Vergilemede adalet ilkesi uyarınca; aynı ödeme gücüne sahip mükelleflerin aynı vergi yüküne tabi tutulması istenirken, ödeme gücü farklı olanların ise bu farklılığa uygun şekilde vergilendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda; ailevi durumu (bakmakla yükümlü olduğu kişiler gibi) dikkate alınarak bir mükellefe 'en az geçim indirimi' sağlanması ile geliri artan mükelleften 'artan oranlı bir tarife' ile vergi alınması uygulamaları söz konusudur.
Buna göre; belirtilen bu iki uygulama sırasıyla vergilemede adaletin hangi boyutlarını temsil etmektedir?
- Sübjektif yatay adalet - Dikey adaletAnswer
- BObjektif yatay adalet - Yatay adalet
- CDikey adalet - Sübjektif yatay adalet
- DÖdeme gücü ilkesi - Faydalanma ilkesi
- EGenellik ilkesi - Dikey adalet
Answer
Sübjektif yatay adalet ve dikey adalet kavramlarının sırasıyla verildiği seçenek doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, iki uygulamayı da maliye literatüründeki teknik karşılıklarıyla eşleştirmektedir. En az geçim indirimi gibi uygulamalar, aynı gelire sahip mükellefler arasındaki 'gerçek' ödeme gücü farklarını (bakmakla yükümlü olunan kişi sayısı gibi) gözeterek sübjektif yatay adaleti sağlar. Artan oranlı vergi tarifesi ise yüksek gelirliden daha yüksek oranda vergi alarak dikey adaleti tesis eder.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Vergilemede Adalet (Yatay ve Dikey)
Hints
1
Uygulamalardan ilki aynı gelirdeki kişileri, ikincisi farklı gelirdeki kişileri hedef almaktadır.
Practice More
Ayırma ilkesinin (gelir kaynağına göre farklılaştırma) yatay adaletin hangi boyutuyla ilgili olduğunu araştırın.
Estimated Time:1m 15s