Özel hukuk tüzel kişisi olan (A) Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyeleri ile bir kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan (B) Odası'nın yöneticileri, kurumlarının menfaatine olacak şekilde ortak hareket ederek rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma suçlarını kasten işlemişlerdir. Yargılama neticesinde, suça konu eylemlerin tüzel kişilerin organlarının iştirakiyle gerçekleştiği, şirket ve oda lehine ciddi boyutta haksız menfaat sağlandığı ve (A) A.Ş.'nin faaliyetlerini yetkili kamu makamından aldığı izin belgesine dayanarak yürüttüğü kesin olarak saptanmıştır. Ancak mahkeme, tüzel kişiler hakkında uygulanacak olası yaptırımların, binlerce çalışanın işsiz kalması gibi işlenen fiile nazaran çok daha ağır sonuçlar doğuracağı tespitinde bulunmuştur.
Türk Ceza Kanunu'nda yer alan tüzel kişiler hakkındaki güvenlik tedbirleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili mahkemenin vereceği kararlara dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- (A) A.Ş. hakkında kural olarak iznin iptali ve müsadere tedbirleri uygulanabilir nitelikte olsa da mahkeme ölçülülük ilkesi gereği bu tedbirlere hükmetmeyebilir; kamu kurumu niteliğindeki (B) Odası hakkında ise güvenlik tedbiri dahi uygulanamaz.Answer
- BTüzel kişilere suç dolayısıyla doğrudan hapis cezası yaptırımı uygulanamayacağından, hem (A) A.Ş. hem de (B) Odası hakkında elde ettikleri haksız menfaatle orantılı olarak yüksek miktarda adli para cezasına hükmedilmesi yasal bir zorunluluktur.
- C(A) A.Ş.'nin tüzel kişiliğine yönelik yaptırım belirlenirken, suçun işlendiği tarih ile karar tarihi arasındaki lehe kanun değerlendirmesi yapılarak tüzel kişi hakkında adli para cezası verilmeli, (B) Odası ise kamu tüzel kişisi olduğundan tamamen muaf tutulmalıdır.
- Dİznin iptali kararının verilmesi, ölçülülük ilkesi gereğince hakimin takdirine bırakılmış bir istisna olmakla birlikte; suçtan elde edilen maddi menfaatlerin müsaderesi mutlak emredici nitelikte olduğundan, (A) A.Ş. için müsadere tedbirinden vazgeçilemez.
- ESuça iştirak eden organların fiilleri ile her iki tüzel kişinin elde ettiği menfaat arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunduğundan, kanun önünde eşitlik ilkesi uyarınca hem (A) A.Ş. hem de (B) Odası'nın faaliyet izinleri iptal edilmeli ve kazançları müsadere edilmelidir.