Modern bütçe teorisinde "adem-i tahsis" (yerindelik) ilkesinin en bariz istisnasını oluşturan fon uygulamaları, belirli gelir kalemlerinin belirli harcamalara doğrudan bağlanması () esasına dayanır. sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu sonrası büyük ölçüde "özel gelir" mekanizmasına dönüştürülen bu yapının, kamu mali yönetimi ve bütçe disiplini açısından yarattığı en temel teorik ve pratik sakınca aşağıdakilerden hangisidir?
- Ödeneklerin sadece belirlenen amaç için kullanılabilmesi nedeniyle bütçe harcamalarında katılık (rijidite) yaratması ve kaynakların ihtiyacın arttığı diğer alanlara kaydırılmasını zorlaştırarak bütçe birliğini zayıflatması.Answer
- BBu gelirlerin yapısal olarak "harç" niteliğinde kabul edilmesi ve sadece hizmetten doğrudan yararlananlardan alınması nedeniyle dikey adaleti (ödeme gücü ilkesini) tamamen ortadan kaldırması.
- CToplanan paraların doğrudan özerk mesleki kuruluşların veya sosyal güvenlik kurumlarının hesaplarına aktarılması nedeniyle "parafiskal" bir yapıya bürünerek genel bütçe denetimi dışına çıkması.
- DFon kaynaklarının sadece savaş ve doğal afet gibi "olağanüstü" durumlarda devreye girmesi nedeniyle, bütçede sürdürülebilir bir mali planlama yapılmasına engel teşkil etmesi.
- EKatılımın tamamen "iradi" (gönüllü) esasa dayalı olması sebebiyle, devletin bütçe gelir tahminlerinde büyük sapmalara ve finansman açıklarına yol açması.
Answer
Fon uygulamalarının veya bütçe içi özel gelirlerin en temel sakıncası, ödeneklerin sadece belirlenen amaca özgülenmesi () nedeniyle bütçede harcama katılığı yaratması ve bütçe birliğini bozmasıdır.
Fon uygulamalarının özünde yer alan 'ad-tahsis' mekanizması, bütçenin genel havuz sistemini devre dışı bırakır. Bu durum, kaynakların sadece belirli bir amaç için kilitlenmesine neden olarak bütçenin esnekliğini yok eder ve mali kriz veya acil durumlarda kaynakların verimli alanlara kaydırılmasını engelleyerek bütçe birliğini (ünite) zayıflatır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Ad-Tahsis ve Bütçe Katılığı