Geleneksel kalkınma ölçütleri, bir ekonomideki toplam üretim hacmini ve bu hacmin nüfusa oranını esas alarak ülkeler arası karşılaştırmalara imkan sağlar. Ancak kişi başına düşen reel gayrisafi millî hasıla () artışının, toplumun genel refah düzeyindeki iyileşmeyi (kalkınmayı) her zaman tam olarak temsil etmemesinin en önemli nedenlerinden biri üretimin bileşimidir.
Buna göre, bir ülkede kişi başına düşen reel gelir artarken aşağıdaki durumlardan hangisinin gerçekleşmesi, büyümenin yaşandığını ancak kalkınma sürecinin bu artışla aynı ölçüde ilerlemediğini en net şekilde gösterir?
- Üretimdeki artışın büyük bir kısmının savunma harcamaları ve toplumun sadece bir kesimine hitap eden lüks tüketim mallarından kaynaklanmasıAnswer
- BÜretim sürecinde kullanılan teknolojinin dışsal bir faktör olarak kabul edilip durağan durum dengesine ulaşılması
- CNüfus artış hızının, reel üretim artış hızından daha düşük bir seviyede gerçekleşmesi
- DToplam hasıla içerisinde sanayi sektörünün payının tarım sektörü aleyhine yapısal bir değişime uğraması
- EYurtiçi tasarrufların, ekonomideki toplam yatırımları finanse edebilecek düzeyde artış göstermesi
Answer
Üretimdeki artışın büyük bir kısmının savunma harcamaları ve toplumun sadece bir kesimine hitap eden lüks tüketim mallarından kaynaklanması, büyümenin gerçekleştiğini ancak toplumsal kalkınmanın sınırlı kaldığını gösteren bir durumdur.
Geleneksel kalkınma ölçütü olan kişi başına düşen reel gelir, bir ekonomideki toplam üretimin değerine odaklanır. Ancak kalkınma, bu üretimin toplumun refahını ne yönde etkilediğiyle ilgilidir. Eğer hasıla artışı savunma harcamaları (toplumsal faydası dolaylı ve güvenlik odaklı) veya sadece dar bir elit kesimin tükettiği lüks mallardan kaynaklanıyorsa, milli gelir istatistikleri yükselir (büyüme gerçekleşir) fakat ortalama vatandaşın yaşam kalitesi, eğitimi veya sağlığı (kalkınma) iyileşmez. Bu durum üretimin bileşimi sorunu olarak tanımlanır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Büyüme-Kalkınma Farkı ve Üretimin Bileşimi
Estimated Time:1m 30s