Vergilemede genellik ilkesi; vergi ödeme gücüne sahip olan herkesin; dini, dili, ırkı, cinsiyeti veya sosyal statüsü ne olursa olsun vergi yükümlülüğüne tabi tutulmasını ifade eden anayasal bir ilkedir. Ancak modern vergi hukukunda bu ilkenin mutlak bir şekilde uygulanmadığı, çeşitli düzenlemelerle kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Buna göre, vergi hukukunda yer alan 'muafiyet' ve 'istisna' uygulamalarının vergilemede genellik ilkesi ile olan ilişkisi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Muafiyet ve istisnalar, belirli sosyal ve ekonomik amaçlarla genellik ilkesinden sapma teşkil eden ve bu ilkeyi sınırlandıran düzenlemelerdir.Answer
- BBu uygulamalar, sadece benzer durumdaki mükelleflerin aynı vergiye tabi tutulmasını sağladığı için yatay adalet ilkesinin bir gereğidir.
- CMuafiyet ve istisnalar, verginin sadece hazineye gelir sağlama (fiskal) amacını gerçekleştirmek üzere tasarlanan teknik araçlardır.
- DBu düzenlemeler, verginin tahsilat sürecini kolaylaştırdığı için Adam Smith'in 'uygunluk' (iktisatlılık) ilkesinin doğrudan bir yansımasıdır.
- EMuafiyet ve istisnalar, kişilerin kamu hizmetlerinden yararlanma derecelerine göre belirlendiği için faydalanma ilkesinin bir uygulama biçimidir.
Answer
Muafiyet ve istisnalar, belirli sosyal ve ekonomik amaçlarla genellik ilkesinden sapma teşkil eden ve bu ilkeyi sınırlandıran düzenlemelerdir.
Vergilemede genellik ilkesi, vergi ödeme gücü olan herkesin vergiye tabi olmasını öngörür. Ancak kanun koyucu, sosyal devlet ilkesi veya ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda bazı mükellefleri (muafiyet) veya vergi konularını (istisna) vergi dışı tutabilir. Bu durum, genellik ilkesinin mutlaklığını sınırlayan ve bu ilkeden bir sapma teşkil eden yasal düzenlemelerdir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Vergilemede Genellik İlkesi ve Sınırları (Muafiyet ve İstisnalar)
Practice More
Vergilemede genellik ilkesi ile mali güç (ödeme gücü) ilkesi arasındaki farkları ve bu iki ilkenin Anayasa'nın 73. maddesindeki bütünleşik yapısını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s