Bir mükellef, yasal defterlerinde yer alan bir borç kaydının aslında gerçek bir ticari borcu temsil etmediğini, bu kaydın sadece finansal tabloları farklı göstermek amacıyla oluşturulmuş bir 'hatır senedi' niteliğinde olduğunu ileri sürerek adına yapılan tarhiyata karşı dava açmıştır. Mükellef, bu iddiasını ispatlamak amacıyla vergi mahkemesinden ilgili senedin tarafı olan kişinin tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir.
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun . maddesinde düzenlenen ispat ve delil hükümleri dikkate alındığında, bu uyuşmazlıkla ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- AVergi hukukunda delil serbestliği asıl olduğu için, mükellefin ticari defterlerinde yer alan bir kaydın aksini sadece tanık beyanıyla ispatlaması hukuken yeterli ve geçerli bir yoldur.
- İktisadi ve ticari icaplara uymayan bir durum (hatır senedi) ileri sürüldüğünden ispat yükü bunu iddia eden mükellefe aittir; ancak vergi hukukunda tanık beyanı, defter kayıtları gibi tevsik edici belgelerin aksini ispatlamada tek başına yeterli kabul edilmez.Answer
- CVergi yargılamasında 'kamu yararı' ilkesi gereği, mükellefin kendi kayıtları aleyhine ileri sürdüğü iddiaların doğruluğunu araştırma ve ispatlama yükümlülüğü tamamen vergi idaresinin üzerindedir.
- DTanık beyanları, vergi mahkemelerinde 'yazılılık' ilkesi gereği hiçbir aşamada delil olarak değerlendirilmediğinden, mükellefin tanık dinletme talebi mahkemece usulden reddedilmelidir.
- EMükellef, kendi imzasını taşıyan ve usulüne uygun tutulan defter belgelerle çelişen bir iddiada bulunduğu için, 'dürüstlük kuralı' gereği bu durumun aksini hiçbir delille ispat etme hakkına sahip değildir.
Answer
İktisadi ve ticari icaplara uymayan bir durumun iddia edilmesi halinde ispat yükü bunu iddia eden tarafa aittir ve tanık beyanı tek başına yazılı delillerin aksini ispatta yeterli değildir.
Vergi hukukunda ispat yükü kural olarak iddiayı ileri süren tarafa aittir. Özellikle mükellefin kendi tuttuğu yasal defter ve belgelerdeki kayıtların aksini (örneğin bir borcun gerçek olmadığını) ileri sürmesi, ticari icaplara aykırı bir durumun iddiası niteliğindedir ve bu durum mükellef tarafından ispatlanmalıdır. Ancak sayılı VUK'un . maddesi uyarınca, tanık beyanı sadece vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık olması şartıyla bir delildir ve vergi yargılamasında yerleşik anlayış gereği, yazılı bir belgenin veya defter kaydının aksini ispatlamak için tek başına yeterli görülmez.
Step-by-Step Solution
Key Concept
VUK Madde 3/B - İspat Külfeti ve Delil Serbestliği Sınırları
Estimated Time:2m 0s