Siyaset biliminde meşruiyet (legitimacy) ile yasallık (legality) arasındaki ayrım, modern devletin otorite kaynaklarını anlamak açısından kritiktir. Max Weber’in rasyonel-yasal otorite kavramsallaştırmasında, iktidarın meşruiyeti büyük ölçüde bürokratik kuralların usulüne uygun işletilmesine dayansa da; Seymour Martin Lipset ve Jürgen Habermas gibi düşünürler, bu sürecin sadece biçimsel kurallarla sınırlı olmadığını savunurlar. Habermas, devletin karmaşık ekonomik süreçlere müdahale ederken karşılaştığı rasyonel karar alma güçlüklerinin (rasyonellik krizi), kitlelerin sisteme yönelik desteğinin çekilmesine (meşruiyet krizi) nasıl evrildiğini analiz eder.
Bu kuramsal yaklaşımlar ışığında; başlangıçta yasal ve rasyonel bir temele sahip olan bir iktidarın, yapısal bir ekonomik bunalım karşısında teknik çözüm üretme kapasitesini (etkinlik) yitirmesi neticesinde yönetilenlerin sisteme olan normatif inançlarını kaybetmeleriyle sonuçlanan süreç, siyaset biliminde aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?
- Sistemin çıktı kapasitesindeki süreğen yetersizliğin, rasyonellik krizini aşarak kitle sadakatini sarsan bir meşruiyet krizine dönüşmesiAnswer
- BRasyonel-yasal otoritenin, toplumsal rıza gereksinimini yitirerek geleneksel otorite formlarına regresif bir dönüş yapması
- CMeşruiyetin, sadece biçimsel prosedürlere (yasallık) indirgenerek kitlelerin rasyonel beklentilerini karşılayamaması
- DKarizmatik otoritenin rutinleşme sürecinde bürokratik rasyonellik ile çatışarak kurumsal istikrarsızlığa yol açması
- EOtoritenin, kriz anında zorlayıcı güç unsurlarına başvurarak yasallık zemininden tamamen kopması