Question

Difficulty: HardMahkemelerin Bağımsızlığı ve Hakimlik-Savcılık Teminatı

1982 Anayasası'nın 138, 139 ve 140. maddelerinde düzenlenen "Mahkemelerin Bağımsızlığı" ile "Hâkimlik ve Savcılık Teminatı" ilkeleri birlikte değerlendirildiğinde, yargı yetkisinin kullanımı ve yargı mensuplarının hukuki statüsü hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  1. A
    Kuvvetler ayrılığı ilkesinin esnekliğinin bir sonucu olarak, yürütme organı veya Adalet Bakanlığı, kamu düzenini ilgilendiren ve gecikmesinde sakınca bulunan davalarda mahkemelere yalnızca yargılamayı hızlandırma maksadıyla tavsiye ve telkinde bulunabilir.
  2. B
    Yasal bir düzenleme ile bir mahkemenin veya kadronun tamamen kaldırılması durumunda, o mahkemede görev yapan hâkimlerin mali haklarının devam edip etmeyeceğine, genel bütçe dengesi gözetilerek Sayıştay tarafından karar verilir.
  3. Yargısal faaliyetlerin yerine getirilmesinde hiçbir makam, merci veya kişiden talimat almayan hâkim ve savcıların, teşkilatın işleyişine dair idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı olmaları anayasal bir kuraldır.Answer
  4. D
    Hâkim ve savcıların mesleğe kabul edilmeleri, görev yerlerinin değiştirilmesi ve meslekten çıkarılmaları gibi temel özlük işlemleri, idari vesayet denetimi kapsamında doğrudan Adalet Bakanlığının yetkisindedir.
  5. E
    Hâkimler, baktıkları davalarda uygulanması gereken bir kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varırlarsa, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi uyarınca bu hükmü doğrudan iptal ederek uyuşmazlığı anayasal normlara göre çözmekle yükümlüdür.

Answer

Doğru seçenek, hâkim ve savcıların yargısal faaliyetlerinde mutlak bağımsız olmalarına rağmen idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı olduklarını ifade eden seçenektir.
Doğru seçenek, Anayasa'nın 140. maddesinin 6. fıkrasında yer alan 'Hâkim ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.' amir hükmünü yansıtmaktadır. Hukuk sistemimizde hâkimler, dava dosyasını karara bağlarken (yargısal faaliyet) hiçbir makamdan emir, talimat veya tavsiye almazlar; yalnızca Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler (Madde 138). Ancak adliyenin idari işleyişi, adalet komisyonu başkanlığı gibi yargısal olmayan 'idari görevleri' bağlamında Adalet Bakanlığına bağlıdırlar. Bu ayrım, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesinin idari başıboşluk anlamına gelmediğini gösteren en temel anayasal denge unsurudur.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın 138. maddesindeki 'Mahkemelerin Bağımsızlığı' ilkesinin kapsamını analiz etmek.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında emir, talimat, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı, bu kuralın hiçbir idari veya yargısal hızlandırma gerekçesiyle ihlal edilemeyeceği belirlenir.
Yürütmenin tavsiyede bulunabileceği çeldiricisini elemek için.
2
Anayasa'nın 139. maddesindeki 'Hâkimlik ve Savcılık Teminatı' güvencelerini değerlendirmek.
Mahkeme veya kadro kanunla tamamen kaldırılsa dahi hâkim ve savcıların aylık, ödenek ve özlük haklarından mahrum bırakılamayacağı, bunun idari bir karara veya Sayıştay denetimine tabi olmadığı tespit edilir.
Mali hakların Sayıştay onayına bağlı olduğu çeldiricisini elemek için.
3
Anayasa'nın 140. maddesindeki yargı mensuplarının idari görevlerine ve özlük işlemlerine ilişkin kuralları uygulamak.
Özlük hakları ile ilgili nihai kararların HSK tarafından verildiği, ancak yargı mensuplarının yalnızca idari işleyişe dair görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı oldukları sonucuna varılır.
Fonksiyonel bağımsızlık ile idari bağlılık arasındaki anayasal dengeyi kurarak doğru seçeneğe ulaşmak için.

Key Concept

Hâkimlerin fonksiyonel (yargısal) bağımsızlığı ile idari yapıdaki bağlılıklarının anayasal sınırları
Estimated Time:1m 30s
Rate this question