Maliye teorisinde vergilemede adalet ilkesinin hayata geçirilmesi sürecinde, mükelleflerin ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak geliştirilen aşağıdaki iki uygulama ele alınmaktadır:
I. Yıllık safi kazancı TL olan iki mükelleften; bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri bulunan mükellefe, bekar olan mükellefe göre çeşitli indirimler yoluyla daha düşük bir efektif vergi yükü yüklenmesi.
II. Artan oranlı vergi tarifesi uyarınca, geliri daha yüksek olan mükelleflerin, düşük gelirli mükelleflere oranla daha yüksek bir vergi oranına tabi tutulması.
Bu uygulamalar sırasıyla vergilemede adaletin hangi boyutlarını ifade etmektedir?
- Subjektif yatay adalet - Dikey adaletAnswer
- BObjektif yatay adalet - Dikey adalet
- CDikey adalet - Objektif yatay adalet
- DSubjektif dikey adalet - Yatay adalet
- EGenellik ilkesi - Eşitlik ilkesi
Answer
İlk uygulama, aynı gelir düzeyindeki kişilerin kişisel/sosyal durumlarının gözetilmesi nedeniyle 'Subjektif Yatay Adalet'; ikinci uygulama ise farklı ödeme gücüne sahip olanların farklılaştırılması nedeniyle 'Dikey Adalet' olarak tanımlanır.
Doğru yanıt olan seçenek, maliye teorisindeki teknik tanımlara tam uyum sağlar. Aynı safi kazanca sahip mükelleflerden bakmakla yükümlü olduğu kişiler olanlara sağlanan avantaj 'subjektif yatay adalet' ilkesinin sonucudur. Artan oranlı tarife ile ödeme gücü yüksek olandan daha fazla pay alınması ise 'dikey adalet' ilkesinin temel mekanizmasıdır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Vergilemede adalet; yatay adalet (aynı gelire aynı vergi) ve dikey adalet (farklı gelire farklı vergi) olarak ikiye ayrılır. Yatay adalet ise objektif (sadece gelir) ve subjektif (gelir + sosyal durum) olarak alt kırılımlara sahiptir.
Estimated Time:1m 30s