Klasik Marksist öğretiye ve bilimsel sosyalizm yaklaşımına göre, kapitalist sistemin kalbinde işçinin ürettiği 'artı-değer'e (karşılığı ödenmemiş emeğe) burjuvazi tarafından el konulması yatar. Bu kuram, devleti de sömürü düzenini muhafaza eden ve egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden bir baskı aygıtı olarak tanımlar; dolayısıyla sistemin ancak sınıf mücadelesinin keskinleşmesi ve proletaryanın devrimci bir eylemiyle yıkılabileceğini öngörür. Ancak 19. yüzyılın son çeyreğinde, kapitalizmin beklenenin aksine yapısal krizleri esnetebilmesi üzerine sol hareket içinde yeni bir kanat güç kazanmıştır. Bu yeni kanat; devletin mutlak bir sınıf baskı aracı olduğu fikrini esneterek, işçi sınıfının sendikal örgütlenmesi, evrensel oy hakkı ve parlamenter mekanizmalar sayesinde mevcut devlet aygıtının ele geçirilip, kapitalizmin barışçıl ve tedrici (aşamalı) bir şekilde eşitlikçi bir düzene evrilebileceğini ileri sürmüştür.
Marksizmin temel prensiplerinden olan 'devletin parçalanması' ve 'devrimci kopuş' tezlerini reddederek, artı-değer sömürüsünün yasal reformlarla sistem bütünlüğü içinde aşılabileceğini savunan ve Eduard Bernstein'ın revizyonizmiyle teorik temelleri atılan bu siyasal ideoloji aşağıdakilerden hangisidir?
- Sosyal DemokrasiAnswer
- BOrtodoks Marksizm
- CÜtopik Sosyalizm
- DAnarko-sendikalizm
- EElitist Demokrasi