XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 questions

Question 561Question →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin İtilaf kuvvetlerinin Orta Doğu'daki ilerleyişini durdurmak, Kudüs ve Şam gibi stratejik merkezleri korumak amacıyla mücadele ettiği savunma cephesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Suriye-Filistin Cephesi

Answer

Suriye-Filistin Cephesi
Suriye-Filistin Cephesi, Kanal Harekâtı sonrasında İngiliz kuvvetlerinin kuzeye doğru taarruzunu durdurmak ve Osmanlı hâkimiyetindeki Kudüs ile Şam hattını müdafaa etmek amacıyla açılmış olan savunma cephesidir.

Step-by-Step Solution

1
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı cephelerini niteliklerine göre sınıflandırmak
Osmanlı Devleti; taarruz (Kafkas, Kanal), savunma (Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) ve yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya) cephelerinde mücadele etmiştir.
Soruda istenen stratejik hedefin hangi cephe türüne ve coğrafyasına ait olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Soru metninde geçen Kudüs ve Şam gibi merkezleri içeren savunma cephesini tespit etmek
İngiliz birliklerinin Sina üzerinden kuzeye ilerleyişine karşı Kudüs ve Şam hattını savunan cephenin Suriye-Filistin Cephesi olduğu belirlenir.
Suriye-Filistin Cephesi, Kanal Taarruzu'nun ardından Osmanlı Devleti'nin savunmaya geçtiği temel Orta Doğu cephesidir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin savaştığı savunma cepheleri ve coğrafi sahaları

Hints

1
Osmanlı cephelerini taarruz, savunma ve yardım cepheleri olarak üç temel gruba ayırınız.
2
Soruda istenen mücadele alanı sınır dışı yardım cephesi değil, Osmanlı'nın Orta Doğu topraklarını savunduğu bir cephedir.
3
Kanal Harekâtı sonrasında geri çekilen Osmanlı kuvvetlerinin Kudüs ve Şam çevresinde kurduğu savunma hattını hatırlayınız.

Practice More

I. Dünya Savaşı'ndaki diğer savunma cepheleri olan Irak (Kut'ül Amare) ve Hicaz-Yemen cephelerinin önemli komutanları ile muharebelerini tekrar ediniz.

Alternative Method

Sonunda '-ya' eki bulunan Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerinin doğrudan yardım cephesi olduğunu hatırlayarak bu seçenekleri hızlıca eleyebilirsiniz.
Estimated Time:40s
Question 562Question →

Paris Barış Konferansı kararlarına dayanılarak gerçekleştirilen İzmir'in işgali sonrasında; bölgedeki iddiaları, nüfus yapısını ve çatışmaları yerinde inceleyen müttefikler arası tahkikat heyetinin hazırladığı, Türk Millî Mücadelesi'nin haklılığını uluslararası kamuoyunda belgeleyen ilk resmi rapor aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Amiral Bristol Raporu

Answer

Amiral Bristol Raporu
Amiral Bristol Raporu; Paris Barış Konferansı'nda alınan karar doğrultusunda İzmir'in Yunanlar tarafından işgali üzerine bölgeye gönderilen ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcilerinden oluşan heyetçe hazırlanmıştır. Raporda bölgede Hristiyanların katledilmediği, aksine Türklerin katliama uğradığı ve bölgede çoğunluğun Türklere ait olduğu belirtilmiş, böylece Türk Millî Mücadelesi'nin haklılığı uluslararası düzeyde ilk kez resmi olarak kanıtlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Paris Barış Konferansı kararı ve sonrasındaki gelişmeyi analiz etme
Paris Barış Konferansı'nda sahte belgelere dayanılarak İzmir ve çevresi Yunanistan'a bırakılmış ve 15 Mayıs 1919'da işgal başlamıştır.
Soruda bahsi geçen olayın tarihsel arka planını ve coğrafi alanını belirlemek gerekir.
2
Uluslararası tahkikat heyetinin ve hazırlanan belgenin niteliğini tespit etme
Bölgede yaşanan katliamlar ve Türk halkının protestoları üzerine İtilaf Devletleri bölgeye Amiral Bristol başkanlığında bir heyet göndermiş ve heyet Türklerin çoğunlukta olduğunu, katliamlardan Rumların sorumlu olduğunu raporlamıştır.
Amiral Bristol Raporu, Millî Mücadele'nin uluslararası alandaki ilk haklılık belgesidir.
3
Çeldirici raporları değerlendirip doğru seçeneğe ulaşma
General Harbord Doğu Anadolu/Ermeni meselesi, King-Crane Orta Doğu mandası, Milne askeri hat, Sandler ise Hatay meselesi ile ilgilidir.
Soruda istenen Batı Anadolu tahkikat raporu Amiral Bristol Raporu'dur.

Key Concept

Paris Barış Konferansı sonrası İzmir'in işgali ve Amiral Bristol Raporu'nun uluslararası niteliği

Hints

1
Soru, Batı Anadolu'da İzmir'in işgali sonrasında bölgeye gönderilen müttefik heyetinin raporunu sormaktadır.
2
Doğu Anadolu'daki Ermeni iddialarını inceleyen General Harbord Raporu ile Batı Anadolu'daki Rum iddialarını inceleyen raporu birbirine karıştırmayınız.
3
Milli Mücadele'nin ilk uluslararası haklılık belgesi kabul edilen bu rapor, ABD'li bir amiralin başkanlığındaki heyet tarafından kaleme alınmıştır.

Practice More

General Harbord Raporu ile Amiral Bristol Raporu'nun amaç, kapsam ve sonuçlarını karşılaştıran bir çalışma yapınız.

Alternative Method

Bölge-rapor eşleştirmesi yaparak doğrudan sonuca ulaşabilirsiniz: Batı Anadolu / İzmir = Amiral Bristol Raporu; Doğu Anadolu = General Harbord Raporu; Hatay = Sandler Raporu.
Estimated Time:1m 0s
Question 563Question →

Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda demirli bulunan Agamemnon Zırhlısı'nda imzalanan mütarekede, Osmanlı Devleti'ni Ahmet İzzet Paşa Hükümeti adına temsil eden ve antlaşmaya imza koyan Bahriye Nazırı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Rauf (Orbay) Bey

Answer

Rauf (Orbay) Bey
I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Osmanlı Devleti adına mütareke görüşmelerini yürütmek üzere Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey başkanlığındaki Osmanlı heyeti Limni Adası'nın Mondros Limanı'na gönderilmiştir. Rauf Bey, Agamemnon Zırhlısı'nda İngiliz Amirali Calthorpe ile 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı dönemin siyasi koşullarını ve Osmanlı Hükümeti'ni belirleme
Talat Paşa Hükümeti'nin istifasından sonra kurulan Sadrazam Ahmet İzzet Paşa Hükümeti mütarekeyi imzalama kararı almıştır.
Mütareke sürecini yürüten ve murahhas heyeti görevlendiren merci sadrazamlık makamıdır.
2
Limni Adası'na gönderilen Osmanlı Murahhas Heyeti'nin başkanını tespit etme
Heyet başkanlığına dönemin Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey getirilmiş ve İtilaf Devletleri adına Amiral Calthorpe ile müzakereleri yürütmüştür.
Antlaşma metnini Osmanlı Devleti adına imzalayan resmi yetkili Rauf Bey'dir.

Key Concept

Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalayan Osmanlı heyeti ve temsilcisi

Hints

1
Dönemin Ahmet İzzet Paşa Hükümeti'nde Bahriye Nazırı olarak görev yapan ve daha sonra Milli Mücadele'ye katılan önemli bir komutanı düşününüz.
2
Balkan Savaşları sırasında gösterdiği başarılarla 'Hamidiye Kahramanı' olarak tanınan devlet adamını hatırlayınız.

Practice More

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından kurulan ilk yararlı cemiyetler ve işgallere karşı ilk yerel direniş odakları pekiştirilebilir.
Estimated Time:40s
Question 564Question →

İtilaf müttefiklerinin 1916 yılında imzaladığı Petrograd Protokolü doğrultusunda, Çarlık Rusyası'na bırakılması öngörülen Osmanlı toprakları aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğu Karadeniz kıyıları ve Doğu Anadolu

Answer

Doğu Karadeniz kıyıları ve Doğu Anadolu
1916 yılında İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusyası arasında imzalanan Petrograd Protokolü ile Rusya'nın Orta Doğu paylaşımına dair itirazları giderilmiş; Boğazlar bölgesine ilave olarak Trabzon'a kadar Doğu Karadeniz kıyıları ile Van, Erzurum ve Bitlis vilayetlerini içeren Doğu Anadolu toprakları Çarlık Rusyası'na bırakılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Gizli antlaşmaların taraflarını ve temel amaçlarını belirleme
İtilaf Devletleri I. Dünya Savaşı sürerken Osmanlı topraklarını taksim etmek için çeşitli gizli antlaşmalar yapmıştır.
Soruda bahsi geçen Petrograd Protokolü'nün hangi amaca hizmet ettiğini tespit etmek gerekir.
2
Petrograd Protokolü'nün kapsamını ve vadedilen coğrafyayı analiz etme
İngiltere ve Fransa, Sykes-Picot Antlaşması'na Rusya'nın onayını alabilmek için 1916'da Petrograd Protokolü'nü imzalamış ve Çarlık Rusyası'na Doğu Anadolu ile Doğu Karadeniz (Trabzon'a kadar) kıyılarını vadetmiştir.
Protokolün doğrudan hedef aldığı paylaşım bölgesini belirlemek doğru yanıta ulaşmayı sağlar.

Key Concept

Petrograd Protokolü ve Çarlık Rusyası'na Vadedilen Osmanlı Toprakları

Hints

1
Çarlık Rusyası'nın sınır komşusu olduğu Osmanlı coğrafyasındaki tarihsel hedeflerini göz önüne alınız.
2
Rusya, 1915 Boğazlar Antlaşması'na ek olarak Kafkas Cephesi hattındaki Doğu vilayetlerini talep etmiştir.
3
Petrograd Protokolü ile Erzurum, Van, Bitlis ve Trabzon kıyıları Rus nüfuz sahası olarak onaylanmıştır.

Practice More

Petrograd Protokolü'nün ardından 1917'de İtalya'nın Akdeniz'deki payını genişletmek amacıyla imzalanan St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın detaylarını inceleyiniz.

Alternative Method

Gizli antlaşmalarda devlet-bölge eşleştirmesi yaparak eleme yöntemi kullanılabilir: İtalya (Batı ve Güney Anadolu), Fransa (Suriye-Adana), İngiltere (Irak), Rusya (Boğazlar ve Doğu Anadolu).
Estimated Time:45s
Question 565Question →

İttifak Devletleri bloğunda yer alan Osmanlı Devleti, kendi topraklarını müdafaa etmenin yanı sıra müttefiklerinin harekâtlarına destek sağlamak amacıyla sınırları dışındaki bölgelere de askerî birlikler göndermiştir.

Buna göre, Osmanlı ordusunun sınırları dışında müttefiklerine destek vermek amacıyla açılan yardım cepheleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer alır?

Show answer & explanation

Answer: Romanya Cephesi

Answer

Romanya Cephesi
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda kendi toprakları dışında kalan Galiçya, Makedonya ve Romanya cephelerinde müttefiklerine (Avusturya-Macaristan, Almanya, Bulgaristan) askerî yardım sağlamak amacıyla mücadele etmiştir. Bu sebeple Romanya seçeneği doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki cephelerini niteliklerine göre gruplandırmak
Cepheler; Taarruz (Kafkas, Kanal), Savunma (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen) ve Müttefiklere Yardım (Galiçya, Makedonya, Romanya) olmak üzere üç temel gruba ayrılır.
Soruda Osmanlı sınırları dışında müttefiklere destek amacıyla açılan 'yardım cepheleri' sorulmaktadır.
2
Seçeneklerde verilen cephelerin türünü belirleyerek yardım cephesi olanı tespit etmek
Hicaz-Yemen, Irak ve Suriye-Filistin cepheleri savunma cephesidir; Kafkas cephesi taarruz cephesidir; Romanya cephesi ise Osmanlı Devleti'nin müttefiklerine yardım amacıyla sınır dışına asker gönderdiği yardım cephelerindendir.
Romanya, Galiçya ve Makedonya Osmanlı Devleti'nin kendi sınırları dışında açtığı yardım cepheleri grubunda yer alır.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Açtığı Yardım Cepheleri (Galiçya, Makedonya, Romanya)

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin yardım cepheleri kendi sınırları dışındaki Avrupa topraklarında yer almaktadır.
2
Yardım cepheleri genellikle sonu '-ya' veya '-a' ile biten Balkanlar ve Doğu Avrupa coğrafyalarındaki cephelerdir (Galiçya, Makedonya, Romanya).
3
Galiçya, Makedonya ve Romanya dışındaki cepheler Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarındaki savunma veya taarruz harekâtlarıdır.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki savunma cephelerinin (Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) temel açılma nedenlerini ve bu cephelerdeki önemli komutanları pekiştirebilirsiniz.

Alternative Method

KPSS hazırlığında yardım cepheleri 'YA-MA-GA' (Romanya, Makedonya, Galiçya) veya son ekleri '-ya' (Galiçya, Makedonya, Romanya) kodlamasıyla kolayca ayırt edilebilir.
Estimated Time:40s
Question 566Question →

I. Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı Devleti'nin savaştığı cephelerin niteliklerine ilişkin hazırlanan aşağıdaki tablodan yararlanınız:

Cephe TürüÖrnek Cephe
Taarruz CephesiKafkas
Savunma CephesiÇanakkale
Yardım Cephesi?

Buna göre, tablonun doğru tamamlanabilmesi için soru işareti (?) yerine aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Show answer & explanation

Answer: Makedonya

Answer

Tabloda boş bırakılan yardım cephesi alanına Makedonya getirilmelidir.
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nda müttefikleri olan Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan'a destek sağlamak gayesiyle kendi sınırları dışındaki Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerine asker göndermiştir. Dolayısıyla tabloda yardım cephesine örnek olarak Makedonya getirilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki cephe türlerini ve amaçlarını sınıflandırmak
Cepheler taarruz (Kafkas, Kanal), savunma (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen) ve sınır dışı yardım cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya) olarak üçe ayrılır.
Soruda tabloda yer alan soru işaretinin karşılığı olarak bir yardım cephesi aranmaktadır.
2
Verilen seçeneklerdeki cepheleri niteliklerine göre eşleştirmek
Kanal taarruz cephesi; Suriye, Hicaz ve Irak savunma cephesi; Makedonya ise müttefiklere destek amacıyla açılan bir yardım cephesidir.
Tabloda yardım cephesi türüne örnek istendiği için yalnızca sınır dışı yardım cephesi olan seçenek doğru kabul edilir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Yardım Cepheleri

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin yardım cepheleri kendi egemenlik sınırları dışında yer alan bölgelerdir.
2
Yardım cepheleri genellikle sonu '-ya' hecesiyle biten coğrafi bölgeler (Galiçya, Romanya, Makedonya) olarak hatırlanabilir.
3
Seçenekler arasında Osmanlı mülkü olmayan ve Balkanlar'da müttefiklere destek için asker gönderilen bölge Makedonya'dır.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin sınırları dışındaki yardım cephelerine hangi müttefik devletlere destek amacıyla kuvvet gönderdiğini pekiştiren sorular çözebilirsiniz.

Alternative Method

Osmanlı cephelerini 'Taarruz (Kafkas, Kanal)', 'Savunma (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen)' ve 'Yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya)' şeklinde gruplandırarak eleme yöntemiyle doğrudan sonuca ulaşılabilir.
Estimated Time:45s
Question 567Question →

Mütareke metninde yer alan "Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak, bu bölgelerdeki istihkâmlar İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir." hükmünün Osmanlı Devleti açısından doğurduğu en temel stratejik ve siyasi sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Devlet merkezinin doğrudan güvenlik tehdidine açık hâle gelmesi ve Anadolu ile Rumeli arasındaki coğrafi irtibatın kopması

Answer

Devlet merkezinin doğrudan güvenlik tehdidine açık hâle gelmesi ve Anadolu ile Rumeli arasındaki coğrafi irtibatın kopması
Mütarekenin Boğazlar ile ilgili maddesiyle istihkâmların İtilaf Devletleri'ne bırakılması, Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'u doğrudan denizden gelecek tehditlere karşı tamamen savunmasız bırakmıştır. Aynı zamanda Boğazlar hattının denetim altına alınması, Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Trakya (Rumeli) toprakları arasındaki kara ve deniz ulaşımını keserek ülkenin jeopolitik bütünlüğünü parçalamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Mütarekedeki Boğazlar maddesinin içeriğini ve askeri niteliğini değerlendirme
Çanakkale ve Karadeniz Boğazları'ndaki askeri tahkimatların İtilaf Devletleri'ne teslim edilmesi, Osmanlı Devleti'nin başkentini koruyan savunma hattının tamamen ortadan kalktığını gösterir.
Başkent İstanbul'un denizden gelebilecek askeri saldırılara karşı tek savunma kalkanı Boğaz istihkâmlarıdır.
2
Hükmün jeopolitik ve stratejik etkisini analiz etme
Boğazların İtilaf kontrolüne geçmesiyle Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli (Trakya) toprakları arasındaki kara ve deniz ulaşım köprüsü fiilen İtilaf güçlerinin denetimine girmiştir.
İki yaka arasındaki askeri, idari ve lojistik bağlantı koparılarak merkezi otoritenin ülke genelindeki kontrolü zayıflatılmıştır.
3
Doğru seçeneğe ulaşma
Bu maddenin doğrudan sonucu, devlet merkezinin güvenliğinin yok olması ve Anadolu ile Rumeli arasındaki toprak bütünlüğü ve irtibatının kesilmesidir.
Mütareke metninin amacı Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakarak yapılacak işgalleri kolaylaştırmaktır.

Key Concept

Mondros Mütarekesi'nin Boğazlar maddesinin Osmanlı Devleti'nin jeopolitik bütünlüğü ve başkent güvenliği üzerindeki yıkıcı etkisi

Hints

1
Boğazların stratejik konumu düşünüldüğünde, Osmanlı Devleti'nin başkenti ve iki ana coğrafi parçası arasındaki ilişkiyi göz önüne alınız.
2
Boğazlardaki savunma tabyalarının düşman eline geçmesi hem İstanbul'un güvenliğini hem de Anadolu ile Rumeli arasındaki ulaşımı nasıl etkiler, değerlendiriniz.

Practice More

Mondros Mütarekesi'nin 7. ve 24. maddeleri arasındaki amaç farklarını ve işgallere karşı kurulan Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin kuruluş zeminini pekiştirecek sorular çözünüz.

Alternative Method

Madde analizi yöntemi: Mütarekedeki askeri nitelikli maddelerin ortak amacı Osmanlı Devleti'nin direncini kırmak ve merkez-taşra irtibatını felç etmektir. Boğazlar maddesi doğrudan merkez (başkent) güvenliğini ve Trakya-Anadolu fiziki bağını hedef almıştır.
Estimated Time:1m 0s
Question 568Question →

Bâbıâli Genel Karargâhı'nın I. Dünya Savaşı'ndaki taarruz stratejileri kapsamında Doğu Anadolu ve Sina Çölü istikametinde icra ettiği askerî harekâtlar ile bunların sahadaki yansımaları hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kafkas sahasında yaşanan kayıplar Doğu Anadolu'nun önemli bir kısmının işgaline yol açarken Kanal Harekâtı'nın sonuçsuz kalması ise Osmanlı kuvvetlerinin Filistin-Suriye hattında savunmaya çekilmesine zemin hazırlamıştır.

Answer

Kafkas sahasında yaşanan kayıplar Doğu Anadolu'nun önemli bir kısmının işgaline yol açarken Kanal Harekâtı'nın sonuçsuz kalması ise Osmanlı kuvvetlerinin Filistin-Suriye hattında savunmaya çekilmesine zemin hazırlamıştır.
Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış Harekâtı'nın ağır kayıplarla neticelenmesi üzerine Rus birlikleri Erzurum, Erzincan, Trabzon, Muş ve Bitlis gibi Doğu Anadolu vilayetlerini işgal etmiştir. Kanal Cephesi'nde ise 1915 ve 1916 yıllarında icra edilen I. ve II. Kanal (Süveyş) harekâtları başarısız olmuş, İngiliz karşı taarruzu neticesinde Osmanlı kuvvetleri Sina Yarımadası'ndan çekilerek Filistin-Suriye savunma hattına geçmiştir. Dolayısıyla her iki cephenin sahadaki sonuçlarını eksiksiz ve doğru biçimde ortaya koyan yargı bu açıklamayı içeren ifadedir.

Step-by-Step Solution

1
Taarruz cephelerinin (Kafkas ve Kanal) açılma amaçlarını ve askerî seyrini belirleme
Kafkas Cephesi Turancılık ideali, Bakü petrollerine ulaşma ve Kars-Ardahan-Batum'u geri alma gayesiyle; Kanal Cephesi ise Mısır'ı geri alma ve İngiltere'nin Süveyş üzerinden Hindistan sömürge yolunu kesme amacıyla açılmıştır.
Her iki cephenin de Osmanlı taarruzu olarak başlatıldığını ve stratejik hedeflerini anlamak gerekir.
2
Askerî harekâtların sonuçlarını ve cephe hatlarındaki değişimleri analiz etme
Sarıkamış Harekâtı'nın başarısızlığı üzerine Rus ordusu Trabzon, Erzurum, Erzincan, Muş ve Bitlis'i işgal etmiştir. Kanal Cephesi'nde icra edilen Süveyş harekâtlarının sonuçsuz kalmasıyla Osmanlı birlikleri Sina Çölü'nü boşaltarak Filistin-Suriye savunma hattına çekilmek zorunda kalmıştır.
Taarruz inisiyatifinin kaybedilmesi sonucunda meydana gelen toprak ve cephe değişimlerini tespit etmek çözüme ulaştırır.
3
Seçeneklerdeki kronolojik ve kavramsal yanılgıları eleme
Gümrü, Mudanya ve Londra Konferansı gibi Millî Mücadele aşamaları ile Turan ve Kanal hedeflerinin karıştırıldığı seçenekler elendiğinde doğrudan tarihsel gelişimi doğru aktaran ifade belirlenir.
KPSS tarih sorularında I. Dünya Savaşı ile Millî Mücadele dönemi olaylarının karıştırılmasını önlemek esastır.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki taarruz cepheleri olan Kafkas ve Kanal cephelerinin harekât seyri ve doğurduğu askerî-stratejik sonuçlar

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda kendi inisiyatifiyle açtığı iki taarruz cephesi Kafkas ve Kanal cepheleridir.
2
Kafkasya'daki Sarıkamış Harekâtı sonrası yaşanan gelişmeler Doğu Anadolu'da Rus işgallerine yol açmış; Kanal taarruzunun başarısızlığı ise Osmanlı ordusunu Filistin ve Suriye'ye çekilmeye mecbur etmiştir.
3
Kanal taarruzu Mısır ve Süveyş'i hedef alırken, Kafkas taarruzu Kars-Ardahan-Batum ve Bakü yönelimlidir. Her iki harekâtın ardından savunma safhasına geçilmiş veya stratejik hatlar gerilemiştir.

Practice More

Kafkas Cephesi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın 16. Kolordu Komutanı olarak Muş ve Bitlis'i geri alması ve 1915 Sevk ve İskân Kanunu'nun (Tehcir) uygulanış gerekçeleri konusunu pekiştirebilirsiniz.

Alternative Method

Seçenekleri elerken kronolojik ve kavramsal ayrım yapılabilir: Millî Mücadele olayları (Gümrü, Mudanya, Londra Konferansı) ile Cumhuriyet dönemi dış politikası (Hatay, Musul) içeren seçenekler doğrudan elenir.
Estimated Time:1m 0s
Question 569Question →

Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulması girişimlerine karşı örgütlenen Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, yayımladığı tüzükte bölge halkının hiçbir suretle Doğu vilayetlerinden göç etmemesini, dinî ve ilmî alanda teşkilatlanılmasını ve Fransızca dâhil olmak üzere çeşitli dillerde yayınlar yapılmasını temel ilke olarak benimsemiştir.

Cemiyetin özellikle 'bölgeden kesinlikle göç edilmemesi' yönünde karar almasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Wilson İlkeleri'nin çoğunluk esasına dayalı self-determinasyon prensibinin bölgede Türkler aleyhine işletilmesini önlemek

Answer

Wilson İlkeleri'nin çoğunluk esasına dayalı self-determinasyon prensibinin bölgede Türkler aleyhine işletilmesini önlemek
I. Dünya Savaşı sonrasında yayımlanan Wilson İlkeleri'nin 12. maddesinde Osmanlı Devleti'nin Türk olan kısımlarına egemenlik hakkı tanınacağı, gayrimüslim unsurlara ise kendi kendini yönetme hakkı verileceği hükme bağlanmıştır. Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermenistan kurmak isteyen güçler, bölgedeki Türkleri baskı ve katliamlarla göçe zorlayarak bölgede Ermeni nüfusunun çoğunlukta olduğu izlenimini oluşturmayı hedeflemiştir. Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti; Türk nüfus üstünlüğünün kaybedilmesini önlemek, böylece Wilson İlkeleri'nin bölge aleyhine uygulanmasının önüne geçmek için bölgeden göç edilmesini kesin olarak yasaklamış, ayrıca Albayrak, Hadisat ve Fransızca Le Pays (Vatan) gazeteleriyle bölgenin tarihî ve demografik açıdan Türk yurdu olduğunu dünyaya duyurmaya çalışmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin kuruluş amacını ve faaliyet yürüttüğü dönemin uluslararası koşullarını analiz etmek
Cemiyet, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Doğu Anadolu'da (Vilâyât-ı Sitte) kurulmak istenen Ermeni devletine karşı Türk yurdunun bütünlüğünü savunmak amacıyla kurulmuştur.
Milli cemiyetlerin program ve kararları, dönemin uluslararası diplomasisinde geçerli olan ilkelere ve işgal tehditlerine doğrudan bir yanıt niteliğindedir.
2
Dönemin uluslararası hukuk normu kabul edilen Wilson İlkeleri'nin 12. maddesini değerlendirmek
Wilson İlkeleri, Osmanlı Devleti sınırları içinde Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelere kesin egemenlik hakkı tanırken, azınlıkların çoğunlukta olduğu bölgelere ise özerk gelişim veya bağımsızlık hakkı (self-determinasyon) vaat etmekteydi.
İtilaf Devletleri ve azınlıklar işgal ve paylaşım taleplerini Wilson İlkeleri'nin 'nüfus çoğunluğu' maddesine dayandırmaya çalışmıştır.
3
Cemiyetin 'kesinlikle göç edilmemesi' kararının stratejik ve hukuki gerekçesini ortaya koymak
Ermeni çetelerinin baskı ve katliamları karşısında Türk halkı batıya göç ederse bölgedeki Türk-Müslüman nüfus üstünlüğü kaybolacak, böylece Ermenilerin 'nüfus çoğunluğuna sahibiz' tezi Wilson İlkeleri kapsamında geçerlilik kazanacaktır. Bu nedenle cemiyet göçü yasaklamış, nüfus üstünlüğünü ve hukuki haklılığı korumayı amaçlamıştır.
Nüfus üstünlüğünün korunması, bölgenin Türk vatanı olarak kalmasının en kritik uluslararası meşruiyet dayanağıdır.

Key Concept

Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin ilkeleri ve Wilson İlkeleri ile ilişkisi

Hints

1
I. Dünya Savaşı sonrasında sınırların çizilmesinde ve milletlerin bağımsızlık taleplerinde hangi uluslararası ilkelerin 'nüfus çoğunluğu' kuralını getirdiğini hatırlayınız.
2
Cemiyetin aynı zamanda Fransızca 'Le Pays' (Vatan) gazetesini çıkarması ile göç yasağı koyması, dünya kamuoyuna nüfus ve haklılık konusunda mesaj verme amacını taşır.
3
Wilson İlkeleri'ne göre bir bölgede hangi millet çoğunluktaysa yönetme hakkı ona verilecekti. Türk halkı göç ederse azınlık durumuna düşme tehlikesi doğardı.

Practice More

Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin toplanmasına öncülük ettiği Erzurum Kongresi kararlarını ve cemiyetin yayın organlarını (Hadisat, Albayrak, Le Pays) pekiştiriniz.

Alternative Method

Cemiyetin aldığı üç temel kararı (Göç etmemek, Dinî ve ilmî teşkilatlanmak, Saldırı anında birlikte savunmak) dönemin 'Wilson İlkeleri - Nüfus Üstünlüğü' bağıntısı üzerinden yorumlayarak çözüme ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 570Question →

Osmanlı İmparatorluğu'nun doğrudan hücum planlarıyla faaliyete geçirdiği Doğu ve Mısır harekât sahalarında (Kafkas ve Kanal) yaşanan askerî gelişmeler ile bu cephelerin yarattığı stratejik etkiler hakkında ileri sürülen aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi tarihsel gerçeklikle örtüşmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Her iki taarruz sahasında da başlangıçtaki askerî hedeflere ulaşılamamış; Doğu sahasında yaşanan ağır kayıplara rağmen Rusya'daki Bolşevik İhtilali diplomatik kazanım doğururken, Kanal harekâtlarının sonuçsuz kalması Osmanlı ordusunun geri çekilerek Suriye-Filistin savunma hattını kurmasına yol açmıştır.

Answer

Her iki taarruz sahasında da başlangıçtaki askerî hedeflere ulaşılamamış; Doğu sahasında yaşanan ağır kayıplara rağmen Rusya'daki Bolşevik İhtilali diplomatik kazanım doğururken, Kanal harekâtlarının sonuçsuz kalması Osmanlı ordusunun geri çekilerek Suriye-Filistin savunma hattını kurmasına yol açmıştır.
Osmanlı Devleti'nin taarruz amacıyla açtığı iki cephe olan Kafkas ve Kanal cephelerinde başlangıçtaki askerî taarruz planları başarıya ulaşamamıştır. Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış Harekâtı sonrası yaşanan büyük hezimet ve toprak kayıpları, 1917'de Rusya'da yaşanan Bolşevik İhtilali'nin ardından imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması sayesinde diplomatik bir zafere dönüşmüş ve Elviye-i Selâse geri alınmıştır. Kanal Cephesi'nde ise icra edilen I. ve II. Kanal Harekâtlarının başarısızlıkla neticelenmesi üzerine Osmanlı kuvvetleri Sina Yarımadası'nı tahliye ederek savunmaya çekilmiş, bu durum Suriye-Filistin Savunma Cephesi'nin açılmasına yol açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Taarruz cephelerinin askerî harekât boyutunu analiz etme
Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış Harekâtı felaketle sonuçlanmış ve Doğu Anadolu Rus işgaline uğramıştır. Kanal Cephesi'nde icra edilen I. ve II. Süveyş harekâtları başarısızlıkla neticelenmiş, Süveyş Kanalı aşılamamıştır.
Her iki cephenin açılış amacı doğrudan taarruz ile toprak kazanmak ve düşmanın ikmal/lojistik hatlarını kesmektir; ancak sahada her iki taarruz da operasyonel hedeflerine ulaşamamıştır.
2
Kafkas Cephesi'nin siyasi ve diplomatik gelişim sürecini değerlendirme
1917 yılında Çarlık Rusyası'nda patlak veren Bolşevik İhtilali neticesinde Rusya savaştan çekilmiş, 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile 1878 Berlin Antlaşması'nda kaybedilen Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) Osmanlı Devleti'ne iade edilmiştir.
Kafkas Cephesi, Osmanlı Devleti'nin askerî olarak yenilgiye uğramasına rağmen diplomatik masada toprak kazandığı yegâne I. Dünya Savaşı cephesidir.
3
Kanal Cephesi'nin stratejik dönüşümünü ve savunma cephelerine etkisini inceleme
Süveyş taarruzlarının başarısızlığa uğraması üzerine Osmanlı kuvvetleri Sina Çölü'nden çekilmiş, İngiliz birlikleri karşı taarruza geçerek Kudüs ve Şam istikametine ilerlemiş; böylece Kanal Cephesi bir savunma cephesi olan Suriye-Filistin Cephesi'ne dönüşmüştür.
Taarruz gücünü tüketen Osmanlı ordusunun ricatı, Orta Doğu savunma hatlarının geriye çekilmesine neden olmuştur.
4
Seçeneklerdeki ideolojik ve kronolojik yanılgıları eleyerek doğru yargıya ulaşma
İdeolojik akımların (Turancılık-İslamcılık) yanlış eşleştirildiği, antlaşmaların (Gümrü, Kars) Kurtuluş Savaşı ile karıştırıldığı seçenekler elenir ve iki cephenin askerî-stratejik akıbetini kusursuz özetleyen yargı doğrulanır.
Tarihsel kronoloji, askerî operasyon sonuçları ve diplomatik dönüşümler sentezlendiğinde doğru bilgi netleşir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Taarruz Cephelerinin (Kafkas ve Kanal) askerî başarısızlıkları, ideolojik temelleri, Rus İhtilali ile doğan diplomatik kazanımlar ve Kanal'ın Suriye-Filistin savunma cephesine evrilmesi.

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda açtığı taarruz cephelerinin askerî neticeleri ile savaşı bitiren siyasi ve diplomatik antlaşmaları birbirinden ayırt ediniz.
2
Kafkas Cephesi'ndeki toprak kazanımının sahada kazanılan bir askerî zaferden mi yoksa Çarlık Rusyası'nın çöküşünü getiren 1917 İhtilali'nden mi kaynaklandığını ve Kanal Harekâtı sonrası hangi savunma cephesinin kurulduğunu düşününüz.
3
Kafkas Cephesi'ni kapatıp Elviye-i Selâse'yi kazandıran antlaşma Brest-Litovsk'tur; Kanal'daki geri çekilme ise Suriye-Filistin savunma hattını doğurmuştur.

Practice More

Brest-Litovsk Antlaşması sonrası Kafkasya'da kurulan Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü harekâtı ve Batum Antlaşması sürecini inceleyiniz.

Alternative Method

Eleme yöntemiyle: Seçeneklerdeki kronolojik uyumsuzlukları (Gümrü ve Kars antlaşmaları Milli Mücadele dönemine aittir) ve ideolojik kavram yanılgılarını (Kafkas=Turancılık, Kanal=İslamcılık) tespit edip eleyerek doğrudan doğru seçeneğe ulaşılabilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 571Question →

10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması'nın siyasi hükümleri çerçevesinde İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacağı kabul edilmiş; ancak İtilaf Devletleri bu durumu mutlak bir hak olarak tanımayarak belirli koşulların ihlali hâlinde kentin Osmanlı egemenliğinden tamamen çıkarılabileceğini hükme bağlamıştır.

Buna göre, İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u Türklerin elinden alma ve başkent statüsünü tek taraflı olarak değiştirme hakkını saklı tutması, Osmanlı Devleti'nin aşağıdaki yükümlülüklerden hangisine uymaması şartına dayandırılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Azınlık haklarının eksiksiz korunması ve antlaşmada yer alan askerî/silahsızlanma hükümlerine tam uyulması

Answer

Sevr Antlaşması'nda İstanbul'un Osmanlı başkenti olarak kalması; gayrimüslim azınlık haklarının korunması ve antlaşmada yer alan askerî/silahsızlanma şartlarına eksiksiz riayet edilmesi koşuluna bağlanmıştır.
10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşması'nın 36. maddesine göre İstanbul Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacak, padişah ve hükûmet burada ikamet edebilecektir. Ancak Osmanlı Devleti antlaşma hükümlerine, özellikle gayrimüslim azınlıkların haklarının korunmasına ve orduya getirilen silahsızlanma/askerî sınırlamalara uymazsa İtilaf Devletleri kenti Osmanlı Devleti'nin elinden alma ve başkent statüsünü değiştirme hakkını saklı tutmuştur. Bu düzenleme, Osmanlı başkentini daimi bir işgal tehdidi altında bırakmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Antlaşması'nın İstanbul'un statüsüne dair maddesini analiz etme
Antlaşmanın 36. maddesinde İstanbul'un Osmanlı başkenti olarak kalmasının şarta bağlı tutulduğu belirlenir.
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı merkezî yönetimini sürekli bir tehdit ve baskı altında tutmak için uyguladığı diplomatik mekanizmayı tespit etmek.
2
Antlaşma metninde egemenlik devrini tetikleyecek özel koşulları belirleme
Osmanlı Devleti'nin azınlık haklarını ihlal etmesi veya ordunun terhisi ve silahsızlanma şartlarına uymaması hâlinde İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u Türklerin elinden alma hakkını saklı tuttuğu saptanır.
Soruda aranan doğrudan hukuki ve siyasi yaptırım şartını doğru tanımlamak.
3
Diğer seçeneklerdeki çeldirici hükümleri eleyerek doğru yanıtı doğrulama
Borç ödemeleri, plebisit masrafları veya TBMM'nin varlığı gibi unsurların İstanbul maddesinin fesih gerekçesi olarak düzenlenmediği görülür.
Konuyla ilgili diğer antlaşma hükümleriyle kavramsal karışıklığı önlemek.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nda İstanbul'un Şarta Bağlı Statüsü ve Egemenlik Kısıtlamaları

Hints

1
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı iç işlerine müdahale etmek için sürekli kullandığı en temel diplomasi ve teftiş unsurlarını düşününüz.
2
Antlaşmada Osmanlı'nın savunma gücünü sıfırlamaya yönelik kısıtlamalar ve gayrimüslim tebaanın statüsüyle ilgili taahhütler öne çıkmaktadır.
3
Sevr Antlaşması'nın 36. maddesi, başkentin Türklerde kalmasını gayrimüslim cemaatlerin korunması ve silahsızlanma şartlarına tam uyulması koşuluna bağlamıştır.

Practice More

Sevr Antlaşması'nda Boğazlar Komisyonu ve Maliye Komisyonu'nun yetkileri ile Lozan Barış Antlaşması'ndaki karşılıklarını egemenlik hakları açısından karşılaştırınız.

Alternative Method

Sevr Antlaşması'ndaki paylaşım planını siyasi, mali, adli ve askeri başlıklar altında gruplandırarak İstanbul'un statüsünün hangi yaptırımla vesayet altına alındığını doğrudan 36. madde üzerinden analiz etmek.
Estimated Time:1m 30s
Question 572Question →

I. Dünya Savaşı'na giden süreçte, Akdeniz'de seyreden Goben (Goeben) ve Breslav (Breslau) adlı iki Alman savaş gemisi İngiliz filosunun takibinden kaçarak Çanakkale Boğazı'na sığınmıştır. Uluslararası deniz hukuku kurallarına göre tarafsız bir devletin, karasularına giren savaşan taraflara ait savaş gemilerini yirmi dört saat içinde silahsızlandırarak enterne etmesi (alıkoyması) gerekirken Osmanlı Hükûmeti bu kuralı uygulamamış; gemileri satın aldığını duyurarak 'Yavuz' ve 'Midilli' adlarıyla kendi donanmasına dahil etmiştir.

Osmanlı Devleti'nin uluslararası hukukun zorunlu kıldığı tarafsızlık kuralını aşmak ve hem iç kamuoyunda hem de diplomatik alanda meşruiyet sağlamak amacıyla bu gemileri 'satın aldığını' ilan etmesinde doğrudan etkili olan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İngiltere'nin, bedeli Osmanlı halkından toplanan bağışlarla peşin ödendiği hâlde inşası tamamlanan Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarına el koymuş olması

Answer

İngiltere'nin, bedeli Osmanlı halkından toplanan bağışlarla peşin ödendiği hâlde inşası tamamlanan Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarına el koymuş olması
Balkan Savaşları sonrasında Osmanlı halkının milli bağışlarıyla bedeli peşin ödenerek İngiltere'ye yaptırılan 'Sultan Osman' ve 'Reşadiye' zırhlılarına İngiliz Hükûmeti savaş tehlikesini öne sürerek haksız şekilde el koymuştur. Bu durum Osmanlı kamuoyunda derin bir öfke doğurmuştur. Goben ve Breslav Çanakkale'ye sığındığında, Osmanlı Hükûmeti uluslararası tarafsızlık hukukuna göre bu gemileri enterne etmek yerine, İngiltere'nin vermediği gemilerin yerine bu zırhlıları Almanya'dan 'satın aldığını' duyurmuş, böylece hem uluslararası baskıyı hafifletmiş hem de halk nezdinde büyük bir manevi ve diplomatik meşruiyet kazanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası deniz hukuku ve tarafsızlık kurallarını analiz etme
Savaşta tarafsızlığını ilan eden bir devletin, limanlarına sığınan muharip gemileri ya 24 saat içinde çıkarması ya da mürettebatıyla birlikte enterne etmesi (silahsızlandırıp alıkoyması) gerekmektedir.
Osmanlı Devleti kâğıt üzerinde henüz tarafsız olduğu için Alman gemilerini doğrudan donanmaya katması İtilaf Devletleri tarafından savaş sebebi sayılabilirdi.
2
Diplomatik kamuflaj ve iç meşruiyet zeminini belirleme
Balkan Savaşları sonrası Donanma Cemiyeti aracılığıyla halktan toplanan paralarla İngiltere'ye sipariş edilen 'Sultan Osman-ı Evvel' ve 'Reşadiye' zırhlılarına İngiltere tarafından el konulmuştu.
Bu haksız el koyma Osmanlı kamuoyunda büyük bir infial yaratmıştı. Osmanlı yönetimi, Goben ve Breslav'ı teslim alamadığı bu iki geminin yerine ikame olarak 'satın aldığını' duyurarak diplomatik bir meşruiyet kalkanı oluşturmuştur.
3
Seçenekleri eleyerek doğrudan nedensel ilişkiyi tespit etme
Satın alma hamlesinin doğrudan tarihsel ve diplomatik dayanağının, İngiltere'nin gasbettiği zırhlılar olduğu sonucuna ulaşılır.
Diğer seçeneklerde verilen olaylar ya kronolojik olarak sonradır ya da hukuki/diplomatik bir meşruiyet gerekçesi teşkil etmez.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Giriş Sürecinde Hukuki ve Diplomatik Manevralar

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin kamuoyuna yaptığı 'satın alma' açıklaması, kısa süre önce İngiltere ile yaşanan bir donanma krizine misilleme niteliği taşımaktadır.
2
Donanma Cemiyeti aracılığıyla halktan toplanan paralarla İngiliz tersanelerine sipariş edilen ancak teslim edilmeyen iki zırhlıyı hatırlayınız.
3
İngiltere'nin 'Sultan Osman' ve 'Reşadiye' gemilerine el koyması, Alman gemilerinin 'Yavuz' ve 'Midilli' olarak satın alındığı kılıfına zemin hazırlamıştır.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin savaşa fiilen girmesine yol açan Karadeniz Olayı sonrasında kabinede yaşanan istifaları ve ilan edilen Cihad-ı Ekber'in stratejik sonuçlarını inceleyiniz.

Alternative Method

Olayların kronolojik ve diplomatik mantık zincirini kurarak eleme yöntemi uygulanabilir: Tarafsız bir devletin savaş gemilerini enterne etmemek için ileri sürebileceği tek hukuki gerekçe 'mülkiyet devri'dir; bu devrin halk nezdinde inandırıcı kılınması ise ancak daha önce parası ödenip gasbedilen milli gemilerin ikamesi teziyle mümkündür.
Estimated Time:1m 30s
Question 573Question →

I. Dünya Savaşı devam ederken İngiltere, Fransa ve İtalya arasında akdedilen Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması ile Batı Anadolu ve çevresi İtalya'nın nüfuz sahası olarak kabul edilmiştir. Ancak savaşın ardından toplanan Paris Barış Konferansı'nda İtilaf müttefikleri, bu antlaşmanın yürürlük şartlarının tamamlanmadığını savunarak söz konusu toprakların İtalya yerine Yunanistan'a bırakılmasına karar vermiştir.

İtilaf Bloku'nun bu tutumuna dayanak oluşturduğu ve antlaşmanın hukuken geçersiz sayılmasına gerekçe gösterdiği temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın nihai yürürlüğü için öngörülen Çarlık Rusyası'nın resmi onay şartının ihtilal ve rejim değişikliği sebebiyle gerçekleşmemiş olması

Answer

Antlaşmanın nihai yürürlüğü için öngörülen Çarlık Rusyası'nın resmi onay şartının ihtilal ve rejim değişikliği sebebiyle gerçekleşmemiş olması
Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nın metnine göre antlaşmanın tam olarak yürürlüğe girmesi Çarlık Rusyası'nın onayına bağlı kılınmıştır. 1917 Ekim İhtilali ile Rusya savaştan çekilip antlaşmayı onaylamayınca, İngiltere ve Fransa Paris Barış Konferansı'nda bu eksikliği hukuki dayanak yaparak Batı Anadolu'yu İtalya'ya vermekten vazgeçmiş ve Yunanistan'a devretmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın taraflarını ve özel yürürlük koşullarını belirleme
Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması (1917), İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanmış; metne antlaşmanın yürürlüğe girmesi için Rusya'nın da onayının alınması gerektiği şartı eklenmiştir.
Gizli antlaşmalar sürecinde müttefikler arasındaki dengeyi korumak için diğer ana müttefikin rızası zorunlu kılınmıştır.
2
Tarihsel süreçteki siyasi gelişmeyi analiz etme
1917 yılında Rusya'da meydana gelen Bolşevik İhtilali neticesinde Çarlık rejimi yıkılmış ve yeni Sovyet yönetimi savaştan çekilerek gizli antlaşmaları tanımadığını açıklamıştır.
Rejim değişikliği nedeniyle Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması için gereken resmi onay hiçbir zaman tamamlanamamıştır.
3
Paris Barış Konferansı'ndaki diplomatik sonucu değerlendirme
İngiltere ve Fransa, Doğu Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine yönlendirebilecekleri bir Yunanistan'ı tercih ederek Rusya'nın onay eksikliğini hukuki bir koz olarak ileri sürmüş ve antlaşmayı geçersiz saymıştır.
Uluslararası hukuk ve antlaşma metnindeki kayıt şartı, İtilaf liderlerinin İzmir ve çevresini Yunanistan'a devretmelerine gerekçe oluşturmuştur.

Key Concept

Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nın Hukuki Geçersizlik Gerekçesi

Hints

1
Gizli antlaşmalar imzalanırken müttefikler arasındaki denge için antlaşmanın yürürlüğe girmesi belirli bir İtilaf üyesinin onayına bağlanmıştı.
2
1917 yılında İtilaf Bloku'nun en büyük üyelerinden birinde yaşanan rejim değişikliği ve savaştan çekilme süreci, bu onayın alınmasını imkânsız hale getirmiştir.
3
İngiltere ve Fransa, Rusya'nın ihtilal nedeniyle antlaşmayı onaylayamamış olmasını fırsat bilerek Paris Barış Konferansı'nda Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nı hukuken geçersiz ilan etmiştir.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda Batı Anadolu'nun Yunanistan'a verilmesinin İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılıklarına ve İtalya'nın tutumuna etkilerini inceleyiniz.

Alternative Method

Diplomatik olay-neden analizi yaparak gizli antlaşmaların yürürlük maddeleri ile 1917 Rus Devrimi'nin uluslararası hukuki etkilerini doğrudan eşleştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 574Question →

Çanakkale Boğazı'na yönelik İtilaf donanması taarruzunun engellenmesinde kıyı tabyalarının tahkim edilmesi, Nusret mayın gemisinin sevk ve idaresinin planlanması ile 18 Mart Deniz Zaferi'nin kazanılmasındaki liderliği dolayısıyla '18 Mart Kahramanı' unvanıyla anılan Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cevat (Çobanlı) Paşa

Answer

Cevat (Çobanlı) Paşa
Çanakkale Boğazı savunmasında görev yapan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa; kıyı bataryalarının tahkimi, boğaz tabyalarının organizesi ve Nusret mayın gemisinin Erenköy Koyu'na döşediği mayın hatlarının sevk ve idaresini başarıyla yöneterek 18 Mart 1915'te İtilaf donanmasının geri çekilmesini sağlamış ve bu zafer sebebiyle '18 Mart Kahramanı' olarak anılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Çanakkale Cephesi'nin deniz aşamasındaki komuta kademesini ve görev dağılımını belirleme
Çanakkale Boğazı'nın kıyı savunmasını ve tabyalarını sevk ve idare eden makam Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığıdır.
İtilaf donanmasının boğazı geçme girişimlerine karşı deniz savunması bu komutanlık bünyesinde organize edilmiştir.
2
18 Mart 1915 Deniz Zaferi'ndeki kilit komutanı ve unvanını eşleştirme
Dönemin Müstahkem Mevki Komutanı Miralay Cevat (Çobanlı) Paşa, mayın hatlarının dökülmesi ve kıyı bataryalarının isabetli yönetimi ile büyük bir zafer elde etmiş, tarihe '18 Mart Kahramanı' olarak geçmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk 'Anafartalar Kahramanı' olarak kara muharebelerinde öne çıkarken, deniz zaferinin simge komutanı Cevat Paşa'dır.

Key Concept

Çanakkale Deniz Zaferi ve Komuta Kademesi (18 Mart Kahramanı Cevat Çobanlı Paşa)

Hints

1
Soruda bahsedilen komutan, Çanakkale Kara Savaşları'ndan ziyade Boğaz'ın denizden savunulmasını organize eden Müstahkem Mevki Komutanıdır.
2
Bu komutan, Nusret mayın gemisinin faaliyetleri ve kıyı topçularının sevk-idaresi ile 18 Mart Deniz Zaferi'nin simge ismi olmuştur.
3
'Anafartalar Kahramanı' unvanı Mustafa Kemal Paşa'ya aitken, '18 Mart Kahramanı' unvanı Cevat Paşa'ya verilmiştir.

Practice More

Mustafa Kemal'in Çanakkale Kara Savaşları'nda görev aldığı mevkileri (Conkbayırı, Arıburnu, Anafartalar, Kireçtepe) ve rütbe terfisini (Yarbaylıktan Albaylığa) pekiştiriniz.

Alternative Method

Önemli komutan unvanlarını eşleştirme yöntemiyle çözünüz: Mustafa Kemal -> Anafartalar Kahramanı, Halil Paşa -> Kut'ül Amare Kahramanı, Fahreddin Paşa -> Medine Müdafii, Cevat Paşa -> 18 Mart Kahramanı.
Estimated Time:45s
Question 575Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Anadolu ve Trakya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin büyük bir kısmı kendi bölgelerini kurtarmaya odaklanırken; İstanbul'da kurulan bir cemiyet bölgesel değil ulusal çapta bir direnişi savunmuş, "Kuva-yı Milliye" kavramını hazırladığı raporlarda ilk kez kullanmış ve mücadelesini öncelikle basın-yayın yoluyla dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlamıştır.

Bahsedilen bu özelliklere sahip millî varlığa yararlı cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Millî Kongre Cemiyeti

Answer

Millî Kongre Cemiyeti
Millî Kongre Cemiyeti, Kasım 1918'de İstanbul'da Dr. Esat Işık ve birçok aydın tarafından kurulmuştur. Diğer Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinden farklı olarak bölgesel değil ulusal çapta bir kurtuluşu hedeflemiştir. Faaliyetlerinde silahlı direnişten ziyade Türkçe ve yabancı dillerde yayınlar yaparak dünya kamuoyunu bilgilendirmeyi (basın-yayın yolu) esas almıştır. Ayrıca 'Kuva-yı Milliye' ifadesi ilk kez Dr. Esat Işık'ın hazırladığı cemiyet raporunda kullanılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Metinde verilen cemiyete ait temel niteliklerin (ulusal amaç, basın-yayın yolu, Kuva-yı Milliye kavramı) analiz edilmesi
Cemiyetin diğer bölgesel cemiyetlerden ayrılarak tüm yurdu kapsayan ulusal bir amaç güttüğü ve propaganda/basın faaliyetlerini benimsediği belirlenmiştir.
Milli Mücadele Dönemi'nde kurulan cemiyetlerin büyük kısmı bölgesel kurtuluşu amaçlarken, Millî Kongre Cemiyeti ulusal çapta teşkilatlanmayı hedeflemiştir.
2
"Kuva-yı Milliye" tabirinin tarihsel kökeninin ve Dr. Esat Işık Raporu'nun değerlendirilmesi
Kuva-yı Milliye tabirini ilk kez kullanan yapılanmanın Dr. Esat Işık önderliğinde kurulan Millî Kongre Cemiyeti olduğu tespit edilmiştir.
Millî Kongre Cemiyeti, Türklerin haklılığını dünya kamuoyuna Fransızca ve Türkçe bildirilerle anlatırken bu kavramı ilk kez resmî raporlarına taşımıştır.
3
Seçeneklerdeki cemiyetlerin tür ve amaç bakımından elenmesi
Kilikyalılar ve Trakya-Paşaeli cemiyetleri bölgesel yararlı cemiyet; Wilson Prensipleri millî varlığa düşman; Kordos ise azınlık cemiyetidir. Doğru tanım Millî Kongre Cemiyeti'ne aittir.
Soru kökündeki tüm ölçütleri eksiksiz karşılayan tek oluşum Millî Kongre Cemiyeti'dir.

Key Concept

Milli Mücadele Dönemi Yararlı Cemiyetleri ve Millî Kongre Cemiyeti'nin Ayırt Edici Özellikleri

Hints

1
Soruda aranan cemiyet, diğer Müdafaa-i Hukuk dernekleri gibi belirli bir il veya bölgeyi değil, bütün vatanın haklarını savunmayı amaçlamıştır.
2
Bu cemiyetin kurucusu olan Dr. Esat Işık, hazırladığı raporda ilk kez 'Kuva-yı Milliye' kavramından bahsetmiş ve haklı davamızı dünya dillerinde broşürlerle duyurmuştur.

Practice More

Milli varlığa yararlı cemiyetlerin tek bir çatı altında birleştirildiği Sivas Kongresi kararlarını inceleyiniz.

Alternative Method

Cemiyetleri 'Bölgesel Silahlı Direnişçiler' (Trakya-Paşaeli, Kilikyalılar vb.), 'Manda Savunucuları' (Wilson Prensipleri) ve 'Ulusal Basın-Yayın Örgütü' (Millî Kongre) şeklinde sınıflandırma yöntemiyle çözüme ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 576Question →

Sevr Barış Antlaşması'nın Batı Anadolu'ya ilişkin maddesinde; 'İzmir ve çevresinin egemenlik hakkı Osmanlı Devleti'nde kalacak ancak bölgenin yönetimi beş yıl süreyle Yunanistan'a bırakılacaktır. Beş yılın sonunda bölge halkı, yerel meclisin talebi ve Milletler Cemiyeti gözetiminde yapılacak bir halk oylaması (plebisit) ile kaderini belirleyecektir.' hükmü yer almıştır.

İtilaf Devletleri'nin bu madde ile ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yunanistan'ın bölgedeki idari ve demografik kontrolünü artırarak toprakların nihai ilhakına hukuki zemin hazırlamak

Answer

Yunanistan'ın bölgedeki idari ve demografik kontrolünü artırarak toprakların nihai ilhakına hukuki zemin hazırlamak
Sevr Antlaşması'nda İzmir ve çevresinin egemenliğinin şeklen Osmanlı Devleti'nde bırakılması, bölgenin ise 5 yıl süreyle fiilen Yunan yönetimine verilip ardından plebisite gidilmesinin asıl amacı; Yunanistan'ın bu süre zarfında bölgedeki Türk çoğunluğu baskı, tehcir ve katliamlarla azaltıp Rum nüfusunu artırarak yapılacak oylamayı kendi lehine sonuçlandırması ve böylece Batı Anadolu'nun nihai ilhakına uluslararası meşruiyet ve hukuki kılıf kazandırmaktır.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Antlaşması'ndaki İzmir maddesinin içeriğini ve hukuki kurgusunu incelemek
İzmir'in şeklen Osmanlı egemenliğinde bırakıldığı ancak fiilen 5 yıl süreyle Yunan idaresine devredildiği ve sürecin sonunda plebisit (halk oylaması) şartı getirildiği belirlenir.
Maddenin doğrudan ilhak yerine aşamalı bir süreç öngörmesinin arka planını anlamak gerekir.
2
Beş yıllık geçiş süresinin ve plebisit kararının stratejik amacını çözümlemek
Yunanistan'ın bu 5 yıllık yönetim süresinde bölgedeki Türk nüfusu göçe zorlayıp Rum nüfusunu artırarak plebisiti kendi lehine sonuçlandırmayı hedeflediği anlaşılır.
İtilaf Devletleri doğrudan ilhakın doğuracağı tepkileri önlemek ve ilhaka 'halk oylaması' yoluyla uluslararası meşruiyet kazandırmak istemiştir.
3
Seçenekleri değerlendirerek hedeflenen temel sonucu tespit etmek
Temel amacın, idari ve demografik hakimiyet kurularak Batı Anadolu'nun nihai ilhakına hukuki zemin oluşturmak olduğu sonucuna ulaşılır.
Sevr Antlaşması'nın paylaşım hükümleri Türk vatanını parçalama ve İtilaf müttefiklerine bağlama esasına dayanır.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nda İzmir'in Statüsü ve Plebisit Hükmünün Amacı

Hints

1
Antlaşma maddesindeki 'beş yıllık geçici yönetim' ile 'sonrasında yapılacak halk oylaması' arasındaki ilişkiyi düşününüz.
2
Yunanistan'ın bu beş yıllık süreçte bölgedeki nüfus dengesini kendi lehine çevirmeye çalışacağını ve oylamayı buna göre şekillendireceğini göz önünde bulundurunuz.
3
İtilaf Devletleri, İzmir'i hemen Yunanistan'a bağlamak yerine sürece yayarak bu ilhakı uluslararası hukuka ve sözde demokratik bir oylamaya dayandırmayı hedeflemiştir.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın Doğu Anadolu'da kurulması planlanan Ermenistan ve özerk Kürdistan ile ilgili maddelerini ve Wilson Tahkimi'ni inceleyiniz.

Alternative Method

Madde analizi yaparken 'şekli egemenlik' ile 'fiili yönetim' arasındaki tezada odaklanınız. Şeklen Osmanlı'da kalan ancak yönetimi ve güvenliği Yunanistan'a verilen bir bölgede yapılacak plebisit, bağımsız bir oylama değil ilhakın planlanmış son adımıdır.
Estimated Time:1m 0s
Question 577Question →

1919 yılında toplanan Paris Barış Konferansı'na Osmanlı Devleti adına katılan Sadrazam Damat Ferit Paşa, İtilaf Devletleri Yüksek Konseyi'ne sunduğu muhtırada; Osmanlı Devleti'nin savaşa sürüklenmesinden İttihat ve Terakki yönetimini sorumlu tutmuş, Türk milletinin ve saltanat makamının bu kararda payı olmadığını belirterek devletin 1914 öncesi toprak bütünlüğünün korunmasını talep etmiştir.

İtilaf Devletleri'nin Damat Ferit Paşa'nın bu tezlerini sert bir dille reddederek Osmanlı topraklarını paylaşma ve cezalandırma yönündeki politikalarını sürdürmeleri, aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf Devletleri'nin, savaş sorumluluğunu hükümet değişikliğinden bağımsız görerek doğrudan Osmanlı Devleti'nin tüzel kişiliğine yüklediğinin

Answer

İtilaf Devletleri'nin, savaş sorumluluğunu hükümet değişikliğinden bağımsız görerek doğrudan Osmanlı Devleti'nin tüzel kişiliğine yüklediğinin göstergesidir.
Damat Ferit Paşa'nın savaşa giriş kararını sadece İttihat ve Terakki Fırkası yöneticilerinin şahsi eylemi olarak gösterme çabası İtilaf Devletleri tarafından kabul görmemiştir. İtilaf Devletleri, uluslararası hukukta devletin devamlılığı ve kurumsal sorumluluk esasını öne sürerek, savaşın tüm siyasi, askeri ve cezai sorumluluğunu hükümetten bağımsız şekilde Osmanlı Devleti'nin tüzel kişiliğine yüklemiş ve tasarladıkları paylaşım planlarını uygulamaya devam etmişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Damat Ferit Paşa'nın Paris Barış Konferansı'ndaki savunma tezini analiz etmek.
Damat Ferit Paşa, suçu iktidardan düşen İttihat ve Terakki yönetimine yükleyerek Padişah ve Türk milletini aklamaya, böylece Wilson İlkeleri çerçevesinde 1914 sınırlarını korumaya çalışmıştır.
Osmanlı delegasyonu, 'suçun şahsiliği' prensibini diplomatik bir kalkan olarak kullanmak istemiştir.
2
İtilaf Devletleri'nin bu savunmaya verdiği diplomatik ve siyasi tepkiyi değerlendirmek.
İtilaf Devletleri, hükümet değişikliklerinin devletin uluslararası taahhüt ve sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını belirterek Osmanlı Devleti'ni savaşın doğrudan faili ve mağlubu olarak nitelemiştir.
İtilaf Devletleri'nin amacı Osmanlı topraklarını parçalamak ve paylaşım planlarını yürürlüğe koymaktır.
3
Ulaşılan sonucu seçeneklerle karşılaştırmak.
İtilaf Devletleri'nin tavrı, savaş sorumluluğunu kişilere değil, doğrudan Osmanlı Devleti'nin tüzel kişiliğine yüklediklerini kanıtlar.
Uluslararası hukuk ve diplomaside devletlerin eylemlerinden rejim veya hükümet değişse dahi devlet tüzel kişiliği sorumlu tutulur.

Key Concept

Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı Devleti'nin Diplomatik Temsili ve Savaş Sorumluluğu İlkesi

Hints

1
Damat Ferit Paşa'nın suçu şahıslara (İttihatçılara) yükleme stratejisine karşılık İtilaf Devletleri'nin muhatap olarak kimi gördüğüne odaklanınız.
2
Uluslararası diplomaside hükümetlerin değişmesi devletlerin savaş sorumluluğunu ve mağlubiyetini ortadan kaldırır mı, düşününüz.
3
İtilaf Devletleri, Osmanlı'nın toprak bütünlüğü talebini reddederek devleti bir bütün olarak suçlu ve cezalandırılması gereken bir tüzel kişilik kabul etmiştir.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri arasında yaşanan ilk büyük görüş ayrılığının (İzmir'in İtalya yerine Yunanistan'a bırakılması) nedenlerini ve sonuçlarını inceleyiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'hükümetin savunması (suç İttihatçıların)' ile 'İtilaf Devletleri'nin yanıtı (suç devletin)' arasındaki tezat üzerinden uluslararası tüzel kişilik ve devlet sorumluluğu kavramı eşleştirilebilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 578Question →

Harbiye Nezareti, 1916 yılı başlarında Çanakkale Muharebeleri'nin kazanılmasıyla serbest kalan muharip birliklerin sevk ve idaresine yönelik yeni bir stratejik konuşlanma planı hazırlamıştır. Bu doğrultuda seçkin 15. Kolordu Avusturya-Macaristan sınırındaki Rus taarruzunu durdurmak, 6. Kolordu Bulgaristan-Almanya hattında Tuna boyunu savunmak, 20. Kolordu ise Vardar havzasındaki müttefik harekatına lojistik ve operasyonel dayanak sağlamak üzere imparatorluk sınırları dışına gönderilmiştir. Ancak aynı dönemde güney ve doğu sahalarında İngiliz taarruzlarının şiddetlenmesi, özellikle Kûtü'l-Amâre'deki geçici üstünlüğün ardından Bağdat'ın kaybı ve Sina hattının çökmesi üzerine kurulan 'Yıldırım Orduları Grubu'nun harekat önceliği yeniden belirlenmek zorunda kalınmıştır.

Bu stratejik gelişmeler ve cephelerin nitelikleri birlikte değerlendirildiğinde, Osmanlı askerî idaresinin uyguladığı bu kuvvet kaydırma ve savunma stratejisi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Müttefiklerin Avrupa'daki yükünü hafifletmek adına açılan yardım cephelerinde kazanılan kesin diplomatik kazanımlar, Şam ve Kudüs gibi stratejik merkezlerin elde tutulmasını sağlamıştır.

Answer

Müttefiklerin Avrupa'daki yükünü hafifletmek adına açılan yardım cephelerinde kazanılan kesin diplomatik kazanımlar, Şam ve Kudüs gibi stratejik merkezlerin elde tutulmasını sağlamıştır.
Osmanlı Devleti'nin sınırları dışında müttefiklerine yardım amacıyla savaştığı Galiçya, Makedonya ve Romanya cephelerindeki mücadeleler, Osmanlı Devleti'ne diplomatik veya stratejik toprak koruma güvencesi kazandırmamıştır. Bilakis seçkin kolorduların bu cephelere gönderilmesi kendi savunma hatlarında (özellikle Suriye-Filistin cephesinde) kuvvet açığına neden olmuş; neticede Kudüs (1917) ve Şam (1918) İtilaf kuvvetlerinin eline geçmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Metinde verilen sınır dışı yardım cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya) ile imparatorluğun kendi topraklarındaki savunma cephelerinin (Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen) stratejik etkileşimini analiz etmek.
Galiçya (15. Kolordu), Romanya (6. Kolordu) ve Makedonya (20. Kolordu) yardım cepheleridir; buralarda müttefikler desteklenmiş ancak Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarındaki çöküş önlenememiştir.
Yardım cephelerindeki faaliyetler Osmanlı Devleti'ne yeni toprak kazandırmadığı gibi güneydeki toprak kayıplarını telafi edememiştir.
2
Yıldırım Orduları Grubu'nun kuruluş ve sevk sürecini incelemek.
Yıldırım Orduları Grubu aslında Kûtü'l-Amâre sonrasında kaybedilen Bağdat'ı geri almak (Irak Cephesi) amacıyla kurulmuş, fakat Filistin-Suriye savunma hattının çökme tehlikesi üzerine bu hatta sevk edilmiştir.
Askerî kuvvetlerin önceliği, stratejik tehdidin büyüklüğüne göre savunma hatları arasında kaydırılmıştır.
3
Seçeneklerdeki savunma ve yardım cepheleri sonuçlarını tarihsel gerçeklerle karşılaştırmak.
Yardım cephelerindeki askeri varlık Şam ve Kudüs'ün korunmasını sağlayamamış; Kudüs 1917 sonunda, Şam ise 1918'de İngilizlerin eline geçmiştir.
Yardım cepheleri müttefiklere destek amacıyla sınır dışına açılmış olup, Suriye-Filistin savunma cephesindeki mağlubiyetleri engelleyememiştir.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki savunma (Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen) ve yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya) cephelerinin stratejik hedefleri, kuvvet dağılımı ve sonuçları arasındaki ilişki.

Hints

1
Yardım cephelerinin temel açılış gayesini (sınır dışı ve müttefiklere destek) ve Osmanlı'nın kendi sınırları içindeki Suriye-Filistin cephesinin acı sonuçlarını hatırlayınız.
2
Osmanlı Devleti Galiçya, Makedonya ve Romanya'da müttefiklerine destek verirken kendi topraklarındaki Kudüs ve Şam gibi merkezleri koruyabilmiş midir?
3
Suriye-Filistin savunma cephesinde 1917'de Kudüs, 1918'de ise Şam kaybedilmiştir; dolayısıyla sınır dışındaki yardım cephelerinin bu merkezleri koruduğu iddiası tarihsel gerçeklerle çelişir.

Practice More

Kûtü'l-Amâre zaferi sonrası Irak Cephesi'ndeki komuta kademesi ve General Townshend'in esareti ile Galiçya'ya sevk edilen 15. Kolordu'nun komutanı Yakup Şevki Paşa'nın faaliyetleri incelenebilir.

Alternative Method

Cepheleri türlerine göre ayırınız: Savunma Cepheleri (kendi topraklarımız: Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen, Çanakkale) ve Yardım Cepheleri (sınır dışı müttefik sahaları: Galiçya, Makedonya, Romanya). Yardım cephelerinin hiçbirinde kazanılan bir başarı, kendi savunma hattımızdaki Kudüs ve Şam'ın düşüşünü engelleyememiştir.
Estimated Time:2m 0s
Question 579Question →

Edirne ve Lüleburgaz kongrelerini düzenleyerek Doğu Trakya’nın Yunanistan tarafından işgal edilmesini engellemeye çalışan, Osmanlı Devleti’nin dağılması hâlinde bağımsız bir devlet kurmayı da amaçlayan millî cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Answer

Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Mondros Mütarekesi sonrasında Doğu Trakya'nın Yunanlar tarafından işgalini ve Mavri Mira ile Etniki Eterya cemiyetlerinin zararlı faaliyetlerini engellemek için kurulmuştur. Edirne ve Lüleburgaz kongrelerini düzenlemiş; Osmanlı Devleti'nin dağılması durumunda bağımsız bir Trakya Cumhuriyeti kurmayı tüzüğüne alarak diğer yararlı cemiyetlerden farklı bir vizyon ortaya koymuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel faaliyetleri ve coğrafi bölgeyi tespit etme
Hedef bölge Doğu Trakya, yapılan faaliyetler ise Edirne ve Lüleburgaz kongrelerinin toplanması ve devlet kurma kararıdır.
Milli cemiyetler genellikle kuruldukları bölgenin adıyla anılır ve o bölgeye özgü kongreler düzenlemiştir.
2
Cemiyetin niteliğini ve hedeflerini değerlendirme
Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Osmanlı Devleti dağılırsa Batı Trakya Türk Cumhuriyeti örneğinde olduğu gibi bağımsız bir cumhuriyet kurma fikrini tüzüğüne koymuştur.
Doğu Trakya'nın Yunan işgaline girmesini engellemek için kurulan yararlı teşkilat Trakya-Paşaeli Cemiyeti'dir.

Key Concept

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetler ve Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Özellikleri

Hints

1
Soruda bahsedilen cemiyet, Trakya bölgesinde Türk haklarını savunmak amacıyla kurulan yararlı bir cemiyettir.
2
Bu cemiyet, Edirne ve Lüleburgaz kongrelerini düzenlemiş ve Yunan işgaline karşı silahlı direniş kararı almıştır.
3
İsmini doğrudan faaliyet gösterdiği Trakya bölgesinden alan ve Osmanlı yıkılırsa yeni bir hükümet kurmayı hedefleyen cemiyeti aramalısınız.

Practice More

Milli Mücadele Dönemi'nde kurulan diğer Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin düzenledikleri yerel kongreleri ve yayın organlarını tekrar ediniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'Edirne' ve 'Lüleburgaz' yerleşim yerlerinin Doğu Trakya coğrafyasında olduğunu belirleyerek doğrudan bölge adıyla kurulan millî cemiyete ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 580Question →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin taarruz inisiyatifi kullanarak açtığı Kafkas ve Kanal cephelerinin harekât gerekçeleri, askerî seyri ve sonuçları karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirmedir?

Show answer & explanation

Answer: Kafkas Cephesi başlangıçta ağır askerî kayıplar yaşanmasına rağmen Rusya'daki rejim değişikliği ve imzalanan antlaşmayla Osmanlı lehine toprak kazanımıyla sonuçlanmış; Kanal Cephesi'ndeki başarısızlık ise Osmanlı ordusunun Filistin-Suriye hattında savunmaya çekilmesine zemin hazırlamıştır.

Answer

Kafkas Cephesi başlangıçta ağır askerî kayıplar yaşanmasına rağmen Rusya'daki rejim değişikliği ve imzalanan antlaşmayla Osmanlı lehine toprak kazanımıyla sonuçlanmış; Kanal Cephesi'ndeki başarısızlık ise Osmanlı ordusunun Filistin-Suriye hattında savunmaya çekilmesine zemin hazırlamıştır.
Kafkas Cephesi'nde Osmanlı Devleti askerî harekât safhasında (Sarıkamış ve sonrası) büyük kayıplar vermiş olsa da, Çarlık Rusyası'nın 1917'de Bolşevik İhtilali ile çökmesi neticesinde imzalanan 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Antlaşması sayesinde 1878'de kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum'u geri almıştır. Bu durum Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda yenik düşmesine rağmen masada toprak kazandığı tek cephe olma özelliğini doğurmuştur. Kanal Cephesi'nde ise Bahriye Nazırı Cemal Paşa komutasında icra edilen I. ve II. Kanal taarruzları başarısız olmuş, Osmanlı ordusu Sina Yarımadası'ndan çekilmek zorunda kalarak Suriye ve Filistin'de savunma savaşı vermek durumunda kalmıştır. Dolayısıyla bu iki cephenin sonuçları ve harekât akıbetleri arasındaki en kapsamlı ve doğru analitik karşılaştırma bu yargıda verilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Kafkas Cephesi'nin askerî gelişimini ve diplomatik sonucunu inceleme
Sarıkamış Harekâtı ile başlayan ağır kayıplar ve Rus işgaline rağmen, 1917 Bolşevik İhtilali sonrası imzalanan 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) Osmanlı'ya geri verilmiş ve Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda mağlup olmasına rağmen bu cepheden toprak kazanımıyla çıkmıştır.
Taarruz cephelerinin özgün sonuçlarını ve savaştaki istisnai durumları belirlemek.
2
Kanal Cephesi'nin askerî seyrini ve dönüşümünü analiz etme
Almanya'nın isteğiyle Süveyş Kanalı'nı ele geçirip İngiltere'nin Hindistan bağlantısını kesmek amacıyla düzenlenen I. ve II. Kanal harekâtları lojistik yetersizlikler ve çöl şartları nedeniyle başarısız olmuş, İngiliz karşı taarruzu sonucu Sina Çölü boşaltılarak Suriye-Filistin savunma cephesi açılmıştır.
Kanal taarruzunun başarısızlığının yeni bir savunma cephesine yol açtığını tespit etmek.
3
Her iki taarruz cephesinin ideolojik ve stratejik dinamiklerini karşılaştırarak doğru yargıya ulaşma
Kafkas Cephesi'nin Turancılık ve toprak kazanımı boyutu ile Kanal Cephesi'nin İngiliz sömürge bağını kesme ve savunmaya dönüşme dinamiği netleştirilmiştir.
Çeldiricilerdeki ideolojik ve kronolojik yanılgıları elemek.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki taarruz cepheleri (Kafkas ve Kanal), başlangıçtaki stratejik hedefleri, ideolojik temelleri (Turancılık ve İslamcılık) ve savaşın genel akışı içindeki farklı askerî-diplomatik sonuçları bakımından derin ayrımlar gösterir.

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda genel olarak yenilmesine rağmen diplomatik antlaşma sonucunda toprak kazancı elde ettiği tek cepheyi ve bu cepheyi kapatan uluslararası olayı anımsayınız.
2
Kanal Harekâtı'nın başarısızlığı sonrasında Osmanlı ordusunun hangi bölgeye çekilerek savunma cephesi oluşturduğunu ve Kafkasya'da Rusya'da yaşanan 1917 İhtilali'nin sonuçlarını düşününüz.
3
Brest-Litovsk Antlaşması ile Elviye-i Selâse'nin geri alınması ile Kanal'daki geri çekilmenin Suriye-Filistin Cephesi'ni doğurması arasındaki neden-sonuç ilişkisine odaklanınız.

Practice More

Brest-Litovsk Antlaşması'nın maddelerini ve I. Dünya Savaşı'nda Mustafa Kemal Paşa'nın Kafkas Cephesi'nde Muş ve Bitlis'i geri alması sürecini inceleyiniz.

Alternative Method

Cephelerin hedeflerini (Kafkas: Rusya/Turan - Kanal: İngiltere/Süveyş) ve cephelerin kapandıktan sonraki durumlarını (Kafkas: Brest-Litovsk ile Kars-Ardahan-Batum'un alınması; Kanal: Geri çekilme sonucu Suriye-Filistin savunması) eşleştirerek doğrudan sonuca ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 29 / 41Next