Milli Mücadele Hazırlık Dönemi

563 questions

Question 1Question

Batı Anadolu’da Yunan işgaline karşı bölgesel direnişi örgütlemek amacıyla Hacim Muhittin Çarıklı başkanlığında toplanan Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde; seferberlik ilan edilmesi ve redd-i ilhak cemiyetlerinin birleştirilmesi gibi kararlar alınmasına karşın, Erzurum ve Sivas kongrelerinden farklı olarak aşağıdaki tutumlardan hangisi sergilenmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Bağımsızlık mücadelesi yürütülürken Saltanat ve Hilafet makamına bağlılığın sürdürüleceğinin vurgulanması

Answer

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde, Erzurum ve Sivas kongrelerinden farklı olarak Saltanat ve Hilafet makamına bağlılık kararı alınmıştır.
Balıkesir ve Alaşehir kongreleri, Batı Anadolu'da direnişin asker ve mühimmat ihtiyacını karşılamak için toplanmış olsa da siyasi olarak Saltanat ve Hilafet makamına bağlı kalınacağını açıkça ifade ederek Erzurum ve Sivas'taki 'ulusal egemenlik' ve 'yeni hükümet' vurgusundan ayrılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kongrelerin liderlik ve kapsam özelliklerini analiz etme
Hacim Muhittin Çarıklı başkanlığında toplanan bu kongrelerin bölgesel nitelikli olduğu ve Batı Cephesi'ni kurmayı amaçladığı görülür.
Soruda yer alan 'Hacim Muhittin Bey' ve 'Bölgesel direniş' ifadeleri Balıkesir-Alaşehir hattını belirler.
2
Siyasi söylemleri karşılaştırma
Yerel kongrelerin, bağımsızlık mücadelesini padişahın otoritesini sarsmadan yürütmeye çalıştığı belirlenir.
Erzurum ve Sivas kongreleri daha ulusal ve merkezi bir otorite (Temsil Heyeti) kurmaya çalışırken, bu yerel kongreler padişaha sadakat bildirmişlerdir.

Key Concept

Milli Mücadele Dönemi Yerel Kongrelerinin Siyasi Tutumu
Question 2Question

Sivas Kongresi sonrasında Anadolu'daki Milli Mücadele hareketi ile İstanbul Hükümeti arasında kurulan temaslar sonucunda Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Temsil Heyeti Amasya'da bir araya gelmiştir. Yapılan görüşmelerde Mebusan Meclisi'nin toplanması konusunda fikir birliğine varılsa da meclisin toplanacağı yer konusunda taraflar arasında ciddi bir uyuşmazlık çıkmıştır. Mustafa Kemal Paşa güvenlik nedeniyle meclisin İstanbul dışında toplanmasını isterken, İstanbul Hükümeti bu talebi reddetmiştir.

Buna göre, İstanbul Hükümeti'nin meclisin İstanbul dışında toplanmasına karşı çıkarken öne sürdüğü temel yasal gerekçe ve bu görüşmelerin Temsil Heyeti açısından en önemli siyasi sonucu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Kanun-i Esasi hükümlerine aykırı olması - İstanbul Hükümeti'nin Temsil Heyeti'ni resmen ve hukuken tanıması

Answer

İstanbul Hükümeti'nin Kanun-i Esasi'yi (anayasayı) gerekçe göstererek meclisin İstanbul dışında toplanmasına karşı çıkması ve Amasya Görüşmeleri sayesinde Temsil Heyeti'nin İstanbul Hükümeti tarafından resmen ve hukuken tanınması.
Doğru cevap, İstanbul Hükümeti'nin meclisin yerini belirlerken anayasayı (Kanun-i Esasi) dayanak göstermesi ve Amasya Görüşmeleri'nin Temsil Heyeti'ni hukuken tescillemesi ifadelerini içermektedir. İstanbul Hükümeti, anayasa gereği meclisin padişahın bulunduğu merkezde toplanması gerektiğini ileri sürmüştür. Aynı zamanda bu görüşme, iki gücün bir araya gelmesi nedeniyle Temsil Heyeti'nin resmen tanınması anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Amasya Görüşmeleri'nin taraflarını ve amacını belirle.
Görüşmeler Temsil Heyeti ile İstanbul Hükümeti (Salih Paşa) arasında meclisin açılması ve Milli Mücadele'nin geleceği üzerine yapılmıştır.
Sorunun bağlamını ve tarafların konumunu anlamak için gereklidir.
2
Meclisin toplanma yeri konusundaki anlaşmazlığın yasal zeminini analiz et.
İstanbul Hükümeti, Kanun-i Esasi'ye göre meclisin başkentte toplanması gerektiğini savunarak güvenlik endişelerini geri plana itmiştir.
Soruda sorulan 'temel yasal gerekçe' kısmını yanıtlamak için gereklidir.
3
Görüşmelerin Temsil Heyeti için doğurduğu en temel siyasi/hukuki kazanımı tespit et.
Bu görüşme ile İstanbul Hükümeti ilk kez Anadolu'daki hareketi muhatap almış ve varlığını hukuken kabul etmiştir.
Soruda sorulan 'en önemli siyasi sonuç' kısmını yanıtlamak için gereklidir.

Key Concept

Amasya Görüşmeleri'nin Hukuki Tanınma ve Meclis-i Mebusan Kararı Üzerindeki Etkisi
Estimated Time:1m 40s
Question 3Question

İzmir'in işgalinin ardından Anadolu'da milli bilinci uyandırmak amacıyla yayımlanan ve 'ilk ulusal tepki' niteliği taşıyan Havza Genelgesi'nde; işgallerin protesto edilmesi için mitingler düzenlenmesi istenirken, bu süreçte Hristiyan azınlığa yönelik herhangi bir taşkınlık ve kötü muamelede bulunulmaması özellikle emredilmiştir. Mustafa Kemal Paşa'nın bu tutumuyla doğrudan ulaşmak istediği amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesinin uygulanmasına hukuki zemin oluşturulmasını engelleyerek yeni işgallerin önüne geçmek.

Answer

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesinin uygulanmasına hukuki zemin oluşturulmasını engelleyerek yeni işgallerin önüne geçmek.
Havza Genelgesi, Milli Mücadele'nin ilk genelgesi olup halkı işgallere karşı harekete geçirmeyi hedeflemiştir. Ancak bu süreçte yapılacak taşkınlıkların, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi (İtilaf Devletleri'nin güvenliği tehdit eden bölgeleri işgal edebilmesi) uyarınca yeni işgallere zemin hazırlamasından endişe edilmiştir. Bu nedenle azınlıklara yönelik kötü muameleden kaçınılması istenerek işgallerin yayılmasına yönelik 'hukuki gerekçe' oluşması engellenmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Genelge metnindeki azınlıklara yönelik uyarıyı analiz et.
Mustafa Kemal'in protestolar sırasında azınlıklara zarar verilmemesini istemesi, asayişin bozulmamasını amaçladığını gösterir.
Milli bilinci uyandırırken İtilaf Devletleri'ne koz vermemek stratejik bir gerekliliktir.
2
Bu uyarının Mondros Ateşkes Antlaşması hükümleriyle ilişkisini kur.
Mondros'un 7. maddesi, güvenlik bozulursa İtilaf Devletleri'ne işgal hakkı tanıyordu.
Olası bir kargaşanın işgalleri Anadolu geneline yaymasını engellemek hedeflenmiştir.

Key Concept

Havza Genelgesi'nin Stratejik Uyarıları ve Mondros 7. Madde İlişkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 4Question

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen ve Milli Mücadele'nin siyasi programı olarak kabul edilen Misak-ı Milli beyannamesinde aşağıdakilerden hangisine yönelik bir karar yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Manda ve himaye fikrinin kesin olarak reddedilmesi

Answer

Manda ve himaye fikrinin kesin olarak reddedilmesi
Manda ve himaye fikrinin reddedilmesi, Milli Mücadele'nin hazırlık aşamasında Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan bir karardır. 28 Ocak 1920'de kabul edilen Misak-ı Milli metni ise daha çok sınırlar, kapitülasyonlar, azınlık hakları ve boğazlar gibi uluslararası siyasi ve ekonomik bağımsızlık konularına odaklanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Misak-ı Milli konularını hatırlama
Misak-ı Milli; Sınırlar, Boğazlar, Azınlıklar, Kapitülasyonlar, Borçlar ve Plebisit (Halk Oylaması) konularını kapsar.
Sorunun doğru çözülmesi için metnin içeriğinin (KAPSÜL şifresi gibi) bilinmesi gerekir.
2
Kongre kararları ile meclis kararlarını ayırt etme
Manda ve himaye, milli egemenlik ve temsil heyeti gibi kavramlar kongreler dönemine aittir.
Öğrencinin Mebusan Meclisi kararları ile Erzurum/Sivas kararlarını karıştırmaması gerekir.

Key Concept

Misak-ı Milli İçeriği ve Kongre Kararlarından Farkı

Hints

1
Misak-ı Milli kararlarını 'KAPSÜL' (Kapitülasyonlar, Azınlıklar, Plebisit, Sınırlar, Ulusal Eşitlik, L-Boğazlar) olarak kodlayabilirsiniz.
2
Manda ve himaye kavramı ilk kez Erzurum'da reddedilmiş, Sivas'ta ise kesin olarak reddedilmiştir.
3
Misak-ı Milli metninde milli bağımsızlık vurgusu varken, İstanbul Hükümeti ve meclis şartları nedeniyle milli egemenlik (rejim değişikliği) vurgusu yer almaz.

Practice More

Misak-ı Milli kararlarının kabulünden sonra İstanbul'un resmen işgal edilmesi sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 5Question

16 Mart 1920 tarihinde İtilaf Devletleri tarafından İstanbul'un resmen işgal edilmesi, Şehzadebaşı Karakolu'nun basılması ve Mebusan Meclisi'nin dağıtılarak birçok milletvekilinin Malta'ya sürgün edilmesiyle sonuçlanan sürecin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Misak-ı Milli kararlarının kabul edilmesi

Answer

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Misak-ı Milli kararlarının kabul edilmesi
İtilaf Devletleri, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Misak-ı Milli kararlarının kabul edilmesiyle Türk milletinin bağımsızlık azmini resmi bir belge ile ilan etmesinden rahatsız olmuş ve bu kararları geri aldırmak amacıyla İstanbul'u 16 Mart 1920'de resmen işgal etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Olayın kronolojik bağlamını incele.
12 Ocak 1920'de Mebusan Meclisi açılmış ve 28 Ocak 1920'de gizli oturumla Misak-ı Milli kabul edilmiştir.
İşgalin (16 Mart 1920) hemen öncesindeki en kritik siyasi gelişme budur.
2
İtilaf Devletleri'nin tepkisini analiz et.
İtilaf Devletleri, Türk milletinin tam bağımsızlık andı olan bu kararların geri çekilmesi için baskı yapmış, sonuç alamayınca meclisi dağıtmıştır.
İşgalin amacı milli iradeyi kırmak ve direnişi merkezinde yok etmektir.
3
Neden-sonuç ilişkisini doğrula.
İşgalin resmi gerekçesi Misak-ı Milli'nin ilan edilmesiyle doğan 'itaatsizlik' durumudur.
Resmi işgal, hukuki bir organ olan meclisin bağımsızlık kararı almasına bir misillemedir.

Key Concept

İstanbul'un İşgali ve Misak-ı Milli İlişkisi

Hints

1
İşgalden hemen önce mecliste kabul edilen ve Türk sınırlarını çizen belgeyi düşünün.
2
İtilaf Devletleri'nin, 'milli yemin' anlamına gelen bir kararı geri aldırmak için bu baskıyı yaptığını unutmayın.

Practice More

İstanbul'un işgalinin TBMM'nin Ankara'da açılmasına olan etkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 6Question

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen ve Milli Mücadele'nin siyasi hedeflerini somutlaştıran Misak-ı Milli kararlarında, bazı stratejik bölgelerin geleceğinin belirlenmesi için halk oylamasına (plebisit) başvurulması öngörülmüştür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Misak-ı Milli'de halkın oyuna başvurulması kararlaştırılan bölgelerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: İzmir

Answer

İzmir, Misak-ı Milli'de halk oylaması öngörülen bölgelerden biri değildir; doğrudan Türk vatanının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmiştir.
İzmir, Misak-ı Milli'nin birinci maddesinde tanımlanan 'Osmanlı İslam çoğunluğunun yerleşik olduğu, Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada işgal edilmemiş olan bölgeler' kapsamındadır. Bu bölgenin Türk vatanının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanmış ve geleceği halk oylamasına bırakılmamıştır. Plebisit (halk oylaması) sadece Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum), Batı Trakya ve Arap çoğunluklu topraklar için talep edilmiştir. Bu kararların mecliste kabul edilmesinin ardından, 16 Mart 1920'de İstanbul İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Misak-ı Milli'de halk oylaması (plebisit) öngörülen bölgeleri tespit etmek
Belgede Arap toprakları (1. madde), Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum - 2. madde) ve Batı Trakya (3. madde) için halk oylaması öngörülmüştür.
Bu bölgelerin siyasi durumunun uluslararası alanda tartışmalı olması veya yakın dönemde elden çıkmış olması nedeniyle demokratik bir meşruiyet aranmıştır.
2
İzmir'in durumunu bu bölgelerle karşılaştırmak
İzmir, Mondros imzalandığı sırada işgal altında olmayan (işgali Mondros'tan sonradır) ve Türk çoğunluğun bulunduğu bir bölge olarak 1. madde kapsamında 'bölünmez bir bütün' içinde yer alır.
Erzurum ve Sivas Kongrelerinde de vurgulandığı üzere, Anadolu'nun ayrılmaz bir parçası olan yerler için halk oylaması istenmemiş, doğrudan tam bağımsızlık talep edilmiştir.

Key Concept

Misak-ı Milli'de plebisit (halk oylaması) öngörülen bölgelerin ayrımı
Estimated Time:1m 0s
Question 7Question

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'nde Batı Anadolu’daki direnişi teşkilatlandırmak amacıyla Hacim Muhittin Çarıklı başkanlığında toplanan Balıkesir ve Alaşehir kongreleri; Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi bu yerel kongreleri diğerlerinden ayıran temel siyasi farklardan biridir?

Show answer & explanation

Answer: Kararlarında 'ulusal egemenlik' ve 'millet iradesi' gibi kavramlara yer vermemeleri

Answer

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin kararlarında 'ulusal egemenlik' veya 'millet iradesi' kavramlarına yer vermeyip saltanat ve hilafete bağlılık vurgusu yapmaları, onları ulusal hareketin genel çizgisinden ayıran temel siyasi farktır.
Balıkesir ve Alaşehir kongreleri, Batı Anadolu'da Yunan ilerleyişini durdurmak için toplanmış yerel organizasyonlardır. Bu kongrelerin en karakteristik siyasi özelliği, silahlı direnişi örgütlerken 'ulusal egemenlik' (milletin kendi kendini yönetmesi) gibi devrimci bir ilkeye başvurmamalarıdır. Bunun yerine, saltanat ve hilafet makamına olan bağlılıklarını her fırsatta dile getirerek meşruiyetlerini geleneksel otoriteden almışlardır.

Step-by-Step Solution

1
Kongrelerin temel siyasi meşruiyet kaynaklarını analiz edin.
Balıkesir ve Alaşehir kongreleri, direnişin meşruiyetini saltanat ve hilafet makamının korunmasına dayandırmışlardır.
Bu kongreler, yerel halkın desteğini almak için mevcut dini ve siyasi otoriteye bağlılığı bir strateji ve inanç olarak benimsemişlerdir.
2
Ulusal hareket (Erzurum-Sivas) ile karşılaştırma yapın.
Erzurum ve Sivas kongrelerinde 'Milli iradeyi hakim kılmak esastır' kararı alınarak gelecekteki yönetim biçiminin sinyalleri verilmiştir.
Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki merkezî hareket, bağımsızlığı milletin kendi kararına dayandırırken yerel kongreler bu dönüşümden uzak durmuştur.

Key Concept

Yerel Kongrelerin Siyasi Karakteri ve Saltanat Bağlılığı

Alternative Method

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin 'millet iradesi' yerine 'padişah ve halife' kavramlarını kullanıp kullanmadığını sorgulayarak doğru sonuca ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 15s
Question 8Question

Sivas Kongresi'nde, Erzurum Kongresi'nde de gündeme gelen 'manda ve himaye' fikri kesin olarak reddedilmiştir. Bu kararın alınmasıyla Milli Mücadele'nin aşağıdaki hedeflerden hangisinden asla taviz verilmeyeceği tüm dünyaya ilan edilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Tam bağımsızlık

Answer

Manda ve himayenin kesin olarak reddedilmesi, Türk milletinin başka bir devletin korumasını kabul etmeyeceğini ve tam bağımsızlığı hedeflediğini gösterir.
Sivas Kongresi'nde manda ve himaye fikri, Türk milletinin hiçbir yabancı devletin güdümüne girmeyeceğini vurgulamak amacıyla kesin olarak reddedilmiştir. Bu durum, Milli Mücadele'nin temel hedefinin 'Tam Bağımsızlık' olduğunu kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Sivas Kongresi'nde alınan manda ve himaye kararını analiz et.
Manda ve himaye fikrinin bir daha tartışılmamak üzere kesin olarak reddedildiği görülür.
Erzurum'da ilk kez reddedilen bu fikir, Sivas'ta ulusal bir karara dönüştürülmüştür.
2
Kararın amacını değerlendir.
Başka bir devletin egemenliğine girmeyi reddetmek, kendi kaderini tayin etme isteğini ortaya koyar.
Manda sisteminin kabulü, bağımsız devlet anlayışıyla temelden çelişir.

Key Concept

Manda ve Himayenin Kesin Reddi ve Tam Bağımsızlık İlkesi
Question 9Question

Mustafa Kemal Paşa, 9.9. Ordu Müfettişi sıfatıyla hazırladığı ve 2222 Mayıs 19191919’da İstanbul Hükümeti’ne sunduğu Samsun Raporu’nda; bölgedeki olayların sorumlusunun Türkler olmadığını, Rumların siyasi emellerinden vazgeçmesi durumunda huzurun sağlanacağını ve Türk ulusunun yabancı mandasına tahammülü olmadığını bildirmiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın raporda özellikle "karışıklıkların sorumlusunun Türkler olmadığına" vurgu yapmasıyla aşağıdakilerden hangisini doğrudan amaçladığı savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7.7. maddesine dayanılarak yapılabilecek işgallerin hukuki zeminini yok etmek

Answer

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7.7. maddesine dayanılarak yapılabilecek işgallerin hukuki zeminini yok etmek
Doğru yanıt olan seçenek, Mustafa Kemal Paşa'nın stratejik hamlesini tam olarak açıklar. Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesi, güvenlik bozulduğunda İtilaf Devletleri'ne işgal yetkisi veriyordu. Paşa, raporda karışıklığın asıl kaynağının Türkler olmadığını, aksine Rum çetelerinin faaliyetleri olduğunu belirterek İtilaf Devletleri'nin elindeki 'asayişsizlik' kozunu almayı ve olası bir işgalin hukuki gerekçesini ortadan kaldırmayı hedeflemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Rapordaki vurguyu analiz etme
Mustafa Kemal Paşa, bölgedeki karışıklığın nedeninin Türkler değil, Rumlar olduğunu belirtmiştir.
Bu ifade, İtilaf Devletleri'nin 'Türkler asayişi bozuyor' iddiasına verilmiş resmi bir cevaptır.
2
Mondros Ateşkesi ile bağlantı kurma
Mondros'un 7.7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne asayişin bozulduğu herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı tanıyordu.
İşgallerin en büyük yasal dayanağı bu maddeydi.
3
Sonuca ulaşma
Türklerin sorumlu olmadığını belgelemek, işgal gerekçesini ortadan kaldırır.
Sorumluluğun Rumlara ait olduğunun tespiti, 7.7. maddenin uygulanmasını haksız ve hukuksuz duruma düşürür.

Key Concept

Samsun Raporu'nun Mondros Ateşkesi'nin işgalci maddelerine karşı ilk resmi başkaldırı olması.
Estimated Time:55s
Question 10Question

Mustafa Kemal Paşa, Havza Genelgesi’nde halktan işgallere karşı protesto mitingleri düzenlemesini isterken; bu eylemler sırasında Hristiyan azınlığa yönelik herhangi bir taşkınlık veya saldırgan tutum sergilenmemesi konusunda mülki ve askeri amirleri kesin bir dille uyarmıştır.

Genelge’de yer alan bu hassas uyarının, Milli Mücadele’nin stratejik yürütülmesindeki temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hareketin uluslararası alandaki hukuki meşruiyetini korumak ve Mondros Ateşkesi’nin 7.7. maddesinin uygulanmasına zemin hazırlayacak bahaneleri ortadan kaldırmak

Answer

Milli Mücadele’nin uluslararası alandaki meşruiyetini korumak ve Mondros’un 7. maddesinin gerekçesi olan asayişsizlik bahanesini engellemek.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne 'güvenliklerini tehdit eden bir durum olursa stratejik noktaları işgal etme' yetkisi veriyordu. Havza Genelgesi'ndeki azınlık uyarısı, Türk tarafının 'asayişi bozan taraf' olarak damgalanmasını önlemek ve işgalleri hukuk dışı bırakmak için atılmış bilinçli bir stratejik adımdır.

Step-by-Step Solution

1
Havza Genelgesi'ndeki halkı direnişe çağıran maddeleri analiz etme.
Halkın mitingler ve protestolar yoluyla milli bilince ulaşması hedeflenmiştir.
İşgallere karşı toplumsal bir tepki oluşturmak mücadelenin ilk adımıdır.
2
Azınlıklarla ilgili özel uyarıyı değerlendirme.
Hristiyan azınlığa zarar verilmemesi emredilmiştir.
Olası çatışmaların İtilaf Devletleri'ne müdahale hakkı tanıması riskini önlemek.
3
Uyarıyı Mondros Ateşkes Antlaşması ile ilişkilendirme.
Mondros'un 7. maddesi, güvenlik bozulan yerlerin işgaline izin vermektedir.
Mustafa Kemal, direnişin haklılığını korumak için asayişsizlik iddialarını boşa çıkarmayı amaçlamıştır.

Key Concept

Havza Genelgesi Stratejisi: Milli Bilinç ve Hukuki Meşruiyet

Hints

1
Mondros Ateşkesi'nin en tehlikeli maddesini hatırlayın.
2
İtilaf Devletleri'nin Anadolu'daki işgalleri genişletmek için asayişsizliği bir bahane olarak kullandığını düşünün.
3
Hristiyan halka saldırılması durumunda, 7. madde devreye girebilir ve direniş 'gayrimeşru' ilan edilebilirdi.

Practice More

Amasya Genelgesi'nin Havza'dan farkı olan 'milli mücadelenin gerekçe ve yöntemi' konusuna çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 11Question

İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek Mebusan Meclisi'ni dağıtmış ve Salih Paşa Hükümeti'ne baskı yaparak Milli Mücadele aleyhinde kararlar aldırmaya çalışmıştır. Bu gelişmeler üzerine Mustafa Kemal Paşa, yayımladığı bir bildiriyle Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını ilan etmiştir.

Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'un işgalini Ankara'da yeni bir meclis açmak için bir gerekçe olarak kullanması aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul'daki meclisin dağıtılmasıyla oluşan otorite boşluğunu milli irade doğrultusunda doldurma arayışının

Answer

İstanbul'daki meclisin dağıtılmasıyla oluşan otorite boşluğunu milli irade doğrultusunda doldurma arayışının
İstanbul'un resmen işgali ve Mebusan Meclisi'nin basılması, Osmanlı Devleti'nin başkentinde halkın iradesini temsil edecek bir mekanizma bırakmamıştır. Mustafa Kemal Paşa, bu durumu 'milletin kaderine bizzat kendisinin el koyması gerektiği' şeklinde yorumlayarak, dağıtılan meclisin görevini Ankara'da daha güçlü ve bağımsız bir yapı olan TBMM ile devam ettirmeyi amaçlamıştır. Bu hamle, Milli Mücadele'ye hukuki bir meşruiyet sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın analiz edilmesi
16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilmiş ve halkın seçtiği Mebusan Meclisi zorla kapatılmıştır.
İtilaf Devletleri'nin Misak-ı Milli kararlarına tepki göstermesi.
2
Siyasi boşluğun tespit edilmesi
Milli iradeyi temsil eden tek kurumun dağılması, bir temsil ve yönetim krizi doğurmuştur.
Halkın iradesinin yansıyacağı yasal bir organın kalmaması.
3
Sonucun değerlendirilmesi
Mustafa Kemal, bu krizi Ankara'da yeni ve tam yetkili bir meclis (TBMM) açmak için hukuki ve meşru bir dayanak olarak kullanmıştır.
Vatanın geleceği hakkında karar verecek bir merkezin zorunlu hale gelmesi.

Key Concept

Milli İradenin Kesintisizliği ve TBMM'nin Meşruiyet Zemini

Practice More

İstanbul'un işgali sonrası Ankara'ya giden mebusların TBMM'ye kabul edilme sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 12Question

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin 28 Ocak 1920'de Misak-ı Millî kararlarını kabul etmesi, İtilaf Devletleri tarafından beklenen uysal tutumun yerine sert bir dirençle karşılaşıldığını göstermiştir. Bu kararların ilan edilmesinin ardından İtilaf Devletleri'nin Türk halkının iradesini kırmak ve bağımsızlık hareketini engellemek amacıyla doğrudan gerçekleştirdiği siyasi gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul'un resmen işgal edilmesi ve Mebusan Meclisi'nin basılarak dağıtılması

Answer

İstanbul'un resmen işgal edilmesi ve Mebusan Meclisi'nin basılarak dağıtılması
Misak-ı Millî’nin ilanı, İtilaf Devletleri’nin Mondros sonrası planlarına aykırı olduğu için, bu devletler önce baskı kurmuş, sonuç alamayınca 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ederek halkın iradesini temsil eden meclisi dağıtmışlardır.

Step-by-Step Solution

1
Misak-ı Millî'nin mahiyetini belirleme
Misak-ı Millî, Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen milli bağımsızlık programıdır.
Kararın hangi kurum tarafından ve hangi içerikle alındığını anlamak sonucu öngörmeyi sağlar.
2
İtilaf Devletleri'nin tepkisini analiz etme
İtilaf Devletleri, Türk milletinin bu bağımsızlık beyannamesini kendi işgal planlarına (Sevr süreci) bir meydan okuma olarak görmüştür.
Uluslararası dengelerin nasıl bozulduğunu saptamak için gereklidir.
3
Kronolojik sonuç ilişkisi kurma
28 Ocak 1920'de kabul edilen kararlara tepki olarak 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilmiştir.
Sebep-sonuç ilişkisini tarihsel akış içerisinde doğrulamak için son adımdır.

Key Concept

Misak-ı Millî'nin Siyasi Sonuçları
Estimated Time:1m 15s
Question 13Question

20-22 Ekim 1919 tarihleri arasında gerçekleşen Amasya Görüşmeleri'nde; seçimlerin serbestçe yapılması ve Mebusan Meclisi'nin açılması konularında uzlaşılmış, ancak Temsil Heyeti'nin meclisin Anadolu'da toplanması yönündeki talebi İstanbul Hükûmeti temsilcisi Salih Paşa tarafından "Kanun-i Esasi gereği meclisin merkezde açılması gerektiği" savunularak kabul görmemiştir.

Bu görüşmelerin gerçekleşmiş olması ve tarafların ortak protokoller hazırlaması, Milli Mücadele süreci açısından öncelikle aşağıdakilerden hangisinin kanıtıdır?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul Hükûmeti'nin, Temsil Heyeti'ni resmen ve hukuken tanıdığının

Answer

İstanbul Hükûmeti'nin, Temsil Heyeti'ni resmen ve hukuken tanıdığının kanıtıdır.
Amasya Görüşmeleri, İstanbul Hükûmeti'nin Anadolu'daki direnişi ve onun temsilcisi olan Temsil Heyeti'ni ilk kez resmi bir heyet olarak muhatap almasıdır. Bir devletin resmi temsilcisinin, başka bir yapı ile masaya oturup protokol imzalaması, o yapının hukuki varlığını kabul ettiğini resmen tescil eder.

Step-by-Step Solution

1
Amasya Görüşmeleri'nin taraflarını belirle.
Görüşmeler İstanbul Hükûmeti (Salih Paşa) ve Temsil Heyeti (Mustafa Kemal) arasında yapılmıştır.
Siyasi bir görüşmenin tarafları, birbirlerini muhatap aldıklarını gösterir.
2
Görüşmenin hukuki sonucunu yorumla.
Bir hükümetin kendisine muhalif bir oluşumla masaya oturup protokol imzalaması, o oluşumu resmen tanıdığı anlamına gelir.
Bu olay, Temsil Heyeti'nin kazandığı en büyük siyasi başarılardan biridir.
3
Meclis yeri tartışmasını analiz et.
Temsil Heyeti güvenlik gerekçesiyle Anadolu'yu, İstanbul Hükûmeti ise Kanun-i Esasi gereği İstanbul'u savunmuştur.
Bu durum görüşmelerde her konuda uzlaşma sağlanamadığının bir göstergesidir.

Key Concept

Temsil Heyeti'nin Hukuki Tanınması

Practice More

Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelme nedenlerini inceleyerek meclisin İstanbul'daki çalışmalarını nasıl takip ettiklerini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 14Question

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin toplanma sürecinde Mustafa Kemal'in meclis üyelerinden 'Müdafaa-i Hukuk' adıyla bir grup kurmalarını istemesine rağmen, mecliste bu ismin yerine kurulan ve Misak-ı Millî kararlarını meclise sunarak kabul edilmesini sağlayan grup aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Felah-ı Vatan

Answer

Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kurulan ve Misak-ı Millî kararlarının kabul edilmesinde öncü rol oynayan grup Felah-ı Vatan grubudur.
Felah-ı Vatan grubu, Rauf Bey'in (Orbay) başkanlığında Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kurulan ve Millî Mücadele programı olan Misak-ı Millî'yi meclise kabul ettiren gruptur.

Step-by-Step Solution

1
Meclisteki siyasi dengeleri analiz etme
Mustafa Kemal, Ankara'da görüştüğü mebuslardan mecliste Müdafaa-i Hukuk adıyla güçlü bir grup kurmalarını istemiştir.
Meclisin Millî Mücadele hedefleri doğrultusunda hareket etmesini sağlamak.
2
Kurulan grubun ismini belirleme
İstanbul'a giden milletvekilleri, İtilaf Devletleri'nin baskısı ve çeşitli siyasi çekincelerle 'Müdafaa-i Hukuk' yerine 'Vatanın Kurtuluşu' anlamına gelen Felah-ı Vatan grubunu kurmuşlardır.
Mustafa Kemal'in isteği tam olarak gerçekleşmese de vatanın bağımsızlığını savunan bir çatı yapı oluşturulmuştur.
3
Grubun temel başarısını saptama
Bu grup, 28 Ocak 1920'de gizli bir oturumla Misak-ı Millî beyannamesinin meclis tarafından kabul edilmesini sağlamıştır.
Misak-ı Millî'nin resmîleşmesi, Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarının parlamentoda onaylanması anlamına gelmektedir.

Key Concept

Felah-ı Vatan Grubu ve Misak-ı Millî'nin Kabulü

Hints

1
Mustafa Kemal bu grubun isminin 'Müdafaa-i Hukuk' olmasını istiyordu ama mebuslar farklı bir isim seçti.
2
Seçilen isim 'Vatanın Kurtuluşu' anlamına gelmektedir ve grubun başında Rauf Orbay bulunmaktaydı.
3
28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli'yi ilan eden bu grup, İstanbul'un işgaline giden süreci tetiklemiştir.

Practice More

Misak-ı Millî'nin kabulünden sonra İstanbul'un resmen işgali ve meclisin dağıtılması sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 15Question

Amasya Genelgesi’nde yer alan aşağıdaki hükümlerden hangisi, hem Millî Mücadele’nin yöntemini belirlemesi hem de mevcut otoriteye karşı bir başkaldırı niteliği taşıyarak ileride devlet rejiminin değişeceğine işaret etmesi bakımından diğerlerinden ayrılmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

Answer

Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır hükmü, Millî Mücadele'nin yöntemini belirler. Buradaki 'milletin kararı' ifadesi, egemenlik hakkının tek bir kişiden (padişah) alınarak millete devredileceğini simgeler. Bu durum, mevcut saltanat düzenine karşı bir başkaldırı (ihtilal) niteliğindedir ve ileride kurulacak olan yeni devletin yönetim biçiminin (Cumhuriyet) temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Genelge maddelerini siyasi içerikleri bakımından tasnif etmek
Maddelerin gerekçe, amaç ve yöntem olarak gruplandırılması
Sorunun istediği rejim değişikliği vurgusunu bulmak için maddelerin işlevini anlamak gerekir.
2
'Azim ve karar' kavramlarını egemenlik hakkı çerçevesinde analiz etmek
Halkın karar alma yetkisinin (iradesinin) ön plana çıkarıldığının saptanması
Karar yetkisinin hükümdardan alınıp millete verilmesi, siyasi literatürde bir 'ihtilal' (devrim) ve cumhuriyet rejimine giden yolun başlangıcıdır.

Key Concept

Ulusal Egemenlik ve İhtilal Beyannamesi
Estimated Time:1m 15s
Question 16Question

Sivas Kongresi, Millî Mücadele'nin kurumsallaşması ve tek merkezden yönetilmesi yolunda atılan en kritik adımlardan biridir. Bu kongrede Temsil Heyeti'nin, Batı Cephesi Umum Kuvayımilliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa'yı ataması aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Temsil Heyeti'nin yürütme yetkisini kullanarak bir hükümet gibi hareket ettiğinin

Answer

Temsil Heyeti'nin yürütme yetkisini kullanarak bir hükümet gibi hareket ettiğinin göstergesidir.
Temsil Heyeti'nin Batı Cephesi Umum Kuvayımilliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa'yı ataması, bir yürütme (icra) işlemidir. Devlet yönetiminde yasama (karar alma) ve yürütme (kararları uygulama/atama yapma) yetkileri bulunur. Temsil Heyeti'nin bir komutan ataması, sanki bir hükûmetmiş gibi hareket ettiğini ve otoritesini tüm vatan üzerinde tesis etmeye başladığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Atama işleminin siyasi ve hukuki niteliğini analiz etme.
Bir makama görevli tayin etmek (atama yapmak), devlet organlarından yürütme organına ait bir yetkidir.
Temsil Heyeti'nin bu yetkiyi kullanması, kendisini bir otorite olarak gördüğünü gösterir.
2
Temsil Heyeti'nin Sivas Kongresi'ndeki konumunu değerlendirme.
Temsil Heyeti, Sivas Kongresi ile tüm vatanı temsil eder hale gelmiştir.
Ali Fuat Paşa'nın Batı Cephesi'ne atanması, heyetin sadece bölgesel değil, ulusal bir yönetim gibi davrandığının kanıtıdır.

Key Concept

Temsil Heyeti'nin Yürütme Yetkisi
Estimated Time:50s
Question 17Question

İngilizlerin, Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan Türk-Rum çatışmalarını gerekçe göstererek Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7.7. maddesine dayanarak bölgeyi işgal etme tehdidi üzerine, Mustafa Kemal Paşa 9.9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirilmiştir. Kendisinden beklenen; Türk direniş odaklarını dağıtması, halkın elindeki silahları toplaması ve asayişi sağlamasıdır. Ancak Mustafa Kemal Paşa, bölgeden gönderdiği Samsun Raporu’nda bu beklentilerle uyuşmayan tespitlerde bulunmuştur.

Buna göre, Samsun Raporu’nda yer alan aşağıdaki ifadelerden hangisi, Mustafa Kemal Paşa’nın resmi görev tanımının aksine, Türk direnişinin haklılığını savunduğunu göstermektedir?

Show answer & explanation

Answer: Bölgedeki karışıklıkların asıl sorumlusunun Rum çeteleri olduğu ve Türklerin sadece kendilerini savunma hakkını kullandığının belirtilmesi

Answer

Bölgedeki karışıklıkların asıl sorumlusunun Rum çeteleri olduğu ve Türklerin sadece kendilerini savunma hakkını kullandığının belirtilmesi
Samsun Raporu, Mustafa Kemal Paşa'nın resmi görevinin (Türkleri silahsızlandırma) dışına çıktığının ilk göstergesidir. Raporda bölgedeki karışıklıklardan Rum çetelerini sorumlu tutması ve Türklerin saldırgan değil savunmacı olduğunu belirtmesi, kendisine verilen 'direnişi durdurma' talimatıyla doğrudan çelişir ve direnişin meşruiyetini savunur.

Step-by-Step Solution

1
Mustafa Kemal Paşa'ya verilen resmi görevin analiz edilmesi
Görevi Türk direnişini durdurmak ve asayişi sağlamaktır.
İstanbul Hükümeti, Mondros'un 7.7. maddesinin uygulanmasından (işgalden) korkmaktadır.
2
Samsun Raporu'nun içeriğinin incelenmesi
Rapor, karışıklığın suçlusunun Türkler değil, Rum çeteleri olduğunu belirtir.
Bu durum, direnişin bir suç değil, meşru bir savunma olduğunu kanıtlar.
3
Görev ile raporun karşılaştırılması
Resmi görev direnişi bitirmek iken, rapor direnişi haklı çıkarmaktadır.
Mustafa Kemal Paşa, resmi yetkisini Milli Mücadele'nin ilk haklılık belgesini oluşturmak için kullanmıştır.

Key Concept

Samsun Raporu ve 9. Ordu Müfettişliği Görev Çelişkisi
Estimated Time:1m 15s
Question 18Question

Milli Mücadele'nin siyasi programı niteliğinde olan Misak-ı Milli kararlarının Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmesine tepki gösteren İtilaf Devletleri, aşağıdaki gelişmelerden hangisini gerçekleştirmiştir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul'un resmen işgal edilmesi

Answer

İtilaf Devletleri, Misak-ı Milli kararlarının kabulüne tepki olarak İstanbul'u resmen işgal etmiştir.
Misak-ı Milli'nin 28 Ocak 1920'de kabul edilmesiyle Türk milletinin bağımsızlık sınırları dünyaya ilan edilmiştir. Buna tahammül edemeyen İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek Mebusan Meclisi'ni dağıtmışlardır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın zamanını ve kurumunu belirleme
28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edildi.
Sorunun kökenindeki temel olay Misak-ı Milli'nin kabulüdür.
2
Dış tepkileri analiz etme
İtilaf Devletleri bu kararları bağımsızlık ilkesine uygun olduğu için reddetti ve baskıyı artırdı.
Misak-ı Milli, İtilaf Devletleri'nin planlarını (Mondros sonrası işgaller) geçersiz kılıyordu.
3
Kronolojik sonucu belirleme
16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edildi ve meclis dağıtıldı.
İşgal, Misak-ı Milli'ye verilen en somut ve sert askeri/siyasi tepkidir.

Key Concept

Misak-ı Milli'nin Siyasi Sonuçları
Question 19Question

28 Ocak 1920 tarihinde Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Milli beyannamesinde yer alan; "Milli ve iktisadi gelişmemizi sağlamak amacıyla, tam bağımsızlığın sağlanması için siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamalar kaldırılacaktır." kararıyla doğrudan aşağıdakilerden hangisinin reddedildiği savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Kapitülasyonların

Answer

Misak-ı Milli'de geçen 'siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamalar' ifadesi doğrudan kapitülasyonların kaldırılması gerektiğini ifade etmektedir.
Doğru seçenek olan ifade, Misak-ı Milli'nin bağımsızlık bildirisi olma özelliğine dayanır. Osmanlı Devleti'nin gelişmesini engelleyen en büyük engel kapitülasyonlar olduğu için 'siyasi, adli ve mali sınırlamalar' ibaresi bu sistemi sonlandırmayı hedefler.

Step-by-Step Solution

1
Misak-ı Milli maddesinde geçen 'sınırlamalar' kavramını analiz etmek.
Bu kavramın Osmanlı Devleti üzerindeki hukuki ve ekonomik yükümlülükleri temsil ettiği görülür.
Soruda geçen 'siyasi, adli ve mali' nitelemeleri, kapitülasyonların sadece ekonomik değil çok yönlü bir imtiyaz sistemi olduğunu gösterir.
2
Milli Mücadele'nin kongre dönemindeki kararlarla karşılaştırma yapmak.
Kapitülasyonların reddine dair en net ve resmi kararın Mebusan Meclisi'nde alındığı tespit edilir.
Tam bağımsızlık ilkesinin ekonomik ayağını bu madde oluşturur.

Key Concept

Kapitülasyonların Reddi ve Tam Bağımsızlık

Practice More

Misak-ı Milli'nin kabul edilmesinin ardından İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından resmi olarak işgal edilmesi sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 20Question

Havza Genelgesi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın; halkın yapacağı miting ve protestolar sırasında Hristiyan azınlığa yönelik herhangi bir saldırgan tutum sergilenmemesi hususundaki hassas uyarısı, Milli Mücadele'nin diplomatik ve hukuki savunma stratejisiyle doğrudan ilişkilidir.

Bu uyarıyla Mustafa Kemal Paşa'nın öncelikle aşağıdakilerden hangisini engellemeyi amaçladığı söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesini işleterek yeni işgallere zemin hazırlamasını

Answer

İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesini işleterek yeni işgallere zemin hazırlamasını engellemek
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne 'güvenlik tehlikeye düştüğünde stratejik yerleri işgal etme' yetkisi veriyordu. Mustafa Kemal Paşa, Havza Genelgesi'nde halkın azınlıklara zarar vermemesini isteyerek, İtilaf Devletleri'nin bu maddeyi bahane edip Anadolu'nun iç kısımlarını işgal etmesini engellemeyi amaçlamıştır. Bu durum, askeri mücadelenin yanı sıra hukuki ve diplomatik bir savunma yürütüldüğünü gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Havza Genelgesi'ndeki azınlık uyarısını analiz etme
Halkın mitingler sırasında azınlıklara zarar vermemesi istenmiştir.
Milli heyecanın kontrolden çıkıp bir 'güvenlik sorunu' olarak algılanmasını önlemek hedeflenmiştir.
2
Mondros Ateşkesi'nin 7.7. maddesini hatırlama
İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit eden bir durum olursa herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkına sahipti.
İşgallerin hukuki kılıfı olan bu maddeyi boşa çıkarmak stratejik bir zorunluluktur.
3
Talimat ile madde arasındaki bağı kurma
Azınlıklara saldırı olmazsa, İtilaf Devletleri 'güvenlik bozuldu' diyemeyecek ve 7.7. maddeyi uygulayamayacaktır.
Milli Mücadele'nin haklılığını uluslararası alanda korumak ve işgal alanının genişlemesini durdurmak amaçlanmıştır.

Key Concept

Havza Genelgesi'nin Stratejik Korunma Mantığı ve Mondros 7. Madde İlişkisi

Hints

1
Mustafa Kemal Paşa'nın bu uyarısını Mondros Ateşkesi'nin en tehlikeli maddesi olan 7.7. maddeyle birlikte düşünün.
2
İtilaf Devletleri bir bölgeyi işgal etmek için orada 'karışıklık çıktığını' kanıtlamak zorundaydı.
3
Eğer halk azınlıklara zarar verseydi, bu durum 'güvenliğin bozulduğu' şeklinde raporlanacak ve yeni işgallere yasal zemin oluşturacaktı.

Practice More

Havza Genelgesi ile Amasya Genelgesi arasındaki 'yöntem' farklarını karşılaştırarak Milli Mücadele'nin aşamalarını pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Page 1 / 29Next
Milli Mücadele Hazırlık Dönemi Practice Questions — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin