Türkiye’de - dönemini kapsayan pronatalist süreçte nüfusun artırılması temel bir devlet politikası olarak benimsenmiş, bu doğrultuda Türk Ceza Kanunu'nda çeşitli kısıtlamalara yer verilmiştir. yılında sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesiyle bu yaklaşım terk edilerek antinatalist (nüfus artış hızını düşürmeye yönelik) bir yönelime geçilmiştir.
Bu yasal değişimle birlikte, demografik yapının planlanması amacıyla atılan en somut adım aşağıdakilerden hangisidir?
- Gebeliği önleyici yöntemlerin ve araçların tanıtımı, satışı ve ithalatı üzerindeki cezai yaptırımların ve yasakların kaldırılmasıAnswer
- BÇok çocuklu ailelere madalya verilmesi ve yol vergisi muafiyeti gibi teşvik edici uygulamaların ilk kez bu dönemde başlatılması
- CModern anlamda ilk genel nüfus sayımının yapılarak nüfusun niteliksel özelliklerinin ilk kez veri altına alınması
- DNüfus artış hızını artırmak amacıyla evlenme yaşının yasal olarak tarihin en düşük seviyesine indirilmesi
- ETarımsal üretimde iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla köylerde çocuk sayısına göre hazine arazisi dağıtılmaya başlanması
Answer
Gebeliği önleyici yöntemlerin ve araçların tanıtımı, satışı ve ithalatı üzerindeki cezai yaptırımların ve yasakların kaldırılması
Türkiye'de yılına kadar yürürlükte olan ceza kanunu hükümleri, doğum kontrolünü engelleyici bir yapıdaydı. sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, bu yasakları kaldırarak ailelerin kendi kararlarıyla nüfuslarını planlamalarına olanak tanımış ve antinatalist süreci hukuki bir zemine oturtmuştur.
Step-by-Step Solution
Key Concept
1965 Nüfus Planlaması Kanunu ve Paradigma Değişimi
Practice More
Türkiye'de 2012 sonrası tekrar gündeme gelen pronatalist söylemler ve 'en az üç çocuk' politikasının sosyolojik nedenlerini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s