X ülkesinde anayasayı değiştirme ve her türlü yasayı yapma yetkisi yalnızca parlamentoya aittir; yargı organlarının meclis kararlarını içerik yönünden denetleme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak parlamento, toplumun büyük bir kesiminin karşı çıktığı tartışmalı bir yasayı kabul ettikten sonra, ülke çapında başlayan kitlesel eylemler ve sivil itaatsizlik neticesinde söz konusu yasayı yürürlükten kaldırmak ve erken seçime gitmek zorunda kalmıştır.
Siyaset bilimi literatürüne göre; parlamentonun yasa yapma konusundaki nihai anayasal gücü ile seçmen kitlesinin bu gücün kullanımına yön veren ve kararları fiilen geri aldıran üstünlüğü dikkate alındığında, bu durum aşağıdaki kavramsal ayrımlardan hangisiyle en iyi açıklanır?
- Hukuki egemenlik ile siyasi egemenlikAnswer
- BYasallık ile toplumsal meşruiyet
- Cİktidarın fiili gücü ile meşru otorite
- DEgemenliğin mutlaklığı ile insan haklarının sınırlayıcılığı
- EÇoğunlukçu demokrasi ile çoğulcu demokrasi
Answer
Hukuki egemenlik ile siyasi egemenlik kavramlarını içeren seçenektir.
Doğru yanıt, parlamentonun yasa yapma yetkisi ile halkın nihai iradesi arasındaki ilişkiyi 'Hukuki egemenlik ile siyasi egemenlik' olarak tanımlayan seçenektir. Siyaset biliminde (özellikle İngiliz anayasa hukukçusu A.V. Dicey'in kavramsallaştırmasında), hiçbir hukuki sınırla bağlı olmayan ve yasa yapma tekelini elinde bulunduran kuruma 'hukuki egemen' denir. Ancak bu hukuki egemen, aldığı kararlarda nihai olarak toplumun (seçmenlerin) iradesine, yani 'siyasi egemen'e boyun eğmek zorundadır. Verilen senaryoda parlamentonun tartışmasız anayasal yetkisi hukuki egemenliği, halkın sivil itaatsizlikle yasayı geri çektiren gücü ise siyasi egemenliği temsil etmektedir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Hukuki ve Siyasi Egemenlik Ayrımı