Tarihsel süreçte devletlerin egemenlik yetkilerini entegrasyon amacıyla nasıl yapılandırdıkları incelendiğinde, kurucu metnin niteliği ve iktidarın nüfuz alanı bağlamında önemli evreler görülür. Örneğin bir tarihsel vakada; önceleri bağımsız devletlerin uluslararası bir antlaşmayla bir araya geldikleri, her üyenin birlikten ayrılma hakkını mahfuz tuttuğu ve ortak karar organının aldığı kararların ancak üye devletlerin kendi parlamentolarınca onaylandığında o devletin vatandaşları üzerinde geçerlilik kazandığı bir yapıdan bahsedilmektedir. İlerleyen yıllarda bu yapı, kurucu bir anayasayla yeniden şekillenmiş, üye devletlerin uluslararası hukuk kişiliği sona ermiş ve merkezî iktidar doğrudan doğruya birlik vatandaşları üzerinde hukuki işlem yapma yetkisi kazanmıştır.
Bu süreçte gerçekleşen konfederasyondan federal devlete geçiş aşamasında, yeni siyasal modeli eskisinden ayıran ve federalizmin temelini oluşturan en belirleyici hukuki-siyasal kanıt aşağıdakilerden hangisidir?
- AÜye birimlerin egemenlik haklarını anayasal olarak paylaşmak yerine, tüm yasama ve yürütme yetkilerini tamamen merkezî devlete devretmesi
- Birliğin hukuki dayanağının uluslararası bir antlaşmadan anayasaya dönüşmesi ve merkezî iktidarın kararlarının bireyler üzerinde doğrudan etki (doğrudanlık) kazanmasıAnswer
- CMerkezî yönetimin üye devletler üzerinde meşru bir otorite kurmak yerine, salt fiilî bir zorlama ve askerî iktidar tekeliyle birliği ayakta tutması
- DMerkezî kararların meşruiyetinin, anayasal ve toplumsal bir rızadan ziyade, salt devletler arası antlaşmaların usuli yasallığına dayandırılması
- EYeni kurulan merkezî yapının, uluslararası hukukun getirdiği sınırlamalardan bütünüyle muaf ve mutlak bir egemenlik kapasitesine ulaşması