Görülen bir boşanma davasında mahkeme; davacı kocanın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda "ağır kusurlu", davalı kadının ise "az kusurlu" olduğuna hükmetmiştir. Tarafların velayeti anneye bırakılan ergin olmayan bir çocukları bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin hükümleri dikkate alındığında, bu durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Ağır kusurlu olan davacı koca, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olsa dahi lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez.Answer
- BDavalı kadın, kendisi de "az kusurlu" sayıldığı için ağır kusurlu olan kocadan maddi veya manevi tazminat talep etme hakkını kaybetmiştir.
- CBabanın ağır kusurlu olması, velayeti anneye verilen çocuk lehine hükmedilecek iştirak nafakasının miktarının belirlenmesinde temel ölçüttür.
- DMahkeme, tarafların her ikisi de boşanmada kusurlu bulunduğu için ne eşler lehine ne de çocuk lehine herhangi bir mali yükümlülüğe karar veremez.
- EDavacı koca, ekonomik durumu çok daha iyi olan davalı kadından, kendi kusur oranına bakılmaksızın yoksulluk nafakası alabilir.
Answer
Ağır kusurlu olan eşin, yoksulluğa düşecek olsa dahi lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceğini belirten seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu madde 175 uyarınca; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Olayda davacı kocanın kusuru ağır olduğu tespit edildiğinden, yoksulluğa düşse dahi lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi hukuken mümkün değildir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Boşanmanın mali sonuçlarında 'kusur' ilkesinin yoksulluk nafakası ve tazminat üzerindeki etkisi.
Estimated Time:1m 30s