Question

Difficulty: Very hardTürkiye'de Seçmen Davranışı ve Siyasal Katılma

Seçmen davranışını analiz eden Michigan Okulu’nun "parti aidiyeti" (party identification) kavramı; seçmenin bir siyasi parti ile kurduğu uzun vadeli, duygusal ve psikolojik özdeşleşmenin seçim sonuçlarını stabilize eden temel unsur olduğunu savunur. Ancak Türkiye’de özellikle 1991, 1999 ve 2002 genel seçimlerinde gözlemlenen köklü seçmen kaymaları ve yüksek "siyasal volatilite" (seçmen akışkanlığı), bu aidiyet bağlarının Türkiye özelinde Batı demokrasilerine kıyasla daha esnek veya kırılgan olduğunu göstermektedir.

Türkiye’deki seçmen davranışının bu dinamik yapısı dikkate alındığında, söz konusu akışkanlığı rasyonel bir çerçevede açıklayan en isabetli analiz aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Seçmenlerin partilerle kurdukları aidiyet bağlarının, kalıtsal bir kimlik unsurundan ziyade; ekonomik krizler ve hükümet performansı gibi değişkenlere dayalı rasyonel/performans odaklı (retrospektif) değerlendirmeler doğrultusunda esnetilmesi.Answer
  2. B
    Siyasal katılımın oy verme eylemiyle sınırlı kalmasının, seçmenlerdeki "içsel etkililik" algısını körelterek onları siyasal sisteme karşı tamamen edilgen ve rasyonel tercih yetisinden yoksun bir "tebaa" konumuna indirgemesi.
  3. C
    Columbia Okulu’nun "Sosyolojik Modeli" uyarınca, seçmenlerin içinde bulundukları sosyal grup baskılarının "stratejik oy kullanma" kapasitesini tamamen ortadan kaldırarak her koşulda "sadık ve donmuş" bir seçmen profili üretmesi.
  4. D
    1946 seçimlerindeki "açık oy-gizli tasnif" uygulamasının yarattığı tarihsel güvensizliğin, modern seçmeni rasyonel tercihlerden uzaklaştırarak rızaya dayalı olmayan "karizmatik otorite" bağlarına zorlaması.
  5. E
    Merkez-Çevre kuramında tanımlanan kültürel fay hatlarının 1980 sonrası süreçte tamamen kapanması sonucunda, seçmen davranışının ideolojik kutuplaşmalardan arınarak salt "prospektif" (gelecek odaklı) vaatlere odaklanması.

Answer

Seçmenlerin partilerle kurdukları aidiyet bağlarının, kalıtsal bir kimlik unsurundan ziyade; ekonomik krizler ve hükümet performansı gibi değişkenlere dayalı rasyonel/performans odaklı (retrospektif) değerlendirmeler doğrultusunda esnetilmesidir.
Türkiye'de seçmenlerin bir partiden diğerine hızlı geçiş yapabilmesi (volatilite), Michigan Okulu'nun savunduğu 'sabit psikolojik aidiyetlerin' Türk seçmeninde Batı'daki kadar katı olmadığını gösterir. Bunun yerine seçmenler, özellikle ekonomik kriz veya yönetim başarısızlığı dönemlerinde, partileri geçmiş performanslarına göre değerlendiren (retrospektif) bir fayda-maliyet analizi yaparak tercihlerini değiştirmektedirler. Bu durum Rasyonel Tercih Yaklaşımı ile en iyi şekilde açıklanır.

Step-by-Step Solution

1
Michigan Okulu'nun temel varsayımını analiz et.
Bu okul, 'parti aidiyeti'nin psikolojik bir bağ olduğunu ve seçmeni stabilize ettiğini savunur.
Teorik çerçevenin sınırlarını belirlemek için gereklidir.
2
Türkiye'deki 'siyasal volatilite' (seçmen kayganlığı) verilerini değerlendir.
Türkiye'de seçmenler seçimden seçime büyük oranda parti değiştirebilmektedir (Örn: 1999-2002 geçişi).
Teorinin Türkiye'deki pratikle uyuşmazlığını tespit etmek için gereklidir.
3
Psikolojik modelin zayıfladığı noktada hangi modelin öne çıktığını belirle.
Seçmen duygusal bağlarla hareket etmek yerine, 'ceza' veya 'ödül' mekanizmasını (rasyonel tercih/performans odaklılık) kullanarak partileri değiştirmektedir.
Değişimin nedenini bilimsel bir modele (Rasyonel Tercih Yaklaşımı) dayandırmak için gereklidir.

Key Concept

Siyasal Volatilite ve Rasyonel Tercih Yaklaşımı

Practice More

Seçmen davranışındaki bu akışkanlığın partiler sistemi üzerindeki etkisini (parti sisteminin kurumsallaşması) inceleyen çalışmaları gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Rate this question