İdare Hukuku

613 questions

Question 561Question

Türk idari teşkilat yapısında, bir üst makamın aynı tüzel kişilik içerisindeki alt makamı denetlemesi 'hiyerarşi' olarak tanımlanırken; merkezî idarenin, ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki denetim yetkisi 'idari vesayet' olarak adlandırılmaktadır. Buna göre, aşağıdaki denetim ilişkilerinden hangisinin hukuki niteliği, diğerlerinden farklıdır?

Show answer & explanation

Answer: Kültür ve Turizm Bakanı'nın, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü üzerindeki denetimi

Answer

Kültür ve Turizm Bakanı'nın, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü üzerindeki denetimi, idari vesayet niteliği taşırken diğerleri hiyerarşi denetimidir.
Kültür ve Turizm Bakanı ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürü arasındaki ilişki idari vesayettir çünkü Devlet Tiyatroları, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir hizmet yerinden yönetim kuruluşudur. Merkezî idare (Bakanlık), yerinden yönetim kuruluşlarını ancak idari vesayet yoluyla denetleyebilir.

Step-by-Step Solution

1
Denetleyen ve denetlenen tarafların kamu tüzel kişiliklerini belirle.
İçişleri Bakanı (Devlet), Emniyet GM (Devlet); Rektör (Üniversite), Genel Sekreter (Üniversite); Bakan (Devlet), Devlet Tiyatroları (Ayrı KTK).
Hiyerarşi ve idari vesayet ayrımı, tarafların aynı veya farklı tüzel kişiliklerde olmasına dayanır.
2
Aynı tüzel kişilikteki ilişkileri 'hiyerarşi', farklı tüzel kişiliklerdekileri 'idari vesayet' olarak gruplandır.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nün kanunla verilmiş ayrı bir kamu tüzel kişiliği olduğu için Bakan'ın denetimi idari vesayettir.
Hizmet yerinden yönetim kuruluşları (üniversiteler, TRT, KİT'ler, Devlet Tiyatroları vb.) üzerinde merkezin denetimi vesayettir.

Key Concept

İdarenin bütünlüğü ilkesi uyarınca aynı tüzel kişilikte hiyerarşi, farklı tüzel kişilikler arasında idari vesayet kullanılır.

Hints

1
Denetlenen birimin kendi bütçesi ve kamu tüzel kişiliği olup olmadığını kontrol edin.

Practice More

Belediye Başkanı ile Belediye Meclisi arasındaki ilişkiyi hiyerarşi/vesayet bağlamında inceleyiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 562Question

Anayasa’da yer alan "idarenin bütünlüğü" ilkesi gereğince, merkezi idare kamu hizmetlerini başkent ve taşra teşkilatları aracılığıyla yürütür. Taşra teşkilatı, merkeze hiyerarşik olarak bağlıdır ve devlet tüzel kişiliğini temsil eder. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi merkezi yönetimin "taşra teşkilatı" kapsamında yer alan bir yapı veya organ değildir?

Show answer & explanation

Answer: İl Genel Meclisi

Answer

İl genel meclisi, mahalli idareler (yerinden yönetim) içerisinde yer alan İl Özel İdaresi'nin bir organıdır ve merkezi yönetimin taşra teşkilatına dahil değildir.
İl genel meclisi, merkezi yönetimin (merkezden yönetim) bir parçası değildir. Bu meclis, kendine ait kamu tüzel kişiliği ve bütçesi olan 'İl Özel İdaresi'nin karar organıdır ve mahalli idareler (yerinden yönetim) başlığı altında incelenir.

Step-by-Step Solution

1
Merkezi yönetimin kapsamını belirle.
Merkezi yönetim; başkent teşkilatı (CB, Bakanlar vb.) ve taşra teşkilatından (İl Genel İdaresi, İlçe İdaresi) oluşur.
Teşkilat şemasındaki ana ayrımı yapmak, seçenekleri sınıflandırmayı kolaylaştırır.
2
İl genel idaresi ile il özel idaresi farkını hatırla.
İl Genel İdaresi taşra birimidir (Vali, İl İdare Kurulu); İl Özel İdaresi mahalli idaredir (Vali, İl Genel Meclisi, İl Daimi Encümeni).
Öğrencinin en sık karıştırdığı 'İl Genel' ifadesinin iki farklı yapıdaki anlamını ayırt etmesi gerekir.
3
Seçeneklerdeki organları bu ayrımı temel alarak ele.
İl Genel Meclisi'nin özerk bir kamu tüzel kişiliği olan yerel yönetime ait olduğu sonucuna ulaşılır.
Doğru yanıtı diğer taşra birimlerinden ayırmak için yapısal farkı netleştirmek gerekir.

Key Concept

İl Genel İdaresi (Taşra) ve İl Özel İdaresi (Mahalli İdare) ayrımı

Hints

1
Bir birimin 'taşra teşkilatı' olması için devlet tüzel kişiliği içinde yer alması gerekir; 'mahalli idare' birimi ise ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahiptir.

Practice More

İl Özel İdaresi ve İl Genel İdaresi arasındaki farkları gösteren bir karşılaştırma tablosu hazırlamak bu konudaki kavram karışıklığını tamamen giderecektir.
Estimated Time:50s
Question 563Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre; "görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak" fiilini işleyen bir devlet memuruna uygulanacak disiplin cezası aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kademe ilerlemesinin durdurulması

Answer

Göreviyle ilgili çıkar sağlayan memura 'Kademe ilerlemesinin durdurulması' cezası verilir.
Kademe ilerlemesinin durdurulması seçeneği doğrudur çünkü 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125125. maddesinin (D) fıkrasının (c) bendinde 'Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak' fiili bu cezanın uygulanacağı haller arasında açıkça sayılmıştır. Bu ceza, memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 11 ile 33 yıl arasında durdurulmasını ifade eder.

Step-by-Step Solution

1
Fiilin tanımlanması
"Çıkar sağlamak" fiili tespit edildi.
Disiplin hukukunda her fiil kanunda belirlenmiş spesifik bir cezaya karşılık gelir.
2
657657 sayılı Kanun Madde 125125 kontrolü
Fiilin "Kademe ilerlemesinin durdurulması" başlığı altında olduğu görüldü.
Kanun koyucu, memurun nüfuzunu kullanarak menfaat sağlamasını ağır bir kusur olarak görmüş ve kademe ilerlemesini durdurma yaptırımına bağlamıştır.

Key Concept

Disiplin Cezalarının Ağırlık Derecesi ve Tasnifi

Hints

1
Disiplin cezaları ile idari tedbirleri (örneğin görevden uzaklaştırma) birbirine karıştırmayınız.

Practice More

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının hangi makam (kurul) tarafından karara bağlandığını ve hangi amir tarafından uygulandığını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 564Question

İdarenin mali sorumluluğunun doğabilmesi için zararlı sonuç ile idari eylem arasında bir nedensellik (illiyet) bağının bulunması şarttır. Bir devlet hastanesinde başarılı bir operasyon geçiren hastanın, taburcu edilirken doktor tarafından kendisine verilen kesin istirahat ve pansuman talimatlarına kasten uymaması sonucu yarasının enfeksiyon kapması ve ek tedavi maliyetlerinin ortaya çıkması durumunda; idarenin tıbbi müdahalesinde herhangi bir hata bulunmadığı tespit edilmiştir. Buna göre, idarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıran veya azaltan bu durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zarar görenin kusuru

Answer

İdarenin sorumluluğunu kesen veya azaltan nedenlerden biri olan 'Zarar görenin kusuru', mağdurun kendi eylemiyle zarara yol açması durumunu ifade eder.
Zarar görenin kusuru, mağdurun kendi ihmali veya kasti bir hareketiyle zararın doğmasına sebebiyet vermesidir. Bu durumda idari eylem ile zarar arasındaki illiyet bağı koptuğu için idarenin mali sorumluluğu ortadan kalkar veya kusur oranında azalır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki eylem ve zararı tespit et.
İdare operasyonu başarıyla yapmış, ancak hasta talimatlara uymayarak enfeksiyon kapmıştır.
Sorumluluğun kaynağını belirlemek için eylemin kimden kaynaklandığını bilmek gerekir.
2
Nedensellik (illiyet) bağını kontrol et.
İdarenin eylemi ile zarar arasındaki bağ, hastanın kendi kusurlu hareketiyle kesilmiştir.
İdarenin sorumlu tutulabilmesi için zararın idarenin eyleminden kaynaklanması şarttır.
3
Sorumluluğu kaldıran halleri sınıflandır.
Zararın tek sebebi hastanın davranışı olduğu için idare sorumlu tutulamaz.
Zarar görenin kusuru, illiyet bağını kesen temel faktörlerden biridir.

Key Concept

İdarenin Sorumluluğunda Nedensellik Bağını Kesen Haller

Hints

1
Zararın doğmasında idarenin mi yoksa hastanın mı kurallara aykırı davrandığına odaklanın.

Practice More

İdarenin sorumluluğunu azaltan 'üçüncü kişinin kusuru' ve 'mücbir sebep' arasındaki farkları incelemek için bir karşılaştırma tablosu oluşturabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 565Question

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında merkezi yönetimin taşra teşkilatı içerisinde yer alan ve valinin başkanlığında toplanan 'İl İdare Kurulu'nun üyeleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: İl Genel Meclisi Başkanı

Answer

İl Genel Meclisi Başkanı, merkezi yönetimin taşra teşkilatında yer alan İl İdare Kurulu'nun bir üyesi değil, yerel yerinden yönetim kuruluşu olan İl Özel İdaresi'nin bir organıdır.
İl Genel Meclisi Başkanı, yerinden yönetim ilkesine dayanan ve kendi kamu tüzel kişiliği bulunan 'İl Özel İdaresi'nin karar organıdır. İl İdare Kurulu ise devlet tüzel kişiliğini temsil eden merkezi yönetimin taşra teşkilatındaki yardımcı ve danışma organıdır ve üyeleri tamamen atanmış bürokratlardan oluşur.

Step-by-Step Solution

1
Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatını Analiz Etme
İl Genel İdaresi; Vali, İl İdare Şube Başkanları ve İl İdare Kurulu'ndan oluşur.
Sorunun kapsamını merkezi yönetimin taşra birimleri ile sınırlandırmak gerekir.
2
İl İdare Kurulu Üyelerini Belirleme
Vali (Başkan), Hukuk İşleri Müdürü, Defterdar, Milli Eğitim, Sağlık, Tarım ve Orman, Çevre ve Şehircilik müdürleri bu kurulun üyeleridir.
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'ndaki üye tam listesini hatırlamak çözüm için kritiktir.
3
Taşra ve Mahalli İdare Ayrımı Yapma
İl Genel Meclisi ve Başkanı, İl Özel İdaresi (Mahalli İdare) bünyesindedir.
Merkezi yönetim (devlet tüzel kişiliği) ile yerinden yönetim (kamu tüzel kişiliği) arasındaki farkı belirlemek doğru seçeneğe ulaştırır.

Key Concept

İl Genel İdaresi (Taşra) ve İl Özel İdaresi (Mahalli) organlarının birbirinden ayrılması.

Hints

1
Kurul üyelerinin tamamının 'atanmış' bürokratlar olup olmadığını kontrol edin.

Practice More

İl Genel İdaresi'ndeki 'İl İdare Kurulu' ile İl Özel İdaresi'ndeki 'İl Encümeni' üyelerini karşılaştırarak çalışma yapmanız bu kavram karmaşasını tamamen çözecektir.
Estimated Time:50s
Question 566Question

Bir devlet memurunun maaşında, çalışma saatlerinde veya özlük haklarında yapılan bir değişikliğin, memurun rızası aranmaksızın çıkarılan bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlüğe konulabilmesi mümkündür. Özel hukuk sözleşmelerinden farklı olarak, kişilerin rızasından bağımsız olarak tek taraflı düzenlemelerle belirlenen bu durum, idare hukukunun aşağıdaki özelliklerinden hangisi ile ifade edilir?

Show answer & explanation

Answer: Statüsel (genel ve nesnel) bir hukuk dalı olması

Answer

İdare hukukunun statüsel bir hukuk dalı olması, bireylerin idare ile olan ilişkilerinin önceden belirlenmiş genel kurallara dayanmasını ve bu kuralların tek taraflı olarak değiştirilebilmesini ifade eder.
İdare hukuku 'statüsel' bir hukuk dalıdır. Bu, kişilerin idare ile olan hukuki bağlarının bir sözleşme (akit) ile değil, kanunlarla belirlenmiş genel bir durum (statü) ile kurulması demektir. İdare, kamu yararı gerektirdiğinde bu statü kurallarını tek taraflı olarak değiştirebilir ve kişiler bu yeni duruma uymak zorundadır.

Step-by-Step Solution

1
Senaryoyu analiz edin
Bireyin (memurun) rızası olmaksızın hukuki konumunun değiştirilmesi söz konusudur.
Özel hukukta (sözleşmelerde) değişiklik için kural olarak karşılıklı rıza gerekirken, kamu hukukunda durum farklıdır.
2
Kavramsal ayrımı yapın
İdare hukukundaki 'statü' kavramı, özel hukuktaki 'akit' (sözleşme) kavramının karşıtıdır.
Statüler genel, nesnel ve kişilik dışıdır; idare kamu yararı gereği bu statüleri tek taraflı değiştirebilir.
3
Doğru terimi eşleştirin
Statüsel nitelik.
Memuriyet, öğrencilik gibi durumlar birer 'statü' ilişkisidir ve bu statünün içeriği kanunla belirlenir.

Key Concept

İdare Hukukunun Statüsel Niteliği

Hints

1
Özel hukukta bir sözleşmeyi değiştirmek için her iki tarafın da 'evet' demesi gerekir. İdarede durum böyle midir?
2
Memurların veya öğrencilerin hakları kişiye özel sözleşmelerle mi, yoksa genel kanunlarla mı belirlenir?
3
Bu durum, kişilerin birer 'durum' veya 'konum' içinde yer almasıyla ilgilidir; bu kavrama hukukta 'statü' denir.

Practice More

İdare hukukunun 'içtihadi' olması ile 'tedvin edilmemiş' olması arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 567Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125125. maddesinde disiplin cezası gerektiren fiil ve haller ile bu fiillere karşılık gelen cezalar derecelendirilerek düzenlenmiştir.

Buna göre;
I. Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek
II. Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek

fiillerini işleyen bir devlet memuruna uygulanması gereken disiplin cezaları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Aylıktan kesme - Kademe ilerlemesinin durdurulması

Answer

Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiili 'Aylıktan kesme' cezasını, gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek fiili ise 'Kademe ilerlemesinin durdurulması' cezasını gerektirir.
Doğru yanıt olan seçenek, her iki fiilin de 657657 sayılı Kanun'daki karşılıklarını tam ve doğru bir hiyerarşiyle sunmaktadır. 'Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek' aylıktan kesme gerektirirken, 'gerçeğe aykırı rapor düzenlemek' daha ağır bir yaptırım olan kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektirir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci fiilin (11-22 gün göreve gelmeme) kanundaki karşılığını belirleme.
657657 sayılı DMK m.125125/C-b uyarınca bu fiilin cezası 'Aylıktan kesme'dir.
Göreve devamsızlık süreleri disiplin cezalarının ağırlığını belirleyen temel bir kriterdir.
2
İkinci fiilin (gerçeğe aykırı belge düzenleme) kanundaki karşılığını belirleme.
657657 sayılı DMK m.125125/D-f uyarınca bu fiilin cezası 'Kademe ilerlemesinin durdurulması'dır.
Resmi belgelerin tahrif edilmesi veya gerçeğe aykırı düzenlenmesi, memurun güvenilirliğini zedeleyen ağır bir fiildir.
3
Bulunan cezaları soru kökündeki sıraya göre eşleştirme.
Aylıktan kesme - Kademe ilerlemesinin durdurulması.
Sıralı eşleştirme sorularında her iki fiilin de karşılığının doğru sırayla verilmesi gerekir.

Key Concept

Disiplin Cezaları ve Fiil Eşleştirmesi

Hints

1
Disiplin cezalarında hiyerarşiyi hatırlayın: Uyarma < Kınama < Aylıktan Kesme < Kademe İlerlemesinin Durdurulması < Çıkarma. Göreve 11-22 gün gelmemek ortalama bir ağırlığa sahipken, evrakta sahtecilik/yanıltma daha ağır bir ihlaldir.

Practice More

Görevden uzaklaştırmanın bir disiplin cezası mı yoksa bir ihtiyati tedbir mi olduğunu inceleyerek kavramsal ayrımı pekiştirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 568Question

Bir bölgede meydana gelen toplumsal olaylar veya terör eylemleri sonucunda, idarenin doğrudan bir hizmet kusuru (geç işleme, kötü işleme veya hiç işlememe) bulunmasa dahi, bu olayların yarattığı genel tehlike sebebiyle zarar gören vatandaşların maddi zararlarının devlet tarafından karşılanması gerekmektedir.

Bu durum, idare hukukunda idarenin kusursuz sorumluluğunu doğuran aşağıdaki ilkelerden hangisi ile açıklanmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Sosyal Risk İlkesi

Answer

Sosyal risk ilkesi; terör, toplumsal ayaklanma ve boykot gibi toplumun huzurunu hedef alan olaylarda, idarenin kusuru olmasa bile ortaya çıkan zararı kolektif bir sorumluluk anlayışıyla tazmin etmesidir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin bir kusuru olmasa dahi, toplumun tamamına yönelmiş terör saldırıları veya kitlesel eylemler sonucu oluşan zararları 'kolektif sorumluluk' gereği devletin tazmin etmesidir. Bu ilke, bireylerin bu tür risklere karşı devlet güvencesi altında olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Olayda idarenin bir hatasının (hizmet kusuru) olup olmadığını analiz et.
Senaryoda idarenin doğrudan bir kusurunun olmadığı belirtilmiştir.
Bu durum bizi 'Kusursuz Sorumluluk' alanına yönlendirir.
2
Zararın kaynağını ve niteliğini belirle.
Zarar, toplumsal olaylar ve terör eylemleri gibi kolektif tehlikelerden kaynaklanmaktadır.
Hangi kusursuz sorumluluk türünün uygulanacağını belirlemek için zararın sebebi kritiktir.
3
Tespit edilen kaynağa uygun olan hukuki ilkeyi eşleştir.
Terör ve toplumsal olaylar 'Sosyal Risk İlkesi' kapsamına girer.
Sosyal risk ilkesi, zarar ile idari eylem arasında doğrudan bir illiyet bağı aranmayan tek sorumluluk türüdür.

Key Concept

Sosyal Risk İlkesi

Hints

1
İdarenin hiçbir hatası olmasa bile zararı karşıladığı 'kusursuz sorumluluk' türlerini düşünün.

Practice More

İdarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıran veya azaltan (mücbir sebep, beklenmeyen durum, zarar görenin kusuru) durumları tekrar inceleyin.
Estimated Time:50s
Question 569Question

İdare hukukunda bir idari işlemin hukuka uygun sayılabilmesi için yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarının tamamının yerinde olması gerekir. Bir belediye encümeninin, imar mevzuatına aykırı olarak inşa edildiği tespit edilen bir yapının yıkılmasına karar vermesi durumunda; "yapının mevzuata aykırı (ruhsatsız) olması" idari işlemin aşağıdaki unsurlarından hangisini oluşturur?

Show answer & explanation

Answer: Sebep

Answer

İdareyi bir işlemi tesis etmeye iten hukuki veya fiili gerekçe 'sebep' unsurudur; bu örnekte yapının ruhsatsız olması bu gerekçeyi oluşturur.
Sebep unsuru, idareyi işlem tesis etmeye yönelten ve işlemden önce var olan objektif durumdur. Senaryoda belediyeyi yıkım kararı almaya iten fiili durum 'yapının ruhsatsız olması'dır, bu nedenle bu durum sebep unsuruna karşılık gelir.

Step-by-Step Solution

1
İdari işlemin tanımını ve unsurlarını hatırlayın.
İdari işlem; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarından oluşur.
Sorunun hangi hukuki kavramı sorguladığını belirlemek için temel unsurları listelemek gerekir.
2
Senaryodaki 'yapının ruhsatsız olması' ifadesinin niteliğini analiz edin.
Bu durum, idareyi 'yıkım kararı' almaya iten dışsal ve nesnel bir nedendir.
İdarenin neden bu işlemi yaptığını açıklayan her türlü nesnel durum sebep unsuruna karşılık gelir.
3
Seçenekler arasında gerekçe anlamına gelen unsuru işaretleyin.
Sebep unsuru seçilmelidir.
Sebep, işlemin dayandığı hukuki veya fiili temeli ifade eder.

Key Concept

İdari İşlemin Sebep Unsuru

Hints

1
İdarenin neden bu kararı aldığını soran sorunun cevabı genelde bu unsurdur.
2
İşlemden önce var olan ve idareyi bu işlemi yapmaya sevk eden nesnel gerekçeyi düşünün.
3
Ruhsatsızlık durumu bir 'neden-sonuç' ilişkisindeki 'neden' kısmıdır.

Practice More

İdari işlemlerin unsurlarından biri olan 'yetki' unsurunun aşılması durumunda ortaya çıkan 'yetki tecavüzü' ve 'yetki gaspı' kavramlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 570Question

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğu, kural olarak idarenin yürüttüğü hizmetin kusurlu olmasına dayanır. Bir kamu kurumunda yürütülen hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi durumunda ortaya çıkan bu sorumluluk türü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hizmet kusuru

Answer

İdarenin hizmetin işleyişindeki aksaklıklardan (geç, kötü veya hiç işlememe) kaynaklanan sorumluluğu 'hizmet kusuru' olarak adlandırılır.
İdarenin yürüttüğü bir kamu hizmetinin organizasyonunda veya işleyişinde meydana gelen aksaklıklar (hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi) doktrin ve yargı kararlarında 'hizmet kusuru' olarak tanımlanır. Bu, idarenin mali sorumluluğunun en temel dayanağıdır.

Step-by-Step Solution

1
İdarenin eylemi ile meydana gelen zarar arasındaki ilişkiyi analiz et.
Zararın, hizmetin yürütülme biçimindeki bir eksiklikten kaynaklandığı tespit edilir.
İdarenin sorumluluğunun kaynağını belirlemek için eylemin niteliğine bakılmalıdır.
2
Kusur kavramının tanımını değerlendir.
Hizmetin hiç işlememesi (ihmal), geç işlemesi veya kötü işlemesi (hata) durumlarının 'hizmet kusuru' tanımına girdiği görülür.
Bu üç durum, idare hukukunda objektif hizmet kusurunun standart göstergeleridir.
3
Kusursuz sorumluluk halleri ile karşılaştır.
Olayda idarenin tutumundan kaynaklanan bir 'yanlışlık' vurgulandığı için bunun bir kusurlu sorumluluk hali olduğu netleşir.
Risk veya sosyal risk ilkeleri idarenin kusurlu davranışına değil, objektif bir risk durumuna dayanır.

Key Concept

Hizmet Kusuru

Hints

1
İdarenin bir şeyi 'yanlış' yapması, 'geç' yapması veya 'yapmaması' kavramlarını düşünün.
2
Bu kavram, idarenin en genel ve asli sorumluluk sebebidir ve 'kusur' kelimesini barındırır.
3
Hizmetin organizasyonundaki eksikliği ifade eden ve 'hizmet' kelimesiyle başlayan terimi arayın.

Practice More

İdarenin kusursuz sorumluluk halleri olan 'Risk İlkesi' ve 'Sosyal Risk' arasındaki farkları inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 571Question

İdare hukukunun oluşumu, kaynakları ve uygulama alanı göz önüne alındığında; bu hukuk dalının temel özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Büyük ölçüde Danıştay kararlarıyla gelişmiş, içtihadi ve genç bir hukuk dalıdır.

Answer

İdare hukukunun büyük ölçüde Danıştay kararlarıyla gelişmiş, içtihadi ve genç bir hukuk dalı olduğunu belirten ifade doğrudur.
İdare hukuku, kökeni 19. yüzyıl Fransa'sına dayanan genç bir hukuk dalıdır. Kurallarının büyük bir kısmı mahkeme kararlarıyla (içtihat) oluşturulduğu için 'içtihadi' bir karaktere sahiptir. Bu özellik, onu Medeni Hukuk gibi çok daha eski ve temel kanunlara sahip dallardan ayırır.

Step-by-Step Solution

1
İdare hukukunun tarihsel kökenini analiz etme
İdare hukuku, Roma hukukuna dayanan özel hukuk dallarının aksine, 19. yüzyılda Fransa'da Danıştay (Conseil d'Etat) kararlarıyla bağımsızlığını kazanmış 'genç' bir daldır.
Bu dalın diğer dallardan farkını ve gelişim hızını anlamak için gereklidir.
2
Hukuk dalının yapısal (mevzuat) özelliklerini değerlendirme
İdare hukuku kuralları tek bir temel kanunda (Medeni Kanun veya Ceza Kanunu gibi) toplanmamıştır; yani 'tedvin (kodifiye) edilmemiştir'.
İdarenin dinamik yapısı ve her kurumun kendi mevzuatının olması bu dağınıklığı zorunlu kılar.
3
İlişki biçimini ve yargısal niteliğini belirleme
İlişkiler sözleşmeye (akdi) değil statüye (statüsel) dayalıdır. Kurallar mahkeme kararlarıyla (içtihat) oluştuğu için 'içtihadi' bir daldır.
İdarenin kamu yararı adına tek taraflı işlem yapabilme gücünü açıklar.

Key Concept

İdare Hukukunun Temel Özellikleri

Hints

1
İdare hukukunun bir 'kod' kanunu (Medeni Kanun gibi) olup olmadığını ve gelişiminde Danıştayın rolünü hatırlayın.
Estimated Time:1m 15s
Question 572Question

İdare, kamu hizmetlerini yürütebilmek amacıyla özel mülkiyette bulunan malvarlığı unsurlarına yönelik çeşitli yöntemlerle el atabilir. 19821982 Anayasası hükümleri ve güncel mevzuat çerçevesinde "Kamulaştırma" (İstimlak) yöntemi ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Savaş, seferberlik veya olağanüstü durumlarda taşınır mallara el konulması da kamulaştırma usulüyle yapılır.

Answer

Savaş veya olağanüstü durumlarda taşınır mallara el konulmasını kamulaştırma olarak tanımlayan ifade yanlıştır; bu işlem 'İstimval'dir.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü kamulaştırma işleminin konusu sadece taşınmaz (gayrimenkul) mallardır. Savaş, seferberlik gibi olağanüstü durumlarda taşınır (menkul) malların mülkiyetinin veya kullanım hakkının idareye geçmesi 'İstimval' olarak adlandırılır. Kamulaştırma olağan dönemlerde de yapılabilen bir işlemken, istimval kural olarak sadece olağanüstü hallerde başvurulan bir yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Kamulaştırmanın konusunu analiz et.
Kamulaştırma sadece özel mülkiyetteki taşınmaz (taşınmaz) mallar için uygulanır.
Kanuni tanım ve Anayasal çerçeve kamulaştırmayı taşınmazlarla sınırlandırmıştır.
2
Olağanüstü durumlardaki taşınır mal edinim yöntemini hatırla.
Olağanüstü durumlarda taşınırlara el konulması 'İstimval' yöntemidir.
Kamulaştırma ve istimval arasındaki en temel fark, malın niteliği (taşınır/taşınmaz) ve uygulama zamanıdır (olağan/olağanüstü).
3
Ödeme şartlarını kontrol et.
Peşin ödeme esastır, taksit süresi en fazla 55 yıldır.
Anayasa madde 4646, mülkiyet hakkını korumak için ödeme esaslarını kesin hükme bağlamıştır.

Key Concept

Kamulaştırma ve İstimval Ayrımı

Hints

1
Soruda hangi mal türünün (taşınır/taşınmaz) kamulaştırmaya konu olabileceğine dikkat edin.

Practice More

İstimval ve Geçici İşgal arasındaki farkları inceleyerek idarenin mal edinme yöntemleri konusunu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 573Question

İdare hukukunda idarenin sorumluluğu, kural olarak bir kusura (hizmet kusuru) dayanmakla birlikte; bazı durumlarda idare, hiçbir kusuru olmasa dahi meydana gelen zararları tazmin etmekle yükümlü tutulabilir. 'Kusursuz Sorumluluk' olarak adlandırılan bu hallerden biri olan 'Tehlike (Risk) İlkesi', idarenin yürüttüğü faaliyetin veya kullandığı araçların yüksek risk taşıması durumunda uygulanır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 'Tehlike (Risk) İlkesi' kapsamında idarenin mali sorumluluğuna yol açan bir durumdur?

Show answer & explanation

Answer: Devlet bünyesindeki bir mühimmat deposunda, sebebi belirlenemeyen teknik bir arıza sonucu meydana gelen patlamanın çevre binalarda maddi hasara yol açması

Answer

Mühimmat deposu patlaması gibi bünyesinde tehlike barındıran faaliyetlerden doğan zararlar 'Tehlike (Risk) İlkesi' kapsamında idarenin kusursuz sorumluluğunu doğurur.
Mühimmat deposu işletmeciliği, yüksek gerilim hatları veya tehlikeli deneyler gibi 'tehlikeli faaliyet' kategorisindeki eylemlerden doğan zararlar, idarenin kusuru olmasa dahi 'Tehlike (Risk) İlkesi' gereği tazmin edilir. Seçenekler arasında bu niteliğe en uygun olan mühimmat deposu patlamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Zararın kaynağını analiz etme
Zarar, idarenin yürüttüğü yüksek riskli bir faaliyetten (mühimmat deposu işletmeciliği) kaynaklanmaktadır.
Sorumluluğun hangi ilkeye dayanacağını belirlemek için olayın niteliği incelenmelidir.
2
Kusur durumunu değerlendirme
Olayda idarenin doğrudan bir ihmali (hizmet kusuru) belirtilmese dahi, faaliyetin kendisi tehlikelidir.
Tehlike ilkesinde idarenin kusurlu olup olmaması tazminat yükümlülüğünü değiştirmez.
3
Hukuki ilkeyi eşleştirme
Tehlikeli araç veya faaliyetlerden doğan zararlar 'Tehlike (Risk) İlkesi'ne girer.
İdare, bu tür faaliyetlerin karını topluma, riskini ise üzerine almaktadır.

Key Concept

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu: Tehlike (Risk) İlkesi

Hints

1
İdarenin sorumluluğu kusurlu (hizmet kusuru) ve kusursuz olarak ikiye ayrılır.
2
Kusursuz sorumluluk hallerinden 'Risk İlkesi' için faaliyetin 'tehlikeli' bir nitelik taşıması gerekir.
3
Mühimmat depoları, barajlar ve nükleer tesisler gibi yapılar doğası gereği tehlike (risk) barındıran araçlardır.

Practice More

İdarenin sorumluluğunu kaldıran mücbir sebep ve beklenmeyen durum arasındaki farklara göz atabilirsiniz.

Alternative Method

Sorumluluk türlerini bir tablo halinde karşılaştırarak elemeli bir yöntem izleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 574Question

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısında, idarenin bütünlüğünü sağlamak amacıyla üst makamların alt makamlar üzerindeki denetim yetkileri hiyerarşi ve idari vesayet olarak ikiye ayrılmaktadır. Buna göre, aşağıdaki makamlar arasındaki denetim ilişkilerinden hangisi 'hiyerarşi' kapsamında yer almaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Vali — Kaymakam

Answer

Vali ile Kaymakam arasındaki ilişki hiyerarşi denetimi kapsamındadır.
Vali ve Kaymakam arasındaki ilişki doğrudur; çünkü her ikisi de merkezi idarenin hiyerarşik basamaklarıdır. Vali ilin, kaymakam ise ilçenin en büyük mülki amiri olarak aynı devlet tüzel kişiliği içinde alt-üst ilişkisi içindedirler.

Step-by-Step Solution

1
Makamların tüzel kişilik yapısını belirle
Vali ve Kaymakam, her ikisi de Devlet Tüzel Kişiliği (Merkezi İdare) çatısı altında yer alan makamlardır.
Hiyerarşi denetimi ancak aynı kamu tüzel kişiliği içindeki ast ve üst makamlar arasında söz konusu olabilir.
2
Diğer seçeneklerdeki tüzel kişilik farklarını analiz et
Belediyeler, Köyler, İl Özel İdareleri ve Üniversiteler devletten ayrı birer kamu tüzel kişiliğine sahiptir.
Farklı tüzel kişilikler arasındaki denetim yetkisi Anayasa gereği idari vesayettir.

Key Concept

Hiyerarşi ve İdari Vesayet Ayrımı

Hints

1
Denetleyen ve denetlenen makamın aynı 'kurum' (Devlet) içinde olup olmadığına bakın.
2
Belediye, Köy ve Üniversite gibi yapıların kendi bütçeleri ve tüzel kişilikleri olduğunu hatırlayın.
3
Vali ve Kaymakam, merkezi idarenin (devletin) temsilcileridir. Aynı yapı içindeki ast-üst ilişkisi hiyerarşidir.

Practice More

Vali ve Belediye Başkanı arasındaki ilişkiyi de aynı mantıkla analiz ederek pekiştirebilirsiniz.

Alternative Method

Şu formülü kullanabilirsiniz: Aynı Tüzel Kişilik = Hiyerarşi / Farklı Tüzel Kişilik = İdari Vesayet.
Estimated Time:45s
Question 575Question

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan haller mevcuttur. Bu hallerden biri olan 'mücbir sebep'; idarenin faaliyeti dışında gerçekleşen, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan, bu nedenle de idare ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağını tamamen kesen olaylardır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi idarenin sorumluluğunu kaldıran bir 'mücbir sebep' örneğidir?

Show answer & explanation

Answer: Bölgede daha önce hiç rastlanmamış şiddetteki bir deprem nedeniyle, tüm yasal standartlara uygun yapılmış bir kamu köprüsünün yıkılarak bir araca zarar vermesi

Answer

Bölgede daha önce hiç rastlanmamış şiddetteki bir deprem sonucu kamu köprüsünün yıkılması mücbir sebep teşkil eder.
Doğru seçenek, mücbir sebebin üç temel unsuru olan dışsallık, öngörülemezlik ve karşı konulamazlık özelliklerini taşımaktadır. Öngörülemeyen ve önlenemeyen bir deprem, idarenin tüm standartlara uygun davranmış olmasına rağmen zararın doğmasına neden olduğu için illiyet bağını keser.

Step-by-Step Solution

1
İdarenin sorumluluğunu kaldıran hallerin temel şartlarını hatırla.
Mücbir sebep için 'dışsallık', 'öngörülemezlik' ve 'karşı konulamazlık' şartlarının birlikte bulunması gerekir.
Mücbir sebep, illiyet bağını kestiği için idareyi hem kusurlu hem de kusursuz sorumluluktan kurtarır.
2
Seçeneklerdeki olayların idarenin faaliyetine göre konumunu incele.
Belediye otobüsünün lastik patlaması 'içsel' (beklenmeyen hal), hastane ihmali 'hizmet kusuru', memurun kasıtlı eylemi ise 'kişisel kusur'dur.
Bu durumlar mücbir sebebin 'dışsallık' veya 'idarenin elinde olmama' kriterlerini karşılamaz.
3
Deprem olayını mücbir sebep kriterleri açısından değerlendir.
Olağanüstü şiddetteki bir deprem dışsal bir doğa olayıdır, öngörülemezdir ve önlenmesi idarenin gücünü aşar.
Bu üç şartın sağlandığı durumlarda idarenin tazminat yükümlülüğü kalkar.

Key Concept

İdarenin Mali Sorumluluğunda İlliyet Bağının Kesilmesi (Mücbir Sebep)

Practice More

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden olan 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ve 'Risk İlkesi' arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 576Question

İdare hukukunda idari kolluk teşkilatı; kamu düzenini sağlamakla görevli olan 'genel idari kolluk' ve belirli bir kamu hizmetinin uzmanlık alanıyla sınırlı olan 'özel idari kolluk' birimlerinden oluşur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi genel idari kolluk personeli kapsamı dışındadır?

Show answer & explanation

Answer: Ticaret Bakanlığı bünyesindeki gümrük muhafaza memurları

Answer

Ticaret Bakanlığı bünyesindeki gümrük muhafaza memurları, genel asayişten ziyade belirli bir hizmet alanına odaklandıkları için özel (hizmet) kolluk personeli olarak sınıflandırılır.
Gümrük muhafaza memurları, genel kamu düzeninin tüm unsurlarından ziyade gümrük rejiminin korunması, gümrük kaçakçılığının önlenmesi ve gümrük sahalarının güvenliği gibi spesifik bir kamu hizmeti (uzmanlık alanı) için örgütlenmişlerdir. Bu özellikleri nedeniyle 'hizmet kolluğu' yani 'özel idari kolluk' personeli olarak değerlendirilirler.

Step-by-Step Solution

1
İdari kolluk teşkilatının sınıflandırmasını hatırla.
Teşkilat; Genel İdari Kolluk (tüm kamu düzeni) ve Özel/Mahalli Kolluk (belirli alan/yer) olarak ayrılır.
Kolluk görevlilerini kategorize edebilmek için teorik ayrımı bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki personelin yetki alanlarını analiz et.
Polis, Jandarma, Bekçi ve Sahil Güvenlik tüm kamu düzeninden sorumluyken; Gümrük Muhafaza sadece gümrük alanlarından sorumludur.
Genel kolluk 'genel' bir yetkiye sahipken, özel kolluk 'hizmet' ile sınırlı yetkiye sahiptir.
3
Genel kolluk kapsamına girmeyen personeli işaretle.
Gümrük muhafaza memurları bir 'hizmet kolluğu' (özel kolluk) örneğidir.
Soruda istenen 'genel idari kolluk kapsamı dışında' olma şartını gümrük muhafaza memurları sağlar.

Key Concept

Genel İdari Kolluk vs. Özel İdari Kolluk Ayrımı

Hints

1
Genel idari kolluk personeli, kamu düzeninin belirli bir parçasıyla değil, tamamıyla (güvenlik, sağlık, ahlak, dirlik) ilgilenir.
2
Özel kolluk birimleri genellikle gümrük, orman, kıyı emniyeti veya turizm gibi özel uzmanlık alanlarında yetkilidir.
3
İçişleri Bakanlığına bağlı olan Polis, Jandarma, Sahil Güvenlik ve Bekçi dışındaki personelin genel kolluk olup olmadığını sorgulayın.

Practice More

İdari kolluk personeli ile adli kolluk personeli arasındaki ayrımı pekiştirmek için suç öncesi ve suç sonrası müdahale farklarını inceleyin.
Estimated Time:50s
Question 577Question

İdare, kamu yararının gerektirdiği durumlarda özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların mülkiyetini rızası dışında elde edebilmek için kamulaştırma yöntemine başvurur. 1982 Anayasası'na göre kamulaştırma bedelinin kural olarak nakden ve peşin ödenmesi esas olsa da, bazı özel amaçlı kamulaştırmalarda bedelin taksitler hâlinde ödenmesine izin verilmiştir.

Buna göre, aşağıdaki durumlardan hangisinde kamulaştırma bedelinin beş yılı aşmamak üzere eşit taksitlerle ödenmesi anayasal olarak mümkün değildir?

Show answer & explanation

Answer: Şehir merkezinde halka açık park ve yeşil alan oluşturulması

Answer

Şehir merkezinde halka açık park ve yeşil alan oluşturulması amacıyla yapılan kamulaştırmalar için bedelin taksitle ödenmesi mümkün değildir.
Doğru seçenek olan 'Şehir merkezinde halka açık park ve yeşil alan oluşturulması' durumu, Anayasa'nın 46. maddesinde sayılan taksitlendirme istisnaları arasında bulunmamaktadır. Bu tür genel kamu hizmetleri için yapılan kamulaştırmalarda bedelin tamamı peşin ve nakden ödenmek zorundadır.

Step-by-Step Solution

1
Genel kuralın belirlenmesi
Kamulaştırma bedeli kural olarak nakden ve peşin ödenmelidir.
Mülkiyet hakkının korunması gereği, mülkü alınan kişiye bedelin derhal ödenmesi esastır.
2
Anayasal istisnaların listelenmesi
Tarım reformu, enerji, sulama, ormanlaştırma, kıyı koruma ve turizm amaçlı kamulaştırmalarda taksit yapılabilir.
1982 Anayasası'nın 46. maddesi bu durumları sınırlı sayıda (numerus clausus) belirlemiştir.
3
Seçeneklerin karşılaştırılması
Park yapımı bu istisnalar arasında yer almaz.
Genel belediye hizmetleri veya rutin bayındırlık işleri taksitlendirme kapsamı dışındadır.

Key Concept

Kamulaştırma Bedelinin Ödeme Rejimi

Hints

1
Kamulaştırmada taksitlendirme bir kural değil, sadece belirli amaçlar için tanınmış bir istisnadır.
2
Anayasa'da sayılan istisnalar genellikle büyük ölçekli projeler (enerji, sulama) veya özel reformlardır (tarım).

Practice More

İstimval ile kamulaştırma arasındaki taşınır/taşınmaz farkını ve ödeme benzerliklerini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 578Question

Türkiye'de idare ile kişiler arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde, idareye kamu gücü ayrıcalıkları tanıyan ve bu uyuşmazlıkları uzmanlaşmış mahkemelere bırakan "İdari Rejim" sistemi benimsenmiştir. Bu rejim çerçevesinde şekillenen idare hukukunun özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: İdare ile bireyler arasındaki her türlü uyuşmazlıkta tarafların eşitliği ilkesi hakimdir ve uyuşmazlıklar her zaman özel hukuk hükümlerine göre çözülür.

Answer

İdare ile bireyler arasındaki uyuşmazlıklarda tarafların eşitliğinin hakim olduğunu ve her zaman özel hukuk hükümlerinin uygulandığını belirten seçenek yanlıştır.
İdare hukuku bir kamu hukuku dalıdır. İdari rejim sisteminde, idare kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla tek taraflı iradesiyle işlemler tesis edebilir ve bireylerle girdiği ilişkilerde üstün konumdadır. Bu nedenle tarafların eşitliği ilkesi geçerli değildir ve uyuşmazlıklar özel hukuk (Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku vb.) kurallarına göre değil, kamu hukuku kurallarına göre idari yargıda (İdare Mahkemesi, Danıştay vb.) çözümlenir.

Step-by-Step Solution

1
İdari Rejim kavramını analiz etme
İdari rejim; idarenin özel hukuk kurallarından farklı, kamu gücüne dayalı ayrıcalıklı kurallara tabi olması ve uyuşmazlıkların idari yargıda görülmesidir.
Soruda bahsedilen sistemin temel mantığını kavramak için gereklidir.
2
İdare hukukunun temel özelliklerini hatırlama
İçtihadi olma, statüsel olma, tedvin edilmemiş olma, genç olma ve kamu yararı odağı temel özelliklerdir.
Seçenekleri bu özelliklerle karşılaştırarak doğruluğunu teyit etmek için gereklidir.
3
Tarafların eşitliği ilkesini değerlendirme
İdare hukukunda tarafların eşitliği değil, idarenin kamu gücünden kaynaklanan üstünlüğü (kamu yararı önceliği) vardır.
Yanlış olan ifadeyi tespit etmek için bu temel ayrım kritiktir.

Key Concept

İdari Rejim ve İdare Hukukunun Özellikleri

Hints

1
İdare hukukunun bir kamu hukuku dalı olduğunu ve idarenin bireyler karşısındaki konumunu düşünün.
2
Özel hukukta taraflar eşittir; ancak idare, kamu hizmeti sunarken 'kamu gücü' kullanır.
3
İdari rejimde uyuşmazlıkların hangi yargı kolunda (adli mi idari mi) çözüldüğüne odaklanın.

Practice More

İdare hukukunun kaynaklarını ve içtihatların bu daldaki önemini tekrar ederek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 579Question

Türk idare hukukunda idarenin bütünlüğü ilkesini gerçekleştirmek amacıyla öngörülen hiyerarşi ve idari vesayet denetimleri, hukuki nitelikleri bakımından temel farklılıklara sahiptir. Buna göre, 'idari vesayet' denetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İstisnai bir yetki olup ancak kanunla açıkça belirtilen durumlarda kullanılabilir.

Answer

İdari vesayet denetimi, istisnai bir yetki olup ancak kanunun açıkça yetki verdiği durumlarda ve kanunda belirtilen sınırlar çerçevesinde kullanılabilir.
Doğru ifade, idari vesayetin istisnai bir yetki olmasıdır. Türk idare hukukunda asıl olan kamu tüzel kişilerinin özerkliğidir; dolayısıyla merkezi idarenin bu özerk yapılar üzerindeki denetimi ancak kanunun açık hükmüyle mümkün olabilir.

Step-by-Step Solution

1
İdari vesayetin tanımını ve kapsamını analiz edin.
İdari vesayet, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları (mahalli idareler ve hizmet yerinden yönetim kuruluşları) üzerindeki denetimidir.
Denetleyen ve denetlenen tarafların farklı kamu tüzel kişiliklerine sahip olup olmadığını belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Yetkinin kaynağını ve sınırlarını değerlendirin.
Anayasa'nın 127127. maddesinde de belirtildiği üzere, bu yetki kanunla düzenlenir ve sınırlıdır.
Hiyerarşinin genel yetki olmasının aksine, vesayetin 'kanunilik' ve 'istisnailik' ilkelerine dayandığını anlamak farkı ortaya koyar.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri hiyerarşi özellikleriyle karşılaştırarak eleme yapın.
Yerine geçerek işlem yapma, aynı tüzel kişilik içinde olma ve yerindelik denetimi hiyerarşiye ait özelliklerdir; vesayet ise farklı tüzel kişiler arasında sadece hukukilik denetimi ile sınırlıdır.
Doğru tanıma ulaşmak için kavramsal karışıklıkları gidermek gerekir.

Key Concept

İdari Teşkilat İlkeleri: Hiyerarşi vs. İdari Vesayet

Hints

1
Denetimi yapan ve denetlenen kurumların aynı mı yoksa farklı mı tüzel kişiliğe sahip olduğuna odaklanın.
2
Merkezi idarenin (Bakanlıklar, Valilik) yerel yönetimler (Belediye, Köy) üzerindeki yetkisi sınırsız mıdır yoksa kanunla mı çizilmiştir?

Practice More

Vali ile Belediye Başkanı arasındaki ilişkinin neden idari vesayet, Vali ile Kaymakam arasındaki ilişkinin neden hiyerarşi olduğunu örneklerle inceleyin.
Estimated Time:1m 15s
Question 580Question

Bir belediye tarafından kütüphane yapılması amacıyla kamulaştırılan taşınmaz üzerinde, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden itibaren uzun bir süre geçmesine rağmen hiçbir çalışma yapılmamış ve taşınmaz olduğu gibi bırakılmıştır. 29422942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na göre, idarenin kamulaştırma amacına yönelik herhangi bir tesis yapmaması veya kamu yararına uygun bir işleme tabi tutmaması durumunda, eski malikin taşınmazı geri alma hakkının doğması için geçmesi gereken hareketsizlik süresi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 55 yıl

Answer

İdarenin kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden itibaren 55 yıl boyunca taşınmaz üzerinde herhangi bir işlem yapmaması durumunda malikin geri alma hakkı doğar.
Doğru seçenek olan beş yıl, Kamulaştırma Kanunu'nun 2323. maddesinde belirtilen yasal süredir. Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren idarece hiçbir işlem yapılmazsa, bu sürenin sonunda malik aldığı bedeli iade ederek taşınmazını geri isteyebilir.

Step-by-Step Solution

1
Kamulaştırma işleminin hukuki niteliğini belirle.
İşlem, özel mülkiyetteki bir taşınmazın kamu yararı amacıyla idareye geçmesidir.
Sürecin hangi kanun ve usullere tabi olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Geri alma hakkının (rücu) şartlarını incele.
İdarenin taşınmazı kamulaştırma amacına uygun kullanmaması bir şarttır.
Mülkiyet hakkının korunması gereği, idarenin keyfi hareket etmesinin önüne geçilmelidir.
3
Kanuni süreyi tespit et.
Hareketsizlik süresi 55 yıl olarak belirlenmiştir.
29422942 sayılı Kanun'un 2323. maddesi bu süreyi açıkça düzenlemiştir.

Key Concept

Kamulaştırmada Geri Alma Hakkı

Hints

1
İdarenin taşınmazı boş bırakması mülkiyet hakkını ihlal eder ve bir 'ihmal' süresi öngörülmüştür.
2
Bu süre, anayasal mülkiyet hakkının korunması için belirlenmiş, idareye tanınan makul bir hazırlık süresidir.
3
Bu süre dolduktan sonra malik, bir yıl içinde hakkını kullanmalıdır; soruda sorulan başlangıçtaki atıl bırakılma süresidir.

Practice More

Kamulaştırma bedelinin taksitlendirilme şartlarını ve hangi durumlarda peşin ödemenin zorunlu olduğunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
PreviousPage 29 / 31Next