Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi

269 questions

Question 101Question

Milliyetçilik akımının etkisiyle Balkanlarda çıkan isyanlar karşısında Osmanlı Devleti, Avrupalı devletlerin de baskısıyla Sırplara kademeli olarak çeşitli haklar tanımak durumunda kalmıştır.

Buna göre, Sırpların bağımsızlık sürecindeki;
I. İlk imtiyazın (ayrıcalık) alınması,
II. Özerkliğin (iç işlerinde serbestlik) kazanılması,
III. Tam bağımsızlığın elde edilmesi

aşamalarının sırasıyla hangi antlaşmalarla gerçekleştiği aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: I: 18121812 Bükreş, II: 18291829 Edirne, III: 18781878 Berlin

Answer

Sırpların imtiyaz, özerklik ve bağımsızlık süreçlerini sırasıyla Bükreş (18121812), Edirne (18291829) ve Berlin (18781878) Antlaşmaları ile eşleştiren ifade doğrudur.
Osmanlı Devleti'nde Sırp isyanları kademeli bir başarıya ulaşmıştır: 18121812 Bükreş Antlaşması ile ilk imtiyaz, 18291829 Edirne Antlaşması ile özerklik ve nihayet 18781878 Berlin Antlaşması ile tam bağımsızlık alınmıştır. Bu kronolojik ve hukuki sıralama sadece doğru kabul edilen seçenekte eksiksiz verilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
İlk hak aşamasını belirle
18121812 Bükreş Antlaşması
Sırplar, 18041804 yılında başlattıkları isyan sonucunda Osmanlı Devleti'nden ilk kez imtiyaz elde eden topluluk olmuştur.
2
İkinci hak aşamasını belirle
18291829 Edirne Antlaşması
Osmanlı-Rus Savaşı sonrası imzalanan bu antlaşma ile Yunanistan bağımsız olurken, Sırbistan'a özerklik (iç işlerinde bağımsızlık) tanınmıştır.
3
Son hak aşamasını belirle
18781878 Berlin Antlaşması
9393 Harbi sonrasında imzalanan bu antlaşma ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya ile birlikte tam bağımsızlığını kazanmıştır.

Key Concept

Sırp Bağımsızlık Süreci ve Antlaşmalar
Question 102Question

Osmanlı Devleti'nde XVII.XVII. yüzyıl başlarında I. Ahmed döneminde getirilen "Ekber ve Erşed" sistemi ile hanedanın en yaşlı ve en olgun üyesinin tahta geçmesi kuralı benimsenmiş, şehzadelerin sancağa gönderilmesi uygulamasına son verilmiştir.

Bu değişikliğin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Taht kavgalarını engelleyerek hanedan üyeleri arasındaki siyasi çekişmelere son vermek

Answer

Ekber ve Erşed sisteminin temel amacı, taht kavgalarını engelleyerek hanedan üyeleri arasındaki siyasi çekişmelere son vermektir.
Ekber ve Erşed sistemi, Osmanlı veraset sistemindeki belirsizliği gidererek kimin tahta geçeceğini önceden kesin bir kurala bağlamıştır. Bu durum, hanedan üyeleri arasındaki kanlı taht kavgalarını asgari düzeye indirerek devletin merkezindeki siyasi istikrarı korumayı amaçlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kavram analizi yapılması
Ekber ve Erşed sistemi, hanedanın 'en yaşlı ve olgun' (aklı başında) üyesinin tahta geçmesidir.
Bu sistemden önce veraset kuralı net değildir, bu da şehzadeler arasında taht kavgalarına yol açmaktadır.
2
Amacın belirlenmesi
Tahta geçişin bir kurala (seniority) bağlanması, kimin padişah olacağını önceden belirler.
Belirsizlik ortadan kalkınca şehzadeler arasındaki mücadele azalır ve merkezi otorite korunmaya çalışılır.

Key Concept

Osmanlı Veraset Sisteminde Değişiklik (Ekber ve Erşed)

Practice More

Bu sistemin bir sonucu olan 'Kafes Usulü'nün Osmanlı padişahlarının profilinde yarattığı değişimleri incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 103Question

Osmanlı Devleti'nin XVIII. yüzyıl siyasi tarihini analiz eden bir tarihçi: "Bu dönemde devlet, bir yandan Avrupa'daki güçler dengesine dahil olmaya çalışırken diğer yandan ilk kez kendi tebaası olmayan Müslüman bir toplumun hukukunu koruma misyonunu diplomatik bir metne derç etmiştir." değerlendirmesinde bulunmuştur.

Tarihçinin bu ifadesiyle doğrudan işaret ettiği diplomatik gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Küçük Kaynarca Antlaşması'nda Halifelik makamının siyasi bir güç olarak kullanılması

Answer

Küçük Kaynarca Antlaşması'nda yer alan ve Kırım halkının dini açıdan Osmanlı halifesine bağlı kalacağını belirten madde ile Osmanlı Devleti, ilk kez halifelik makamını siyasi ve diplomatik bir araç olarak sınırları dışındaki Müslümanları korumak amacıyla kullanmıştır.
Küçük Kaynarca Antlaşması (1774), Osmanlı Devleti'nin bağımsızlığını tanıdığı Kırım ile olan bağını koparmamak için halifelik makamına hukuki bir statü kazandırdığı ilk metindir. Tarihçinin 'kendi tebaası olmayan Müslüman bir toplumun hukukunu koruma misyonu' ifadesi, Kırım halkının dini açıdan halifeye bağlı kalması maddesine doğrudan atıf yapmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Tarihçinin ifadesindeki anahtar kavramları (tebaa olmayan Müslüman toplum, hukuk koruma misyonu, diplomatik metin) belirle.
Bu kavramların Osmanlı tarihinde ilk kez Kırım'ın kaybı sürecinde gündeme geldiği tespit edilir.
Kırım, halkı Müslüman olup Osmanlı'dan ayrılan ilk toprak parçasıdır.
2
Bu misyonun hangi antlaşma ile resmiyet kazandığını incele.
1774 Küçük Kaynarca Antlaşması'nın içeriği analiz edilir.
Antlaşmanın halifelikle ilgili maddesi, dini bağlar üzerinden siyasi nüfuz kurma amacını taşır.
3
Seçeneklerdeki diğer antlaşmaların temel karakteristikleri ile tarihçinin tespiti arasında karşılaştırma yap.
Sadece Küçük Kaynarca Antlaşması'nın bu tanıma tam olarak uyduğu görülür.
Diğer antlaşmalar ya askeri başarı, ya Batılılaşma ya da kesin toprak kaybı odaklıdır.

Key Concept

Halifeliğin Siyasi Güç Olarak Kullanılması (Küçük Kaynarca)

Practice More

Küçük Kaynarca Antlaşması'nın diğer maddeleri ile Osmanlı'nın Karadeniz üzerindeki egemenliğinin nasıl sarsıldığını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 104Question

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nde Avrupa siyaseti üzerindeki diplomatik ve hukuki üstünlüğünü tescil eden en önemli belgelerden biri, 15331533 yılında Avusturya ile imzalanan İstanbul Antlaşması'dır. Bu antlaşmanın aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısında protokol ve siyasi statü bakımından üstünlük sağladığının en açık kanıtıdır?

Show answer & explanation

Answer: Avusturya Arşidükü'nün protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılması

Answer

Avusturya Arşidükü'nün protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılması, Osmanlı Devleti'nin siyasi statüsünün daha yüksek olduğunu gösteren temel maddedir.
Doğru yanıt olan seçenek, Avusturya Arşidükü'nün Osmanlı Sadrazamı'na denk sayılmasını ifade eder. Diplomasi tarihinde hükümdarların birbirine denkliği (mütekabiliyet) esastır; ancak bu antlaşmada Arşidük'ün ancak Sadrazam seviyesinde görülmesi, Osmanlı padişahının tüm Avrupa hükümdarlarından üstün bir statüde konumlandığını hukuken tescil eder.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki anahtar kavramları analiz etme
Soruda 'protokol ve siyasi statü' vurgulanmaktadır.
Diplomatik üstünlük, unvanların ve makamların birbirine göre konumlandırılmasıyla ölçülür.
2
15331533 İstanbul Antlaşması'nın maddelerini değerlendirme
Antlaşmada Avusturya Arşidükü (Kralı), Osmanlı Sadrazamı ile eşit sayılmıştır.
Bu durum, Avusturya kralının Osmanlı padişahının dengi olmadığını, padişahın ancak yardımcısıyla muhatap olabileceğini göstererek padişahın üstünlüğünü kanıtlar.

Key Concept

Osmanlı-Avusturya Rekabeti ve Diplomatik Üstünlük

Alternative Method

Siyaset ve diplomasi sorularında 'sadrazam-arşidük' eşleşmesini gördüğünüzde bunun tek amacının Osmanlı padişahını 'en büyük lider' konumuna taşımak olduğunu unutmamalısınız.
Estimated Time:55s
Question 105Question

Osmanlı Devleti'nin 1645 yılında Venedik'ten almak üzere kuşattığı Girit Adası, yaklaşık 24 yıl süren yıpratıcı savaşların ardından ancak 1669 yılında Köprülü Fazıl Ahmed Paşa döneminde fethedilebilmiştir. Girit'in fethinin bu kadar uzun sürmesi, XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde aşağıdakilerden hangisinin bozulduğuna doğrudan kanıt olarak gösterilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Deniz gücü ve donanma teşkilatının

Answer

Girit fethinin 24 yıl sürmesi, Osmanlı deniz gücü ve donanma teşkilatının bozulduğunun göstergesidir.
Doğru cevap olan deniz gücü ve donanma teşkilatı şıkkı, Girit'in bir ada olması ve fethinin 24 yıl (1645-1669) gibi olağanüstü uzun bir süre almasıyla doğrudan ilişkilidir. Osmanlı Devleti, XVII. yüzyılda kadırga teknolojisinden kalyon teknolojisine geçişte geç kalmış ve Venedik gibi denizci devletler karşısında Akdeniz'deki mutlak üstünlüğünü kaybetmeye başlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Olayı ve coğrafi konumu tanımlama
Girit'in bir ada olduğu ve kuşatmanın 1645-1669 yılları arasında yapıldığı belirlenir.
Bir adanın fethi tamamen deniz gücü ve deniz yoluyla yapılacak ikmale bağlıdır.
2
Kuşatma süresini analiz etme
Kuşatmanın 24 yıl sürmesi, devletin operasyonel gücünde bir zafiyet olduğunu ortaya koyar.
Yükselme döneminde kısa sürede alınan yerlerin aksine, bu kadar uzun bir süre teknik bir gerilemeye işaret eder.
3
İlgili askeri birimi belirleme
Deniz gücü ve donanma teşkilatının eski etkinliğini kaybettiği sonucuna ulaşılır.
Girit kuşatmasının uzamasının temel nedeni, Osmanlı donanmasının Venedik donanması karşısında denizi tam olarak kontrol edememesidir.

Key Concept

Osmanlı Donanmasının Zayıflaması

Hints

1
Girit'in coğrafi yapısına odaklanın; burası bir ada olduğu için ulaşım nasıl sağlanır?
2
Bir yerin kuşatılmasının 24 yıl sürmesi, o alanı kuşatan askeri birimin (kara veya deniz) yetersizliğini gösterir.
3
Osmanlı Devleti'nin denizlerdeki rakiplerine karşı teknolojik ve stratejik olarak geriye düştüğü bir dönemi düşünün.

Practice More

XVII. yüzyılda Osmanlı donanmasının kadırgadan kalyona geçiş sürecini inceleyen bir araştırma yapabilirsiniz.

Alternative Method

Soruya tersten yaklaşarak, Osmanlı donanmasının en güçlü olduğu XVI. yüzyılda (örn. Kıbrıs'ın fethi) fethin ne kadar sürdüğüyle XVII. yüzyılı kıyaslayarak donanma zafiyetini teyit edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 106Question

Osmanlı Devleti'nin 18.18. yüzyıl siyasi tarihindeki en kritik kayıplarından biri olan Kırım'ın elden çıkış süreci belirli diplomatik aşamalarla gerçekleşmiştir. Bu sürecin son halkasını oluşturan, Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunun resmen onaylandığı ve Osmanlı Devleti için 'Gerileme Dönemi'nin sona erip 'Dağılma Dönemi'nin başladığı kabul edilen antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yaş Antlaşması

Answer

Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu resmen tescil eden ve Gerileme Dönemi'ni kapatan gelişme Yaş Antlaşması'dır.
Doğru yanıt olan Yaş Antlaşması (17921792), Rusya ile yapılan savaşlar sonrasında imzalanmış ve Kırım'ın Rus toprağı olduğunu kesinleştirmiştir. Bu gelişme aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin 'Gerileme Dönemi'ni kapatan temel diplomatik olaydır.

Step-by-Step Solution

1
Kırım'ın elden çıkış sürecini kronolojik olarak analiz et.
17741774 Küçük Kaynarca (Bağımsızlık), 17791779 Aynalıkavak (Nüfuz/Rus yanlısı yönetim), 17921792 Yaş (İlhak).
Kırım tek bir antlaşma ile değil, aşamalı olarak kaybedilmiştir.
2
Dönem geçişlerini belirle.
Osmanlı tarih yazımında 17921792 Yaş Antlaşması, Gerileme (Arayış) yıllarının sonu ve Dağılma sürecinin başlangıcıdır.
Siyasi sınırların daralması ve savunma stratejisinin değişmesi bu tarihten itibaren hız kazanmıştır.

Key Concept

Osmanlı'nın 18. Yüzyıl Siyasi Sonu ve Kırım'ın Kaybı

Hints

1
Kırım'ın kaybı üç aşamalıdır: Bağımsızlık, Nüfuz ve İlhak.
2
Bu antlaşma 178717921787-1792 Osmanlı-Rus savaşını bitiren belgedir.
3
17921792 tarihinde imzalanan ve Osmanlı'nın en ağır kayıplarından birini onaylayan belgeyi düşünün.

Practice More

Kırım'ın elden çıkışındaki üç aşamalı kronolojiyi (Kaynarca, Aynalıkavak, Yaş) bir tablo halinde çalışmak konuyu pekiştirmenizi sağlar.
Estimated Time:50s
Question 107Question

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nde, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa tarafından planlanan ancak o dönemde teknik ve siyasi nedenlerle hayata geçirilemeyen "Don-Volga Kanal Projesi" ile ulaşılmak istenen hedefler arasında aşağıdakilerden hangisi *yer almaz*?

Show answer & explanation

Answer: Akdeniz ve Kızıldeniz'i birleştirerek Hint ticaret yolunun güvenliğini sağlamak

Answer

Akdeniz ve Kızıldeniz'i birleştirerek Hint ticaret yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla hazırlanan proje Süveyş Kanalı Projesi'dir.
Akdeniz'i Kızıldeniz ile birleştirerek Hint Deniz Yolu'nu kontrol altına almayı amaçlayan girişim Süveyş Kanalı Projesi'dir. Don-Volga Projesi ise Karadeniz ile Hazar Denizi'ni birleştirerek Rusya'nın güneye inmesini engellemek, Orta Asya Türkleri ile bağ kurmak ve Safevi tehlikesine karşı donanmayı kullanabilmek amacıyla planlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sokullu Mehmet Paşa'nın Yükselme Dönemi'ndeki büyük kanal projelerini hatırla.
Sokullu'nun Don-Volga ve Süveyş Kanalı olmak üzere iki ana projesi vardır.
Projelerin hedeflerini coğrafi konumlarına göre ayırmak gerekir.
2
Don-Volga Projesi'nin coğrafi odağını analiz et.
Bu proje, Karadeniz'e dökülen Don Nehri ile Hazar Denizi'ne dökülen Volga Nehri'ni birleştirmeyi amaçlar.
Kuzey coğrafyası Rusya, Orta Asya ve İran (Kuzeybatı) ile doğrudan ilişkilidir.
3
Seçeneklerdeki amaçları coğrafi odakla eşleştir.
Rusya'yı engellemek, Orta Asya'ya ulaşmak ve Safevilere Hazar'dan saldırmak Don-Volga'nın amaçlarıdır. Ancak Akdeniz-Kızıldeniz bağlantısı güney coğrafyasına (Süveyş) aittir.
Hint ticaret yolu ve Kızıldeniz, Osmanlı'nın güney siyasetinin bir parçasıdır.

Key Concept

Sokullu Mehmet Paşa'nın Kanal Projeleri ve Stratejik Hedefleri

Hints

1
Soruda bahsedilen nehirlerin (Don ve Volga) hangi denizlere döküldüğünü düşünün.
2
Bu proje Karadeniz ile Hazar Denizi arasındadır. Bu bölgenin çevresindeki siyasi güçleri (Rusya, Safeviler) hatırlayın.
3
Hint ticaret yolu ve Kızıldeniz Osmanlı'nın güneyinde, Don-Volga ise kuzeyindedir. Sokullu'nun bir diğer projesi olan Süveyş Kanalı'nı hatırlayın.

Practice More

Süveyş Kanalı Projesi'nin Osmanlı donanmasının Hint Deniz Seferleri'ndeki başarısızlığı ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Coğrafi gruplandırma yöntemini kullanın: Don-Volga = Kuzey (Rusya/Hazar/İpek Yolu); Süveyş = Güney (Mısır/Hint Yolu/Baharat Yolu).
Estimated Time:1m 0s
Question 108Question

187718781877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında imzalanan Ayastefanos Antlaşması, Rusya'nın hem Balkanlar'da hem de Doğu Anadolu üzerinden stratejik bir üstünlük kurmasını sağlamıştır. Ancak İngiltere ve Avusturya gibi Avrupalı devletler bu duruma itiraz ederek antlaşmanın Berlin'de toplanacak bir kongre ile yeniden düzenlenmesini şart koşmuşlardır.

Avrupalı devletlerin Ayastefanos Antlaşması'na bu denli sert tepki göstererek Berlin Antlaşması'nı imzalatmak istemelerinin temel diplomatik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Rusya'nın sıcak denizlere inerek Akdeniz'deki güç dengesini ve İngiliz sömürge yollarını tehdit etmesi

Answer

Avrupalı devletlerin temel amacı, Rusya'nın sıcak denizlere inerek Akdeniz'deki statükoyu ve İngiliz sömürge yollarını tehdit etmesini engellemektir.
Doğru seçenek olan Akdeniz'deki güç dengesinin korunması, 1919. yüzyıl diplomasisinin temelini oluşturur. Ayastefanos ile kurulan 'Büyük Bulgaristan', Rusya'nın Ege'ye inmesi için bir koridor görevi göreceği için İngiltere bu durumu kendi sömürge güvenliğine doğrudan bir tehdit olarak görmüş ve Berlin Kongresi'ni zorlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Durum Tespiti
93 Harbi kaybedilmiş ve Rusya ile Ayastefanos imzalanmıştır.
Antlaşmanın şartları (Büyük Bulgaristan Krallığı gibi) Rusya'yı bölgenin tek hakimi yapmıştır.
2
Stratejik Analiz
Ayastefanos'un uygulanması halinde Rusya'nın dolaylı olarak Ege Denizi'ne ineceği görülmüştür.
Bu durum İngiltere'nin Hindistan sömürge yollarını ve Akdeniz'deki deniz hakimiyetini tehlikeye atmaktadır.
3
Diplomatik Müdahale
İngiltere ve Avusturya öncülüğünde antlaşma geçersiz sayılmış, Berlin Kongresi toplanmıştır.
Güç dengesini (Balance of Power) yeniden kurmak için Rus kazanımları törpülenmek istenmiştir.

Key Concept

Denge Politikası ve Şark Meselesi

Hints

1
İngiltere'nin bu dönemdeki en büyük korkusu Rusya'nın Hindistan yollarına (Akdeniz) ulaşmasıdır.
2
Ayastefanos ile kurulan 'Büyük Bulgaristan', Rusya'nın Akdeniz'e inmesini sağlayacak bir kapı gibi görülmüştür.
3
Berlin Kongresi'nde bu 'Büyük Bulgaristan'ın parçalanması ve Rusya'nın kazanımlarının geri alınması 'Güç Dengesi' stratejisinin bir sonucudur.

Practice More

Berlin Antlaşması ile Ermeni Meselesi'nin uluslararası boyut kazanması ve Kıbrıs'ın İngiltere'ye üs olarak verilmesi konularına çalışabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 109Question

Osmanlı Devleti'nin 145315791453-1579 yılları arasını kapsayan Yükselme Dönemi'nde, denizlerde mutlak hakimiyet tesis etmek ve ticaret yollarının güvenliğini sağlamak amacıyla pek çok stratejik nokta fethedilmiştir. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi, bu dönemde Akdeniz havzasındaki Türk siyasi ve askeri üstünlüğünü güçlendiren olaylar arasında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Girit'in Venediklilerden alınması

Answer

Girit'in Venediklilerden alınması seçeneği doğrudur; çünkü bu fetih 1669 yılında, Yükselme Dönemi'nin bitişinden çok sonra gerçekleşmiştir.
Girit'in fethi 16691669 yılında, yani Sokullu Mehmet Paşa'nın ölümünden (15791579) tam 9090 yıl sonra tamamlanmıştır. Bu nedenle Girit, Yükselme Dönemi'ne değil, Osmanlı Duraklama Dönemi'ne ait bir gelişmedir.

Step-by-Step Solution

1
Dönem sınırlarını belirleme
Osmanlı Yükselme Dönemi 14531453 (İstanbul'un Fethi) ile başlar ve 15791579 (Sokullu Mehmet Paşa'nın ölümü) ile sona erer.
Soruda istenen 'Yükselme Dönemi' kriterini test etmek için zaman aralığını netleştirmek gerekir.
2
Gelişmelerin tarihlerini analiz etme
Rodos (15221522), Preveze (15381538), Cerbe (15601560) ve Kıbrıs (15711571) bu aralığa dahildir. Girit ise 164516691645-1669 yılları arasında kuşatılmış ve fethedilmiştir.
Kronolojik bilgi hatasını tespit ederek yanlış döneme ait olayı ayırmak için bu analiz gereklidir.
3
Sonuca ulaşma
16691669 tarihi Yükselme Dönemi sınırlarının (15791579) dışındadır.
Girit'in fethi Duraklama Dönemi'ne ait bir gelişme olduğu için cevap olarak işaretlenmelidir.

Key Concept

Osmanlı Siyasi Tarihi Dönem Ayrımı ve Kronolojisi

Hints

1
Yükselme Dönemi'nin bitiş yılı olarak kabul edilen 15791579 (Sokullu Mehmet Paşa'nın ölümü) tarihini hatırlayınız.

Practice More

Osmanlı Duraklama Dönemi'nde gerçekleşen diğer deniz fetihlerini ve özellikle Girit kuşatmasının neden bu kadar uzun sürdüğünü inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 110Question

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nde, Kanuni Sultan Süleyman zamanında 15331533 yılında Avusturya ile imzalanan İstanbul Antlaşması'nda (İbrahim Paşa Antlaşması); Avusturya Arşidükü'nün protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılacağı hükmü yer almıştır. Ancak bu durum, 16061606 yılında imzalanan Zitvatorok Antlaşması ile "Avusturya Kralı protokolde Osmanlı padişahına denk sayılacaktır." şeklinde değiştirilmiştir.

Bu iki diplomatik belge arasındaki fark değerlendirildiğinde, Osmanlı Devleti'nin dış politikadaki konumu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin Avrupa siyaseti üzerindeki mutlak üstünlüğünü kaybederek 'mütekabiliyet' esasına geçtiği

Answer

Osmanlı Devleti'nin Avrupa siyaseti üzerindeki mutlak üstünlüğünü kaybederek 'mütekabiliyet' (karşılıklı eşitlik) esasına geri döndüğü seçeneği doğrudur.
Osmanlı Devleti, Yükselme Dönemi'nde (1533) Avrupa'nın en büyük gücü olduğunu kanıtlamış ve Avusturya hükümdarını kendi hükümdarına değil, ikinci adamı olan sadrazamına denk sayarak üstünlüğünü kabul ettirmiştir. 1606 Zitvatorok Antlaşması'nda ise Avusturya hükümdarının padişah ile denk sayılması, Osmanlı'nın artık bu üstünlüğü sürdüremediğini ve uluslararası hukukta devletlerin eşitliği anlamına gelen 'mütekabiliyet' esasına boyun eğdiğini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
15331533 İstanbul Antlaşması'nın analiz edilmesi
Avusturya Arşidükü = Osmanlı Sadrazamı. Bu durum Osmanlı'nın diplomatik olarak üstün, Avusturya'nın ise ikincil konumda olduğunu kanıtlar.
Dönemin siyasi üstünlük seviyesini belirlemek için.
2
16061606 Zitvatorok Antlaşması'nın analiz edilmesi
Avusturya Kralı = Osmanlı Padişahı. Bu durum iki devletin hukuken eşit sayıldığı 'mütekabiliyet' ilkesine geçildiğini gösterir.
Diplomatik statüdeki değişimi saptamak için.
3
İki dönem arasındaki değişimin yorumlanması
Osmanlı'nın mutlak üstünlüğü sona ermiş, diplomatik eşitlik dönemi başlamıştır.
Dış politikanın genel eğilimini belirlemek için.

Key Concept

Osmanlı Diplomasisinde Mütekabiliyet (Eşitlik) İlkesi ve İstanbul-Zitvatorok Kıyaslaması

Hints

1
'Mütekabiliyet' teriminin devletler arası karşılıklı eşitlik anlamına geldiğini ve hangi antlaşmanın bu eşitliği bozduğunu/getirdiğini düşünün.

Practice More

Osmanlı'nın Avusturya karşısındaki diplomatik üstünlüğünü tamamen kaybettiği ve karşılıklı protokol eşitliğinin sağlandığı Zitvatorok Antlaşması'nın diğer maddelerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 111Question

18971897 yılında Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında gerçekleşen Dömeke Meydan Muharebesi'nde Osmanlı ordusu büyük bir askeri zafer kazanarak Atina yolunu açmıştır. Ancak bu başarının ardından imzalanan İstanbul Antlaşması ile Girit'e özerklik verilmiş, Osmanlı Devleti askeri üstünlüğüne rağmen Yunanistan'dan sadece savaş tazminatı alabilmiş ve önemli bir toprak kazancı elde edememiştir. Sahada kazanılan bu askeri zaferin diplomasi masasında tam anlamıyla bir siyasi kazanıma dönüştürülememesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Avrupalı devletlerin (Düvel-i Muazzama) müdahale ederek Balkanlar'daki statükonun Osmanlı lehine değişmesine izin vermemesi

Answer

Askeri zaferin siyasi kazanıma dönüşmemesinin temel nedeni, Avrupalı büyük devletlerin Balkanlar'da statükoyu koruma ve Osmanlı'nın güçlenmesini engelleme politikasıdır.
Doğru olan seçenek, Avrupalı devletlerin müdahalesini vurgulamaktadır. 1919. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin kendi başına kazandığı başarılar, 'Avrupa Uyumu' prensibi çerçevesinde büyük devletler tarafından sınırlandırılmış ve Balkan statükosunun korunması öncelikli hale gelmiştir.

Step-by-Step Solution

1
18971897 Osmanlı-Yunan Savaşı ve Dömeke Meydan Muharebesi'nin askeri sonuçlarını analiz et.
Osmanlı ordusu kesin bir zafer kazandı.
Savaşın askeri gidişatını belirlemek için gereklidir.
2
Dönemin uluslararası diplomasi anlayışını (Düvel-i Muazzama) değerlendir.
Büyük devletler, Balkanlar'daki güç dengesinin Osmanlı lehine bozulmasını istemiyordu.
Diplomatik baskının kaynağını anlamak için gereklidir.
3
İstanbul Antlaşması'nın (18971897) şartlarını ve Girit'in statüsünü incele.
Girit'e özerklik verilmesi ve Yunan hanedanından bir valinin atanmasıyla askeri zafer diplomatik tavize dönüştü.
Siyasi sonucun nedenlerini netleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Sahada kazanılan askeri zaferlerin masada kaybedilmesi (Diplomatik Yalnızlık ve Denge Politikası)

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin 1919. yüzyılda 'Hasta Adam' olarak görülmesini ve büyük devletlerin bu süreçteki rolünü düşünün.
2
Askeri başarılara rağmen Balkanlar'da sınırların değişmemesi ilkesinin kimler tarafından savunulduğunu hatırlayın.
3
Dömeke Meydan Muharebesi zaferi sonrası Avrupalı devletlerin ortak bir nota vererek savaşı durdurduğunu göz önünde bulundurun.

Practice More

Bu olaydan sonra Girit'in tamamen kaybedilmesi sürecini (1908-1913) araştırarak diplomatik kayıpların devamlılığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 112Question

Osmanlı Devleti, 1919. yüzyılda Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı karşısında Rusya'nın askeri desteğine ihtiyaç duymuş ve bu doğrultuda 18331833 yılında bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını tek başına kullandığı son belge olması ve Avrupa devletlerinin tepkisini çekerek "Boğazlar Sorunu"nu uluslararası bir boyuta taşıması bakımından kritik öneme sahiptir.

Paragrafta özellikleri belirtilen bu antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hünkar İskelesi Antlaşması

Answer

Hünkar İskelesi Antlaşması
Hünkar İskelesi Antlaşması, 18331833 yılında Osmanlı ve Rusya arasında imzalanan sekiz yıllık bir savunma ve ittifak antlaşmasıdır. Rusya'ya bir savaş durumunda Boğazlar'ın diğer devletlere kapatılacağı güvencesini vermesi, Boğazlar Sorunu'nu başlatmış ve Osmanlı'nın bu konuda tek başına karar verdiği son antlaşma olarak tarihe geçmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapma
18331833 yılındaki Mısır Meselesi ve bu dönemdeki dış politika stratejileri belirlenir.
Soru kökündeki tarih ve temel sorun (Mısır İsyanı) doğru antlaşmaya ulaşmak için ilk veridir.
2
Diplomatik sonuçları değerlendirme
"Boğazlar Sorunu"nu başlatan ve Osmanlı'nın Boğazlar'daki son tek taraflı tasarrufu olan belge tespit edilir.
Hünkar İskelesi Antlaşması, gizli maddesiyle Rusya'ya ayrıcalık tanıdığı için uluslararası kriz yaratmıştır.

Key Concept

Hünkar İskelesi Antlaşması ve Boğazlar Sorunu

Hints

1
Mısır Valisi isyanı sırasında "Denize düşen yılana sarılır" mantığıyla Rusya'dan yardım istendiğini hatırlayın.
2
Bu antlaşmanın geçerlilik süresi 88 yıldı ve süresi dolunca 18411841 Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır.
3
Antlaşmanın gizli maddesine göre Rusya bir savaşa girerse Osmanlı Boğazlar'ı rakiplerine kapatmak zorundaydı; bu durum İngiltere ve Fransa'yı öfkelendirmiştir.

Practice More

18411841 Londra Boğazlar Sözleşmesi'nin, Boğazlar'ın statüsünü nasıl "uluslararası" bir hale getirdiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 113Question

Osmanlı Devleti’nin Yükselme Dönemi dış politikasında, Avrupa’daki Habsburg üstünlüğünü kırmak ve Akdeniz ticaretini canlandırmak amacıyla 15351535 yılında Fransa ile müzakere edilen imtiyazlar (kapitülasyonlar), modern tarihçilikte 'taslak metin' olarak kabul edilmektedir. Bu metnin içeriği ve hukuki niteliği dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu düzenlemenin Osmanlı diplomasi geleneğindeki yerini en doğru şekilde tanımlar?

Show answer & explanation

Answer: Hükümdarların sağlığı süresince geçerli olması planlanan ve her iki ülke tebaasına karşılıklı haklar tanıyan 'mütekabiliyet' esasına dayalı bir metindir.

Answer

Hükümdarların sağlığı süresince geçerli olması planlanan ve her iki ülke tebaasına karşılıklı haklar tanıyan 'mütekabiliyet' esasına dayalı bir metindir.
Doğru yanıt olan seçenek, 15351535 taslağının en belirgin iki özelliğini vurgular: Hükümdarların ömrüyle sınırlı olması (geçicilik) ve her iki tarafın tebaasına benzer haklar tanıması (mütekabiliyet). Bu özellikler, Yükselme Dönemi Osmanlı diplomasisinin özgüvenini ve stratejik yaklaşımını yansıtır.

Step-by-Step Solution

1
1535 İmtiyazları'nın (Kapitülasyonlar) hukuki statüsünü belirle.
Bu metin bir antlaşma taslağıdır (müsvedde) ve her iki hükümdarın hayatta kalması şartına bağlanmıştır.
Osmanlı diplomasi geleneğinde bu tür imtiyazlar başlangıçta hükümdarın şahsi iradesine bağlıdır ve kalıcı değildir.
2
Metindeki 'Mütekabiliyet' (Karşılıklılık) ilkesini analiz et.
Fransa'ya verilen hakların benzerlerinin Fransa limanlarında Osmanlı tebaasına da tanınması öngörülmüştür.
Yükselme dönemi Osmanlı gücü, antlaşmalarda eşitlik (karşılıklılık) ilkesini bir denge unsuru olarak kullanabilmektedir.
3
Diğer dönem kapitülasyonları ile farkını ayırt et.
1740 yılındaki kapitülasyonlar 'daimi' hale gelmiş ve karşılıklılık ilkesinden uzaklaşmıştır.
1535 düzenlemesi henüz başlangıç aşamasında olduğu için daha dengeli ve sınırlı bir karakter taşır.

Key Concept

Osmanlı Diplomasisinde Mütekabiliyet ve Kapitülasyonların Hukuki Gelişimi

Hints

1
Bu düzenlemenin kalıcı mı yoksa geçici mi olduğunu düşünün.
2
Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki gücünü düşünürsek, Fransızlara verilen hakların karşılığında bir şey istenmiş olabilir mi?
3
Tarihçiler bu metni 'mütekabiliyet' (karşılıklılık) ilkesi nedeniyle sonraki kapitülasyonlardan ayırırlar.

Practice More

Kapitülasyonların 17401740 yılında hangi padişah döneminde ve hangi olaydan sonra daimi hale getirildiğini araştırmak konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 114Question

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan 17741774 Küçük Kaynarca Antlaşması, içerdiği maddeler bakımından Osmanlı tarihinde birçok ilki barındıran bir dönüm noktasıdır.

Buna göre, antlaşmada yer alan aşağıdaki hükümlerden hangisi Osmanlı Devleti'nin mali (ekonomik) yapısını doğrudan etkileyen ve tarihte ilk kez uygulanan bir maddedir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya savaş tazminatı ödemesi

Answer

Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya savaş tazminatı ödemesi
Küçük Kaynarca Antlaşması (17741774), Osmanlı Devleti'nin tarihinde ilk kez bir devlete (Rusya) savaş tazminatı ödemeyi kabul ettiği antlaşmadır. Bu madde, hem maliyenin bozulduğunu hem de devletin diplomatik gücünün zayıfladığını gösteren ekonomik bir dönüm noktasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Küçük Kaynarca Antlaşması'nın maddelerini kategorize edin.
Mali, siyasi, dini ve askeri maddeler belirlenir.
Sorunun istediği 'mali' ve 'ilk' olma kriterlerini karşılayan maddeyi bulmak için ayrım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki 'mali' yükümlülükleri inceleyin.
Tazminat ödenmesi hükmü mali bir yükümlülüktür.
Savaş tazminatı, devlet hazinesinden doğrudan para çıkışını gerektiren ekonomik bir bedeldir.
3
Bu maddenin tarihsel olarak bir 'ilk' olup olmadığını kontrol edin.
Osmanlı'nın daha önceki antlaşmalarında (Karlofça, Pasarofça vb.) tazminat maddesi bulunmamaktadır.
1774 yılına kadar Osmanlı Devleti hiçbir devlete savaş tazminatı ödememiştir.

Key Concept

Küçük Kaynarca Antlaşması'nın Mali Sonuçları

Hints

1
Soruda istenen 'mali' (para ile ilgili) bir madde olmasıdır. Devletin kasasından çıkan ilk bedeli düşünün.

Practice More

Küçük Kaynarca'da Rusya'ya verilen kapitülasyonların, 17401740 Fransa kapitülasyonları ile farklarını inceleyiniz.

Alternative Method

Küçük Kaynarca'nın sonuçlarını 'Siyasi (Kırım)', 'Dini (Halifelik)', 'Mali (Tazminat)' ve 'Askeri (Donanma/Tersane)' başlıkları altında gruplandırarak çalışmak bu tür soruların çözümünü kolaylaştırır.
Estimated Time:45s
Question 115Question

18. yüzyılda Rusya'ya yenilen İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ın (XII. Karl) Osmanlı Devleti'ne sığınmasıyla başlayan askeri gerginlik sonunda imzalanan ve Osmanlı Devleti'ne Azak Kalesi'ni geri kazandıran antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Prut Antlaşması

Answer

İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ın Osmanlı'ya sığınmasıyla başlayan süreçte 1711 yılında imzalanan ve Azak Kalesi'nin geri alınmasını sağlayan antlaşma Prut Antlaşması'dır.
Prut Antlaşması (1711), Osmanlı Devleti'nin Karlofça Antlaşması'yla kaybettiği yerleri geri alma ümidini doğuran ilk gelişmedir. Bu antlaşma ile Rusya, İstanbul Antlaşması (1700) ile aldığı Azak Kalesi'ni Osmanlı'ya geri vermeyi kabul etmiştir. İsveç Kralı XII. Karl'ın (Demirbaş Şarl) Osmanlı'ya sığınması bu savaşın fitilini ateşleyen diplomatik olaydır.

Step-by-Step Solution

1
Askeri ve diplomatik bağlamı tanımla.
İsveç Kralı'nın Osmanlı'ya sığınması 1711 yılındaki Osmanlı-Rus savaşına zemin hazırlamıştır.
Savaşın nedenini ve taraflarını belirlemek doğru antlaşmaya ulaşmayı sağlar.
2
Kazanımı kontrol et.
Savaş sonunda Azak Kalesi Osmanlı'ya geri verilmiştir.
Azak Kalesi'nin geri alınması, Karlofça Antlaşması ile kaybedilen yerlerin telafi edilebileceği ümidini doğurmuştur.
3
Antlaşmayı isimlendir.
1711 yılında Baltacı Mehmet Paşa önderliğinde kazanılan zafer sonrası Prut Antlaşması imzalanmıştır.
Zaman dizini ve içerik bakımından Prut Antlaşması bu özelliklere sahip tek belgedir.

Key Concept

Prut Antlaşması (1711) ve 'Kaybedilen Toprakları Geri Alma Ümidi'

Hints

1
Bu antlaşma, Karlofça'da kaybedilen toprakların geri alınabileceği 'ilk büyük ümit' olarak bilinir.
2
Baltacı Mehmet Paşa'nın Rus Çarı I. Petro'yu Prut bataklığında kuşatması sonucu imzalanmıştır.
3
1700 İstanbul Antlaşması ile Rusya'ya verilen Azak Kalesi bu antlaşma ile geri alınmıştır.

Practice More

Pasarofça Antlaşması'nın Osmanlı'nın dış politikasında yarattığı 'ümit kaybı' ve 'savunma stratejisi' değişimini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 116Question

Osmanlı Devleti, 15901590 yılında Safeviler ile imzaladığı Ferhat Paşa Antlaşması ile Doğu'da en geniş sınırlarına ulaşmış; Tebriz, Karabağ ve Dağıstan gibi bölgeleri topraklarına katmıştır. Ancak XVII.XVII. yüzyılın başlarında yaşanan Celali İsyanları ve Avusturya ile süregelen uzun savaşlar, bu bölgelerde otorite kurulmasını zorlaştırmıştır. Bu olumsuz gelişmelerin etkisiyle Osmanlı Devleti, Ferhat Paşa Antlaşması ile kazandığı yerleri Safevilere geri vermek zorunda kalmıştır.

Bahsedilen bu toprak iadesi aşağıdaki antlaşmalardan hangisi ile gerçekleşmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Nasuh Paşa Antlaşması

Answer

Ferhat Paşa Antlaşması ile kazanılan toprakların Safevilere geri verildiği antlaşma Nasuh Paşa Antlaşması'dır.
Nasuh Paşa Antlaşması (16121612), Osmanlı Devleti'nin Doğu'da en geniş sınırlara ulaştığı Ferhat Paşa Antlaşması'ndaki kazanımlarını kaybettiği ve Safevilere toprak iadesi yaptığı ilk önemli belgedir. Bu durum, merkezi otoritenin ve ordunun zayıflamasının dış politikaya yansımasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem Analizi
Soru XVII.XVII. yüzyıl (Duraklama Dönemi) siyasi olaylarını ve Safevi ilişkilerini kapsamaktadır.
Toprak kazanımı ve kaybı süreçlerini kronolojik olarak ayırmak gerekir.
2
Antlaşmaların Karşılaştırılması
Ferhat Paşa (15901590) zirveyi, Nasuh Paşa (16121612) ise Doğu'daki ilk büyük geri çekilmeyi temsil eder.
Osmanlı'nın iç sorunlar nedeniyle dış politikada taviz verdiği noktayı belirlemek için.

Key Concept

Duraklama Dönemi Doğu Siyaseti ve Nasuh Paşa Antlaşması

Hints

1
Osmanlı'nın Doğu'da ilk kez geri adım attığı antlaşmayı düşünün.
2
Bu antlaşma 16121612 yılında imzalanmıştır ve adını dönemin sadrazamından almıştır.

Practice More

Kasr-ı Şirin Antlaşması ile Nasuh Paşa Antlaşması arasındaki farkları bir tablo halinde inceleyerek sınır değişimlerini pekiştirebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemini kullanarak XVI.XVI. yüzyıl (Amasya) ve XVIII.XVIII. yüzyıl (Kerden) seçeneklerini eleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 117Question

Osmanlı Devleti'nin 18.18. yüzyıldaki askeri başarısını diplomasi masasına taşıyarak imzaladığı son kazançlı antlaşma kabul edilen 17391739 Belgrad Antlaşması'nın müzakerelerinde Fransa aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmiştir. Bu diplomatik desteğin bir karşılığı olarak Fransa'ya verilen ödünlerin, Osmanlı Devleti'nin egemenlik hakları ve ekonomik yapısı üzerindeki en kritik uzun vadeli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 17401740 yılında yapılan yeni bir düzenleme ile mevcut kapitülasyonların hükümdarların görev süresiyle sınırlı olmaktan çıkarılarak daimi (sürekli) hale getirilmesi

Answer

Fransa'nın diplomatik arabuluculuğuna karşılık olarak 17401740 yılında kapitülasyonların daimi (sürekli) hale getirilmesi.
Doğru yanıt olan seçenek, 17391739 Belgrad Antlaşması sürecinde Osmanlı'ya destek veren Fransa'ya tanınan en büyük ödünü belirtmektedir. 17401740 yılına kadar kapitülasyonlar her yeni padişah tahta çıktığında onaylanmak zorundayken, bu tarihten itibaren I.I. Mahmut tarafından tek taraflı bir jest olarak 'kayd-ı hayat' (sürekli) şartıyla onaylanmış ve Osmanlı ekonomisi için uzun vadeli bir yıkım sürecini başlatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Belgrad Antlaşması'nın (17391739) önemini ve taraflarını belirle.
Osmanlı'nın Avusturya ve Rusya'ya karşı kazandığı son büyük zaferdir ve Karadeniz'in Türk gölü olduğu son kez onaylanmıştır.
Antlaşmanın diplomatik bağlamını anlamak için askeri sonucun bilinmesi gerekir.
2
Antlaşma sürecindeki Fransız arabuluculuğunun bedelini analiz et.
Fransa, bu başarının mimarlarından biri olduğu için Osmanlı'dan büyük bir imtiyaz talep etmiştir.
Diplomatik desteklerin tarihsel olarak ekonomik veya siyasi bir karşılığı (ödün) vardır.
3
17401740 Kapitülasyonları ile eski sistem arasındaki farkı karşılaştır.
Eskiden padişah öldüğünde yenilenmesi gereken imtiyazlar, bu tarihten itibaren devletler arası sürekli bir yükümlülüğe dönüşmüştür.
Doğru seçeneğe ulaşmak için 'daimi' kavramının hukuki dönüşümünü kavramak şarttır.

Key Concept

Mütekabiliyet ilkesinden uzaklaşan tek taraflı ve sürekli imtiyazlar (Kapitülasyonlar)

Hints

1
Belgrad Antlaşması Osmanlı için kazançlı bir antlaşma olsa da, diplomasi masasında verilen bir ödün ileride ekonomik bağımsızlığı sarsmıştır.
2
Fransa'ya 16.16. yüzyıldan beri verilen ticari ayrıcalıkların 'süre' kısıtlamasının kaldırıldığını hatırlayın.
3
17401740 tarihi, kapitülasyonların artık padişahın değişmesiyle sona ermediği, 'daimi' hale geldiği tarihtir.

Practice More

Kapitülasyonların Lozan Barış Antlaşması ile tamamen kaldırılma sürecini inceleyerek bu konunun nasıl kapandığını araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 118Question

Osmanlı Devleti'nde XVII.XVII. yüzyılda Anadolu coğrafyasında can ve mal güvenliğinin sarsılması, ağır vergiler ve yerel yöneticilerin baskısı gibi nedenlerle köylülerin topraklarını terk ederek güvenli şehirlere veya dağlara çekilmesiyle sonuçlanan "Büyük Kaçgun" hadisesine zemin hazırlayan isyanlar aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Celali İsyanları

Answer

Anadolu'da sosyal ve ekonomik düzeni bozarak kitlesel göçlere (Büyük Kaçgun) neden olan Celali İsyanları
Doğru cevap, Anadolu'da güvenliğin bozulması ve ekonomik baskılar sonucu halkın topraklarını bırakıp gitmesine neden olan Celali İsyanlarıdır. Bu olay Osmanlı tarihinde 'Büyük Kaçgun' olarak nitelendirilir.

Step-by-Step Solution

1
Terim Analizi
"Büyük Kaçgun" ifadesinin Osmanlı kırsalındaki kitlesel terk ve göç hareketini simgelediği belirlenir.
Sorunun kökünde yer alan anahtar kavramın hangi olayla eşleştiğini bulmak için gereklidir.
2
Dönem ve Mekan Kontrolü
Olayın XVII.XVII. yüzyılda ve Anadolu'da gerçekleştiği saptanır.
İstanbul (merkez) isyanları ile taşra isyanlarını birbirinden ayırmak gerekir.
3
Neden-Sonuç İlişkisi
Tımar sisteminin bozulması, vergilerin ağırlaşması ve Celali İsyanları'nın yarattığı güvensizliğin bu göçe neden olduğu sonucuna varılır.
Celali İsyanları'nın en önemli sosyal sonucunun Büyük Kaçgun olduğunu teyit eder.

Key Concept

Büyük Kaçgun ve Celali İsyanları İlişkisi

Hints

1
Bu isyanların ismi, Yavuz Sultan Selim döneminde Yozgatlı Bozoklu Celal tarafından çıkarılan ilk taşra isyanına dayanmaktadır.
2
Tımar sisteminin bozulması ve iltizamın yaygınlaşması bu isyanların ekonomik zeminini hazırlamıştır.
3
Köylülerin şehirlere kaçması tarımsal üretimin durmasına ve şehirlerde işsizliğin artmasına yol açmıştır.

Practice More

Celali İsyanları'nı bastırmak için sert önlemler alan Kuyucu Murad Paşa'nın faaliyetlerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 119Question

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi'nde, 14441444 yılında II. Murad’ın tahtı gönüllü olarak 1212 yaşındaki oğlu II. Mehmed’e bırakmasıyla başlayan süreç; sadece bir hükümdar değişikliği değil, aynı zamanda devlet yönetimindeki farklı kliklerin güç mücadelesine sahne olmuştur. Bu dönemde yaşanan Buçuktepe İsyanı ve sonrasında II. Murad’ın yeniden tahta çıkması, devletin siyasi yapısındaki denge unsurları hakkında önemli bir göstergedir.

Bu gelişmeler, Türk kökenli köklü ailelerin (Çandarlı ailesi gibi) yönetimdeki ağırlığı ile "Kul" (devşirme) kökenli devlet adamlarının nüfuzu arasındaki rekabet açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Türk kökenli aristokrat ailelerin devlet mekanizmasındaki belirleyici rolünün bir süre daha devam ettiği

Answer

Türk kökenli köklü ailelerin devlet mekanizmasındaki belirleyici rolünün bir süre daha devam ettiği
Kuruluş Dönemi'nde Çandarlı ailesi gibi Türk kökenli aristokratlar, devşirme kökenli devlet adamlarının yükselişine karşı direnç göstermiştir. II. Mehmed'in çocuk yaşta tahta çıkması devşirme kliği için bir fırsatken, Çandarlı Halil Paşa'nın Buçuktepe İsyanı'nı kullanarak II. Murad'ı geri getirmesi, Türk soylu bürokrasinin yönetimdeki nüfuzunun bir süre daha (İstanbul'un fethine kadar) devam ettiğini kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
14441444 yılındaki taht değişiminin (II. Murad'dan II. Mehmed'e) siyasi arka planını analiz edin.
Genç bir padişahın tahta çıkmasının, devşirme kökenli devlet adamlarının (Zaganos Paşa vb.) güçlenmesine zemin hazırladığı görülür.
Devşirme sistemi, doğrudan padişaha bağlı bir sınıf yaratarak aristokrat ailelerin gücünü kırmayı hedefler.
2
Buçuktepe İsyanı'nın mahiyetini ve sonuçlarını değerlendirin.
İlk yeniçeri isyanı olan Buçuktepe, Türk aristokrasisinin temsilcisi Çandarlı Halil Paşa tarafından desteklenmiş ve II. Murad'ın geri dönmesiyle sonuçlanmıştır.
Yeniçeriler bu dönemde henüz devşirme kliklerinin tam kontrolünde değil, geleneksel otoritenin bir baskı aracı olarak kullanılmıştır.
3
Olayın Kuruluş Dönemi devlet yapısına etkisini saptayın.
Merkezi otorite tam anlamıyla 'Kul' sistemine dayanana kadar, köklü Türk ailelerinin devlet yönetiminde son bir direnç gösterdiği ve gücünü koruduğu anlaşılır.
İstanbul'un fethine kadar Osmanlı'da 'aristokrasi' ile 'merkeziyetçi kul sistemi' arasında bir denge mevcuttur.

Key Concept

Osmanlı Kuruluş Dönemi'nde bürokratik sınıflar arası güç mücadelesi ve Buçuktepe İsyanı'nın siyasi anlamı.

Hints

1
Buçuktepe İsyanı tarihteki ilk yeniçeri isyanıdır ve padişah değişikliğine yol açmıştır.
2
İsyanın arkasındaki gizli güç olan Çandarlı Halil Paşa, devşirme sistemine dayanan devlet adamlarının güçlenmesini engellemek istemiştir.
3
II. Murad'ın geri dönmesi, eski düzenin temsilcilerinin genç padişahı yönlendiren devşirme grubuna karşı bir zaferidir.

Practice More

Buçuktepe İsyanı'nın ardından yaşanan Varna ve II. Kosova Savaşları'nın Balkan hakimiyetini nasıl pekiştirdiğini inceleyin.

Alternative Method

Soruya 'Yükselme Dönemi öncesi vs sonrası' ayrımı yaparak yaklaşın. Seçeneklerdeki pek çok madde (kardeş katli, divan başkanlığı değişikliği) Fatih dönemine aittir. Bu ayrımı yapmak doğru cevaba ulaştırır.
Estimated Time:2m 30s
Question 120Question

Osmanlı Devleti’nin XVII.XVII. yüzyılda girdiği "Duraklama" sürecini analiz eden bir araştırmacı; devletin dış dünyadaki imajının sarsılması ile içerideki askeri-bürokratik direncin kırılması çabaları arasında doğrudan bir bağ kurmaktadır. Araştırmacıya göre; diplomatik protokolde padişahın Avusturya arşidükü ile denk sayılması, devletin "cihanşümul" iddiasından büyük bir ödün verdiğinin kanıtıdır. Bu ödünün yarattığı sarsıntı, süreci takip eden dönemde bir padişahın ordu yapısını kökten değiştirme teşebbüsüne zemin hazırlamıştır.

Bu araştırmacının bahsettiği diplomatik gelişme ve bu gelişmeyi takip eden süreçte ordu yapısını değiştirme teşebbüsünde bulunan devlet adamı eşleştirmesi aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: 16061606 Zitvatorok Antlaşması — II.II. Osman

Answer

Zitvatorok Antlaşması ile diplomatik eşitliğin kabul edilmesi ve bu sarsıntıyı ordu reformuyla aşmaya çalışan padişahın II. Osman olmasıdır.
Doğru cevap, Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısındaki üstünlüğünü kaybettiği Zitvatorok Antlaşması ile bu askeri zayıflığı görerek orduyu yenilemeye çalışan II. Osman'ın eşleşmesidir. Mütekabiliyet esası, diplomaside devletlerin eşitliği anlamına gelir ve bu durum Osmanlı için cihanşümul (evrensel) iddiadan vazgeçişin ilk işaretidir.

Step-by-Step Solution

1
Diplomatik protokol değişimini tespit et.
15331533 İstanbul Antlaşması ile sağlanan "Sadrazam = Arşidük" üstünlüğünün 16061606 Zitvatorok Antlaşması ile "Padişah = Arşidük" şekline (mütekabiliyet) dönüştüğünü belirle.
Soruda geçen 'padişahın Avusturya arşidükü ile denk sayılması' ifadesi Zitvatorok Antlaşması'na işaret eder.
2
İç politikadaki radikal askeri değişim arayışını analiz et.
XVII.XVII. yüzyılda ordu yapısını (Yeniçeri Ocağı) kökten değiştirmek isteyen ilk padişahın II.II. Osman (Genç Osman) olduğunu saptat.
II.II. Osman, özellikle Hotin Seferi'ndeki disiplinsizlikleri gördükten sonra orduyu yenilemeyi planlamıştır.
3
Verilen eşleştirmeyi doğrula.
Zitvatorok Antlaşması (16061606) ve II.II. Osman eşleşmesinin doğru olduğunu onayla.
Her iki gelişme de XVII.XVII. yüzyılın başlarında, birbirini tetikleyen bir siyasi-askeri zincirin parçalarıdır.

Key Concept

Osmanlı Diplomasisinde Mütekabiliyet ve İlk Radikal Islahat Teşebbüsü

Hints

1
Osmanlı padişahının Avusturya arşidüküne eşitlendiği antlaşmayı hatırlayın.
2
Bu antlaşma 16061606 yılında imzalanmış ve Zitvatorok adını taşımaktadır.
3
Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmak istediği için tahttan indirilip katledilen padişah kimdir?

Practice More

Osmanlı Devleti'nin mütekabiliyet esasına geçtiği diğer önemli antlaşmaları ve bu durumun dış politika üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'mütekabiliyet' terimini Zitvatorok Antlaşması ile doğrudan eşleştirerek seçenekleri eleyebilir ve ardından XVII.XVII. yüzyılın radikal reformcusunu bularak sonuca ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 6 / 14Next
Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 6 | Examkin