Kamu politikası literatüründe aktörler; politikayı başlatma, tasarlama veya denetleme yetkilerine göre sınıflandırılmaktadır. Yasama ve yürütme organları toplumsal bir soruna çözüm üretmek amacıyla kendi inisiyatifleriyle (resen) harekete geçebilirken; yargı organının bir düzenleme veya uygulama hakkında karar verebilmesi için mutlaka o konuyla ilgili bir davanın açılmış olması gerekmektedir.
Bu durum, yargı organının kamu politikası sürecindeki hangi temel karakteristiğini ortaya koymaktadır?
- Reaktif (tepkisel) bir aktör olmasıAnswer
- BPolitika girişimcisi rolünü üstlenmesi
- CGayriresmi aktör statüsünde bulunması
- DPolitika formülasyonu sürecini yönetmesi
- EUygulama aşamasında yürütme ile hiyerarşik bağ kurması
Answer
Yargı organının politika sürecine dahil olabilmesi için bir davanın açılmasına ihtiyaç duyması, onun reaktif (tepkisel) bir aktör olduğunu gösterir.
Kamu politikası sürecinde yasama, yürütme ve bürokrasi, toplumsal ihtiyaçları gözlemleyerek kendiliğinden harekete geçme (proaktif) yetkisine sahiptir. Ancak yargı organı, 'adil yargılanma' ve 'tarafsızlık' ilkeleri gereği ancak önüne gelen somut bir dava üzerinden kararlarını açıklar. Bu pasif ve beklemeye dayalı konum literatürde 'reaktif aktör' olarak tanımlanır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Yargı organının kamu politikası sürecindeki reaktif (tepkisel) niteliği.
Practice More
Yargı organının iptal kararları yoluyla politikayı nasıl 'olumsuz yasa koyucu' sıfatıyla etkileyebileceğini araştırınız.
Estimated Time:50s