Kamu borçlanması, şekilsel olarak devlet ile alacaklılar arasında serbest iradeye dayalı bir sözleşme (akit) gibi görünse de, niteliği itibarıyla özel hukuktaki borç ilişkilerinden ayrılır. Devletin, kamu yararı gerekçesiyle borç ilişkisine sonradan tek taraflı müdahalelerde bulunabilmesi, kamu borçlarının hukuki statüsüne ilişkin doktrindeki tartışmaların ana eksenini oluşturur.
Kamu borçlarının hukuki niteliğine ilişkin "Sözleşme (Akit)" ve "Egemenlik" teorileri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi kamu borçlanmasını özel borçlanmadan ayıran bu özgün yapıyı en doğru biçimde ifade etmektedir?
- Borç ilişkisinin başlangıcında tarafların irade serbestisi geçerli olsa da, devletin üstün kamu gücüne (jus imperii) dayanarak ödeme koşullarında tek taraflı değişiklik yapabilme yetkisi, bu ilişkinin bütünüyle özel hukuk kurallarına tabi olmadığını gösterir.Answer
- BKamu ve özel borçlanmanın hukuki yapısı tamamen aynı olup, her ikisinde de temel amaç kar maksimizasyonu olduğundan, devletin piyasa kuralları dışında egemenlik yetkisini kullanarak sözleşmeye müdahale etmesi imkânsızdır.
- CDevletin egemenlik yetkisine dayanarak borç ödemelerini geçici olarak durdurması hukuken mutlak borç reddi (repudiasyon) anlamına geldiğinden, sözleşme teorisine göre bu eylem hiçbir şekilde meşru kabul edilemez.
- DEgemenlik teorisi kapsamında devletin piyasa faizlerinin düşmesi sonucu borcun vadesini uzatması "konversiyon", faiz yükünü hafifletmek amacıyla faiz oranlarını indirmesi ise "tahkim" olarak adlandırılan meşru tek taraflı işlemlerdir.
- EKamu borç sözleşmeleri yapıldıktan sonra hiçbir şekilde değiştirilemeyeceğinden, devletin egemenlik gücünü kullanarak artan borç yükünü hafifletebilmesinin yegane yasal yolu beklenmedik enflasyon yaratarak zımni itfa sağlamasıdır.
Answer
Kamu borçlanmasının başlangıçta irade serbestisine dayanmasına rağmen, devletin sonradan egemenlik gücünü kullanarak tek taraflı tasarruflarda (koşul değişikliklerinde) bulunabilmesi, bu ilişkinin bütünüyle özel hukuk kurallarına tabi olmadığını ifade eden yaklaşım doğru yanıttır.
Kamu borçlanması, alacaklının kendi iradesiyle borç vermesi yönüyle bir sözleşme niteliği taşır. Ancak devlet, sözleşmenin tarafı olan normal bir borçludan farklı olarak 'egemenlik gücüne' (jus imperii) sahiptir. Kamu yararının gerektirdiği olağanüstü durumlarda devlet, yasama yetkisini kullanarak borcun vadesini uzatabilir (tahkim) veya faiz oranını düşürebilir (konversiyon). Borç ilişkisinin özel borçlardan ayrıldığı bu durum, kamu borcunun salt bir özel hukuk sözleşmesi olmadığını, idari/kamusal ayrıcalıklar barındıran özgün bir niteliğe sahip olduğunu gösterir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Kamu borçlarının sözleşme ve egemenlik teorileri bağlamında hukuki niteliği, tek taraflı müdahale yetkisi
Estimated Time:2m 0s