1930'lu yıllarda Türkiye'de kamu yönetimi, "parti-devlet bütünleşmesi" olarak adlandırılan bir modelle yeniden yapılandırılmıştır. Bu model kapsamında, merkezi idarenin taşradaki temsilcileri olan mülki amirler ile parti teşkilatı arasında organik bir bağ kurulmuştur. Bu bütünleşme sürecinin kamu yönetimi hiyerarşisindeki en somut yansıması aşağıdakilerden hangisidir?
- İçişleri Bakanı'nın aynı zamanda CHP Genel Sekreteri, valilerin ise CHP il başkanı sıfatını kazanarak idari ve siyasi otoriteyi şahıslarında birleştirmesiAnswer
- B1934 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliği ile CHP'nin "Altı Ok" ilkelerinin devletin temel nitelikleri arasına dahil edilerek anayasal güvenceye kavuşması
- CUmumi Müfettişlerin yerel yönetimler üzerindeki denetim yetkisinin kaldırılarak sadece parti tüzüğünün taşrada uygulanmasından sorumlu tutulması
- D1924 Anayasası'nda yer alan meclis hükümeti kalıntılarının 1936'da temizlenmesiyle mülki amirlerin doğrudan TBMM'ye bağlı hale getirilmesi
- ETakrir-i Sükun Dönemi'nde mülki amirlerin yargı bağımsızlığını korumak adına İstiklal Mahkemeleri üyelerini atama yetkisine sahip olması
Answer
İçişleri Bakanı'nın aynı zamanda CHP Genel Sekreteri, valilerin ise CHP il başkanı sıfatını kazanarak idari ve siyasi otoriteyi şahıslarında birleştirmesi
Doğru cevap olan İçişleri Bakanı ve valilerin parti görevlerini üstlenmesi, 1936 yılında hayata geçirilen ve kamu yönetimindeki hiyerarşik ayrımı ortadan kaldırarak parti ile devleti şahıslar düzeyinde birleştiren düzenlemedir. Bu sayede devletin mülki idare yapısı doğrudan partinin siyasal mekanizmasıyla entegre edilmiştir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Parti-Devlet Bütünleşmesi (1936 İdari Kararları)