Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) kişisel durum siciline ilişkin hükümleri (m. 36-45) ile bu sicillerin işleyişi ve hukuki niteliği göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- ASicil kayıtlarının tutulmasındaki hatalar idari bir eylem niteliği taşıdığından, bu hatalardan doğan zararların tazmini için idari yargı kolunda tam yargı davası açılması zorunludur.
- BKişisel durum sicili kayıtları aleniyet ilkesi gereği herkese açık olup; herhangi bir hukuki yarar veya ilgi ispatı aranmaksızın her vatandaşın bu kayıtları inceleme yetkisi bulunur.
- CResmî sicillerin ispat gücü kapsamında, sicil kayıtlarının aksinin ispatı ancak yine bir resmî belgeyle veya kesinleşmiş mahkeme ilamı ile mümkündür; bu konuda tanık veya diğer delillere başvurulamaz.
- Sicilin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğinde olup, bu davalar adli yargıda görülür; ayrıca Devletin kusurlu memura rücu hakkı saklıdır.Answer
- ESicil kayıtlarının düzeltilmesi davasında görevli mahkeme Nüfus Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesi olup, bu davanın açılması için 1 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür.
Answer
Sicilin tutulmasından doğan zararlardan Devletin kusursuz (objektif) sorumlu olduğu, bu davaların adli yargıda görüldüğü ve Devletin kusurlu memura rücu hakkının bulunduğu ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 38. maddesi, kişisel durum sicillerinin tutulmasından doğan zararlar için Devletin sorumluluğunu açıkça düzenlemiştir. Bu sorumluluk, memurun kusurunun varlığını şart koşmayan bir 'kusursuz sorumluluk' (objektif sorumluluk) halidir. Doktrin ve Yargıtay uygulamaları çerçevesinde bu davalar adli yargı yerlerinde görülür ve Devletin ödediği tazminat için kusurlu memura rücu hakkı saklı tutulmuştur.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Kişisel Durum Sicilinden Doğan Devlet Sorumluluğu (Kusursuz Sorumluluk)
Estimated Time:3m 0s