batı dünyasına demokratikleşme yönünde verilen en somut mesajdır. Bu iç siyasi dönüşüm, Türkiye'nin konseye kurucu üyelerden hemen sonra davet edilmesini sağlayan temel etkendir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Soğuk Savaş Dönemi Türkiye'sinin Batı ile Siyasi Entegrasyonu ve Avrupa Konseyi