Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Türk anayasa hukukunda hem "milli egemenlik" ilkesini ilk kez hukuki bir metne dönüştürmesi hem de getirdiği "Meclis Hükümeti Sistemi" ile özgün bir yapı sunması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Bu anayasanın metin içeriği ve yılında yapılan rejim değişiklikleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dönemin anayasal düzeni hakkında aşağıdakilerden hangisi doğru bir çıkarım değildir?
- AAnayasa'nın "yumuşak" yapısı gereği, metnin değiştirilmesi için nitelikli bir çoğunluk aranmamış ve kanunların kabul usulüyle anayasa değişikliği yapılabilmiştir.
- değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı makamının oluşturulması, yasama ve yürütme erklerinin sert bir şekilde birbirinden ayrılmasını ve parlamenter sisteme tam bir geçiş yapılmasını sağlamıştır.Answer
- CAnayasa metninde yargı organına dair hükümlere yer verilmemesi, Kanun-i Esasi'nin mahkemelere ilişkin hükümlerinin çatışmadığı ölçüde uygulanmaya devam ettiği bir düalizm yaratmıştır.
- DOrijinal metinde yer alan yerinden yönetim (adem-i merkeziyet) düzenlemeleriyle, vilayetlere mahalli işlerde özerklik tanınmış ve vilayetler kamu tüzel kişisi olarak kabul edilmiştir.
- EMeclis Hükümeti sisteminin bir gereği olarak, yürütme görevini yerine getiren vekillerin her birinin Meclis tarafından tek tek seçilmesi usulü değişikliğine kadar sürdürülmüştür.
Answer
1923 değişikliklerinin yasama ve yürütme erklerini sert bir şekilde ayırdığı ve tam parlamenter sisteme geçişi sağladığı yönündeki ifade yanlıştır.
Cumhurbaşkanlığı makamının oluşturulduğu değişiklikleri, hükümet etme usulünü 'Kabine Sistemi'ne yaklaştırsa da temel anayasal ilke olan 'Kuvvetler Birliği'ni ortadan kaldırmamıştır. Sert kuvvetler ayrılığı (yasama, yürütme ve yargının kesin sınırlarla ayrılması), Türk anayasa geleneğinde veya düzenlemelerinin bir parçası değildir. Bu dönemde TBMM, hala tüm yetkilerin kendisinde toplandığı en üstün iradedir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Meclis Hükümeti Sistemi ve Kuvvetler Birliği İlkesi