Question

Difficulty: MediumŞirketler Hukuku Genel Hükümler ve Şirket Kavramı

Üç hekim arkadaş olan Ali, Banu ve Cem, mesleki faaliyetlerini daha verimli yürütebilmek amacıyla bir araya gelerek ortak bir klinik açmaya karar vermişlerdir. Ortaklar, kliniğin donanımı ile kira giderlerini eşit olarak karşılamak, elde edilecek kâr ve zararı da aralarında eşit olarak paylaşmak üzere yazılı bir sözleşme imzalamışlardır. Ancak, bu oluşum için ticaret siciline herhangi bir tescil işlemi yaptırmamışlardır. Kliniğin faaliyeti sırasında, klinikte kullanılmak üzere ortaklaşa satın alınan tıbbi bir cihazın bedelinin ödenmemesi üzerine satıcı firma alacağını tahsil etmek istemektedir.

Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun şirketlere ilişkin genel hükümleri dikkate alındığında, bu ortaklık yapısı ve satıcı firmanın alacağının tahsili ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  1. Bu oluşum bir adi şirket niteliğinde olup tüzel kişiliği bulunmadığından, satıcı firma cihaz bedelinin tamamının tahsili için ortaklardan dilediği birine doğrudan başvurabilir.Answer
  2. B
    Satıcı firma, alacağının tahsili için öncelikle kliniğin tüzel kişiliğine başvurmalı, sonuç alamazsa ikinci derecede ortaklara yönelmelidir.
  3. C
    Ortaklık ticaret siciline tescil edilmediğinden taraflar arasında geçerli bir şirket ilişkisi doğmamıştır; bu nedenle satıcı firma yalnızca cihazı fiilen sipariş eden kişiye başvurabilir.
  4. D
    Oluşum Türk Ticaret Kanunu kapsamında bir şahıs şirketi sayılacağından, her bir ortak satıcı firmaya karşı yalnızca kliniğe getirmeyi taahhüt ettiği sermaye payı oranında sorumludur.
  5. E
    Taraflar arasında kurulan bu hukuki yapı kendiliğinden bir komandit şirkete dönüşeceğinden, hekimlerden en az birinin sorumluluğu sınırlandırılmış olmalıdır.

Answer

Satıcı firma cihaz bedelinin tamamının tahsili için ortaklardan dilediği birine doğrudan başvurabilir çünkü oluşan hukuki yapı tüzel kişiliği bulunmayan bir adi şirkettir.
Türk hukuku sisteminde iki veya daha fazla kişinin ortak bir amaca ulaşmak için emek ve mallarını birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme ile adi şirket kurulmuş olur. Olayda ticaret şirketlerine özgü tescil prosedürü işletilmediği için yapı kendiliğinden Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir adi şirket sayılır. Adi şirketlerin bağımsız bir tüzel kişiliği bulunmaz. Bu nedenle, şirket adına yapılan işlemlerden doğan borçlardan dolayı ortaklar, üçüncü kişilere karşı doğrudan (birinci derecede), kişisel malvarlıklarıyla (sınırsız) ve birbirleriyle dayanışma içinde (müteselsilen) sorumludurlar. Satıcı firma, alacağını tüzel kişiliğe başvurma şartı aranmaksızın hekimlerden herhangi birinden talep edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki unsurları (kişi, ortak amaç, ortak çaba, sermaye) değerlendirerek ortaklığın niteliğini tespit etmek.
Taraflar arasında kâr/zarar paylaşımı ve ortak çalışma amacıyla yazılı bir sözleşme yapıldığı tespit edilmiştir.
Oluşumun hukuki statüsünün belirlenmesi, uygulanacak kanunu ve sorumluluk rejimini ortaya çıkarır.
2
Ticaret siciline tescil edilmeme durumunun sonucunu analiz etmek.
Tescil işlemi yapılmadığından ve Türk Ticaret Kanunu'ndaki ticari şirket tiplerinden birinin şekil şartları sağlanmadığından, oluşum Türk Borçlar Kanunu'na tabi bir 'adi şirket' (adi ortaklık) niteliği kazanır.
Adi şirket, ticaret şirketlerinin aksine tüzel kişiliğe sahip olmayan temel şirket modelidir.
3
Adi şirketlerde ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluk rejimini uygulamak.
Ortakların şirket borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı birinci derecede, sınırsız ve müteselsil sorumlu olduğu sonucuna varılır.
Tüzel kişilik bulunmadığı için borçlu doğrudan doğruya ortakların kendisidir ve alacaklı borcun tahsili için dilediği ortağa yönelebilir.

Key Concept

Adi Şirketlerin Tüzel Kişiliği ve Ortakların Sorumluluğu
Rate this question