Demokratik bir anayasal devlette, parlamento tarafından kabul edilen ve kamuoyunda geniş destek bulan bir yasa, Anayasa Mahkemesi tarafından 'devletin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırılık' gerekçesiyle iptal edilmiştir. Bu iptal kararına tepki gösteren bir siyasetçi şu açıklamayı yapmıştır: 'Milletin yetkilendirdiği temsilcilerin iradesi ve çoğunluğun talebi her şeyin üstündedir; milli iradeyi kendi sınırları içinde denetleyebilecek veya kısıtlayabilecek hiçbir uluslararası norm veya yargısal merci kabul edilemez.'
Siyaset bilimi literatüründeki egemenlik kavramı ve demokrasi kuramları bağlamında, bu siyasetçinin yaklaşımı ve içine düştüğü kavramsal yanılgı ile ilgili yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en doğrudur?
- AFarklı toplumsal çıkarların güvencesi olan çoğulcu demokrasi anlayışını temel almasına rağmen, yargı denetimini reddederek çoğunlukçu demokrasinin yapısal ilkeleriyle çelişmektedir.
- BAnayasa Mahkemesinin kararını, toplumun çoğunluğu tarafından desteklenmediği için hukuka aykırı ilan ederek meşruiyet ile yasallık kavramlarını eş anlamlı kullanmaktadır.
- Modern anayasal sistemlerde egemenlik gücünün evrensel hukuk normları ve insan haklarıyla sınırlandırılmış olduğunu göz ardı ederek, egemenliği mutlak ve kısıtlanamaz bir güç olarak varsaymaktadır.Answer
- DParlamentonun yasama yetkisine dayanan meşru kural koyma otoritesini, devletin kolluk kuvvetleri aracılığıyla uyguladığı fiili zor kullanma kapasitesi olan iktidar kavramı ile birbirine karıştırmaktadır.
- EKarar alma sürecinde sadece meclisteki sayısal üstünlüğe vurgu yaparak, demokratik meşruiyetin rasyonel diyalogla inşa edildiğini varsayan müzakereci demokrasi modelini işletmeye çalışmaktadır.