Question

Difficulty: Very hardVergilemede Adalet İlkesi (Yatay ve Dikey Adalet)

Aşağıdaki tabloda üç farklı vergi mükellefinin yıllık gelir durumları ve kişisel özellikleri verilmiştir:

MükellefYıllık Safi KazançGelirin Niteliği (Kaynağı)Kişisel Durum
Mükellef (K)200.000200.000 TLÜcret (Bedeni Çalışma)Evli, 3 çocuklu
Mükellef (L)200.000200.000 TLRant (Taşınmaz Kirası)Bekar
Mükellef (M)750.000750.000 TLTicari KazançBekar

Modern maliye teorisinde yer alan vergilemede adalet ilkesi ve bu ilkenin uygulama araçları dikkate alındığında, yukarıdaki mükelleflerin vergilendirilmesine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi teorik olarak yanlıştır?

  1. A
    (K) ve (L) mükelleflerinin aynı miktar gelire sahip olmalarına rağmen, (K)'nın ailevi yükümlülükleri nedeniyle daha düşük vergilendirilmesi 'sübjektif yatay adalet' ilkesinin bir gereğidir.
  2. B
    (K) mükellefinin gelirinin emeğe dayanması sebebiyle (L)'ye göre daha düşük efektif vergi yüküne tabi tutulması, 'ayırma ilkesi' aracılığıyla adaletin sağlanmasına yönelik bir uygulamadır.
  3. C
    (M) mükellefinin (L)'ye oranla daha yüksek bir marjinal vergi oranına tabi tutulması, ödeme gücü farklı olanların farklı vergilendirilmesini öngören 'dikey adalet' ilkesiyle uyumludur.
  4. (K)'ya uygulanan çocuk indirimi ve ayırma ilkesi uygulamaları; mükellefin kamu hizmetlerinden daha fazla yararlandığı varsayımına dayanan 'faydalanma ilkesi' uyarınca dikey adaletin bir yansımasıdır.Answer
  5. E
    (L) ve (M) arasındaki vergi yükü farkının belirlenmesinde kullanılan 'eşit mutlak fedakarlık' yaklaşımı, teorik olarak her zaman artan oranlı bir vergi tarifesini zorunlu kılmaz.

Answer

Mükellef (K)'ya uygulanan çocuk indirimi ve ayırma ilkesinin faydalanma ilkesine ve dikey adalete dayandırıldığı seçenek teorik olarak yanlıştır; zira bu araçlar ödeme gücü ilkesinin sübjektif yatay adalet boyutuna hizmet eder.
Doğru yanıt olan seçenek hatalıdır çünkü çocuk indirimi ve ayırma ilkesi (gelirin emeğe veya sermayeye dayanması), vergilemede 'ödeme gücü' ilkesinin birer gereğidir, 'faydalanma ilkesi'nin değil. Ayrıca bu araçlar, aynı gelir miktarına sahip bireyler arasındaki adaleti sağlamayı amaçladığı için 'yatay adaletin' sübjektif boyutuyla ilgilidir; farklı gelir grupları arasındaki adalet olan 'dikey adalet' kapsamında değerlendirilmezler.

Step-by-Step Solution

1
Mükellef (K) ve (L) arasındaki ilişkiyi analiz etme
Miktarlar aynı (200.000200.000 TL), nitelik ve kişisel durumlar farklı.
Yatay adalet ilkesi kapsamına girer; kişisel durumlar gözetildiğinde sübjektif, gözetilmediğinde objektif adalet adını alır.
2
Mükellef (L) ve (M) arasındaki ilişkiyi analiz etme
Gelir miktarları farklı (200.000200.000 TL vs 750.000750.000 TL).
Ödeme gücü farklılığına dayalı adalet, dikey adalet ilkesi kapsamında artan oranlılık (progresyon) ile sağlanır.
3
Araçların teorik temelini sorgulama
Çocuk indirimi ve ayırma ilkesi 'ödeme gücü' ilkesinin araçlarıdır.
Faydalanma (hizmet karşılığı) ilkesi, alınan kamu hizmeti miktarına göre vergi ödenmesini savunur ki bu sosyal adalet anlayışıyla (indirimlerle) çelişir.

Key Concept

Vergilemede adalet ilkesinin yatay (aynı ödeme gücü) ve dikey (farklı ödeme gücü) boyutları arasındaki ayrım.
Estimated Time:3m 0s
Rate this question