Sosyoloji Tarihi ve Kuramları
186 questions
Bir kamu kurumunda görev yapan sosyal hizmet uzmanı, sosyo-ekonomik destek başvurusu yapan bir aileyi evinde ziyaret etmektedir. Uzman, görüşme sırasında ailenin giyimini, evin düzenini ve konuşma üslubunu zihnindeki 'ihtiyaç sahibi aile' kalıplarıyla kıyaslayarak anlamlandırmaktadır. Görüşme boyunca mesleki ciddiyetini koruyarak otoriter ama yardımsever bir profil çizen uzman, bir yandan da toplumun bir memurdan beklediği tutumları düşünerek hareketlerini denetlemektedir. Ziyaret sonrasında uzman, ailenin kendi 'hayat dünyası' içerisinde geliştirdiği özgün stratejileri raporuna yansıtmıştır.
Bu senaryoda geçen eylemlerin mikro-sosyolojik analiziyle ilgili aşağıdakilerden hangisi hatalıdır?
Jürgen Habermas, modern toplumun yapısını analiz ederken 'sistem' ve 'yaşam dünyası' arasında bir ayrım yapar. Sistem; ekonomi ve devlet bürokrasisi gibi stratejik ve araçsal eylemlerin egemen olduğu, paranın ve gücün diliyle işleyen alanları kapsarken; yaşam dünyası, özneler arası dilsel iletişim ve uzlaşma yoluyla toplumsal bütünleşmenin sağlandığı kültür, kişilik ve toplum gibi alanları ifade eder. Habermas'a göre modernite krizinin temelinde, paranın ve idari gücün (sistemik rasyonalite) bu iletişimsel alanlara sızarak onları verimlilik, hesaplanabilirlik ve kontrol mantığına göre yeniden düzenlemesi yatar.
Buna göre Habermas, sistemin rasyonalitesinin yaşam dünyasını istila ederek iletişimsel uzlaşma zeminini tahrip etmesi sürecini aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklar?
Geleneksel siyaset teorisindeki 'hakimiyet' (sovereignty) odaklı bakışı eleştiren Michel Foucault, modern dönemle birlikte iktidarın doğasının radikal bir biçimde değiştiğini savunur. Ona göre iktidar artık 'can alma' gücü yerine 'yaşamı yönetme, düzenleme ve optimize etme' (biyo-iktidar) prensibi üzerinden işlemektedir. Bu yeni iktidar biçimi, hukuk normlarından ziyade uzmanlık bilgisine ve disipliner tekniklere dayanır. Foucault'nun bu perspektifi doğrultusunda, modern toplumlarda 'iktidar ve bilgi' (power/knowledge) arasındaki ilişki hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Karl Marx’ın tarihsel materyalist yaklaşımına göre, bir toplumun ekonomik yapısını oluşturan 'altyapı', hukuk ve siyaset gibi 'üstyapı' kurumlarını şekillendirmektedir. Egemen sınıf, üstyapı aracılığıyla kendi çıkarlarını tüm toplumun ortak çıkarıymış gibi sunan bir ideoloji üretir. Bu durum, işçi sınıfının kendi sömürülme koşullarını fark etmesini ve bir sınıf bilinci geliştirmesini engeller.
Bu parçada ifade edilen; işçi sınıfının içinde bulunduğu nesnel durumu kavrayamaması ve egemen sınıfın dünya görüşünü benimsemesi durumu aşağıdaki kavramlardan hangisi ile tanımlanır?
Klasik modern dönemde iktidar genellikle ekonomik mülkiyet veya kaba kuvvet kullanımıyla ilişkilendirilirken; çağdaş sosyoloji kuramcıları, tahakkümün daha ince ve örtük biçimlerine odaklanmıştır. Pierre Bourdieu’ya göre, eğitim sistemi ve kültürel kurumlar aracılığıyla bireylerin habitus’larına işlenen egemen sınıf değerleri, toplumsal hiyerarşiyi meşrulaştırarak kültürel sermayenin eşitsiz dağılımını 'doğal yetenek farkı' gibi gösterir. Bu durumda tahakküm, doğrudan bir baskıyla değil, yönetilenin bu durumu 'doğru' olarak kabul etmesiyle işler. Bourdieu'nun, toplumsal eşitsizliğin sürdürülmesinde bu içselleştirilmiş ve 'meşru' kabul edilen baskı mekanizmasını tanımlamak için kullandığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Auguste Comte, pozitivist felsefesinde toplumu bir organizma gibi ele alarak sosyolojiyi 'sosyal fizik' başlığı altında iki temel kategoriye ayırmıştır. Comte'un 'Düzen ve İlerleme' (L'ordre et le progrès) ilkesiyle doğrudan ilişkili olan bu ayrım ve içerdiği kavramlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirmedir?
Karl Marx, toplumsal yapıların tarihsel dönüşümünü üretim tarzlarındaki içsel dinamiklerle açıklar. Marx'a göre, üretim güçleri (teknoloji, iş gücü, araç-gereç) ile üretim ilişkileri (mülkiyet biçimleri, sınıf yapısı) arasındaki diyalektik etkileşim belirli bir noktada çatışmaya dönüşür.
Buna göre Marx'ın çatışmacı kuramında, toplumsal devrimi ve köklü yapısal değişimi tetikleyen temel durum aşağıdakilerden hangisidir?
Emile Durkheim, toplumsal gelişimi "mekanik dayanışma"dan "organik dayanışma"ya doğru bir evrim olarak nitelendirir. Bu süreçte toplumsal iş bölümünün artması, bireyleri birbirine benzer olmaktan çıkarıp farklı uzmanlık alanlarında birbirine muhtaç hale getirirken toplumu bir arada tutan "ortak vicdanın" (kolektif bilinç) niteliğinde de köklü bir değişim meydana gelir.
Buna göre, organik dayanışmanın hakim olduğu modern toplumlarda ortak vicdanın durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Yapısal işlevselci kuramın toplumsal sistemi analiz etme biçimi ve kuramsal gelişimi dikkate alındığında;
I. Talcott Parsons’ın "AGIL" modeline göre "bütünleşme" (integration), sistemin içsel eşgüdümünü ve birliğini sağlama işlevini ifade eder.
II. Robert K. Merton, toplumsal kurumların her zaman sistemin istikrarına katkıda bulunduğu varsayımına karşı çıkarak "işlevsel olmayan" (disfonksiyon) kavramını geliştirmiştir.
III. Toplumsal denge, sınıflar arası çıkar çatışmalarının diyalektik bir süreçle sentezlenmesi sonucunda dinamik bir yapı kazanır.
ifadelerinden hangileri bu kuramın temel kabulleri veya Merton'ın kurama getirdiği açılımlar arasında yer alır?
Emile Durkheim, toplumsal evrimi mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya doğru bir gelişim süreci olarak nitelendirir. Bu süreçte, bireysel bilinçlerin üzerinde yer alan ve toplumu bir arada tutan 'ortak vicdan'ın (kolektif bilinç) niteliğinde yaşanan değişime ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Aydınlanma rasyonalizminin etkisiyle toplumsal yapıyı pozitif bilimlerin yöntemleriyle analiz etmeye çalışan ve sosyolojinin kuramsal temellerine "sosyal fizyoloji" kavramıyla katkıda bulunan; toplumun geleceğini bilim insanları ve sanayicilerin yönetimindeki bir endüstri düzeninde gören düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber'in rasyonelleşme kuramında "formal rasyonellik" ve "maddi rasyonellik" ayrımı merkezi bir yer tutar. Formal rasyonellik; eylemlerin teknik olarak hesaplanabilir kurallar, yasalar ve prosedürler çerçevesinde yürütülmesini ifade ederken; maddi rasyonellik, eylemlerin toplumsal adalet, etik değerler veya genel refah gibi nihai amaçlar sistemine göre yönlendirilmesini içerir.
Buna göre, modern bürokratik bir kurumda işlemlerin sadece önceden belirlenmiş teknik yönetmeliklere uygunluk açısından denetlenmesi, ancak bu sürecin kurumun temel varlık amacı olan kamu hizmeti ve toplumsal hakkaniyet gibi değerleri işlevsiz kılması durumu aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Emile Durkheim'a göre toplumsal iş bölümünün karmaşıklaşması, toplumun ahlaki temelini mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya taşır. Bu süreçte ortak vicdanın dönüşümü ve hukuki yaptırımların niteliği, toplumsal düzenin sağlanmasında ve anomi riskinin yönetilmesinde belirleyici bir rol oynar. Durkheim'ın "Toplumsal İş Bölümü" kuramı çerçevesinde, mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya geçiş sürecinde ortak vicdan ve hukuk sisteminde meydana gelen değişimlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Pierre Bourdieu’nun kuramsal çerçevesinde; egemen sınıfın kültürel pratiklerinin, zevklerinin ve dilsel yetkinliklerinin eğitim sistemi tarafından 'nesnel bir başarı ölçütü' olarak kabul edilmesi, bu kültürel birikime sahip olmayan sınıfların başarısızlığının 'yetenek eksikliği' olarak görülmesine yol açar. Bu süreçte, belirli bir sınıfa ait keyfî kültürel değerlerin genelgeçer ve meşru üstünlük ölçütleri olarak dayatılması ve eşitsizliklerin hem fail hem de mağdur tarafından doğal kabul edilmesi durumu aşağıdakilerden hangisiyle açıklanmaktadır?
Max Weber'in sosyolojik analizde kullandığı "ideal tip" (ideal type) kavramı, toplumsal gerçekliğin karmaşıklığını sistematik hale getirmek amacıyla geliştirilmiş metodolojik bir araçtır. Buna göre, Weber'in "ideal tip" kavramının niteliği ve işleviyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Emile Durkheim, toplumsal evrimi iş bölümündeki artışa paralel olarak mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya geçiş olarak açıklar. Bu süreçte "ortak vicdan" (collective conscience) yok olmaz ancak yapısal bir dönüşüme uğrar. Durkheim’ın bu dönüşüme dair analizleri dikkate alındığında, organik dayanışmanın hakim olduğu modern toplumlarda ortak vicdanın durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Max Weber'e göre bürokrasi, rasyonel-yasal otoritenin en somut ve gelişmiş uygulama biçimidir. Bürokrasinin ideal tip özelliklerinden biri olan "kişisellikten uzaklık" (impersonality) ilkesi; görevlerin yürütülmesinde ve kararların alınmasında kişisel duyguların, sempatilerin veya özel bağların dışlanarak tamamen önceden belirlenmiş genel kurallara uyulmasını ifade eder.
Buna göre, bürokrasideki bu "kişisellikten uzaklık" ilkesinin temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Karl Marx'ın çatışmacı perspektifinde, üretim araçları ile kurulan ilişki bakımından aynı nesnel konuma sahip olan ancak henüz ortak çıkarlarının bilincine varmamış ve siyasal bir güç olarak örgütlü eyleme geçmemiş toplumsal kategoriyi tanımlayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Emile Durkheim, toplumsal dayanışma biçimlerini "mekanik" ve "organik" olarak ikiye ayırırken, bu ayrımı somutlaştırmak için hukuk sistemlerini temel bir gösterge olarak kullanır. Durkheim'ın analizine göre, geleneksel yapılardan modern sanayi toplumlarına geçişte dayanışmanın niteliği değişirken hukuk sisteminde de belirgin bir dönüşüm yaşanır. Buna göre, toplumsal iş bölümünün ileri düzeyde geliştiği "organik dayanışma" aşamasındaki bir toplumda aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenir?
Eleştirel Okulun temsilcileri olan Theodor Adorno ve Max Horkheimer'a göre, kültür endüstrisi ürünleri aslında standartlaştırılmış ve birbirinin benzeri olan kalıplardan ibarettir. Ancak bu endüstri, tüketicilere sunduğu küçük ve yüzeysel farklarla onlara sanki özgür bir seçim yapıyorlarmış veya kendilerine özel bir ürün tüketiyorlarmış hissi verir. Bu durum, bireyin sistemle olan uyumunu pekiştirirken eleştirel düşüncenin yerini konformizmin almasına neden olur. Horkheimer ve Adorno'nun, kültür endüstrisi ürünleri arasındaki gerçek farksızlığın üzerini örten bu 'seçme özgürlüğü' illüzyonunu tanımlamak için kullandıkları kavram aşağıdakilerden hangisidir?