Modernleşme sürecindeki bir devlette, yeni bir anayasa kabul edilmiş ve idari teşkilat tamamen hukuki metinlere göre yeniden düzenlenmiştir. Yöneticiler, yetkilerini anayasadan aldıklarını ve tamamen rasyonel kurallar çerçevesinde hareket ettiklerini iddia etmektedir. Ancak sahada yapılan bağımsız sosyolojik araştırmalar; halkın yasalara ve idarecilere itaat etmesinin asıl nedeninin kanunların akılcılığına ve evrenselliğine duyulan inanç değil, söz konusu yöneticilerin yüzyıllardır bölgede nüfuz sahibi olan soylu ailelerin mensupları olmaları ve yerel dini ritüellerdeki tartışılmaz konumları olduğunu ortaya koymuştur.
Siyaset bilimi literatüründeki iktidar ve meşruiyet yaklaşımları dikkate alındığında, bu ülkedeki siyasal ve idari yapı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- Yönetimin şeklen hukuki bir çerçeveye sahip olmasına karşın, itaat pratiğinin temelinde sosyolojik açıdan geleneksel otorite meşruiyeti bulunmaktadır.Answer
- Bİdari işlemler yazılı anayasaya dayandırıldığı için, halkın inancından ve saiklerinden bağımsız olarak sistemin meşruiyet kaynağı bütünüyle yasal-rasyoneldir.
- CHalkın boyun eğmesi rasyonel kurallara dayanmadığı için, bu durum meşru bir otoriteyi değil, salt yaptırım tehdidine ve kaba kuvvete dayalı bir iktidar ilişkisini ifade eder.
- DYöneticilerin köklü ailelerden gelerek ayrıcalıklarını korumaları, ülkedeki siyasal alt kültürlerin zamanla egemen kültürü tamamen dönüştürüp yok ettiğinin kanıtıdır.
- EKanunlara itaat edilirken yerleşik inançların ön planda tutulması, Almond ve Verba'nın modelindeki rasyonel katılımcı siyasal kültürün ülkede kök saldığını gösterir.