Güvenlik ikileminin (security dilemma) şiddetini belirleyen "saldırı-savunma dengesi"ne (offense-defense balance) dair savunmacı realizm (defansif realizm) varsayımları dikkate alındığında; aşağıdakilerden hangisi uluslararası sistemde istikrarı artıran ve devletler arasındaki çatışma riskini azaltan bir durumdur?
- ASaldırı ve savunma amaçlı askeri yeteneklerin teknik olarak birbirinden ayırt edilmesinin imkânsız olması
- Savunma teknolojilerinin ve coğrafi konumun, saldırı kapasitesine karşı belirgin bir maliyet ve etkinlik avantajı sağlamasıAnswer
- CUluslararası kurumların devletler üzerindeki yaptırım gücünün askeri kapasitelerden daha üstün hale gelmesi
- DSaldırı amaçlı askeri stratejilerin, savunma hatlarını yarmada savunma stratejilerinden daha az maliyetli olması
- EDevletlerin iç siyasal yapılarındaki ideolojik benzerliklerin sistemin anarşik yapısından daha etkili olması
Answer
Savunma teknolojilerinin ve coğrafi konumun saldırı kapasitesine karşı avantaj sağlaması, güvenlik ikilemini hafifleterek istikrarı artırır.
Savunmacı realizme göre uluslararası sistem her zaman çatışmaya gebe değildir; özellikle 'savunma avantajlı' olduğu dönemlerde istikrar hakim olur. Eğer bir devlet kendini savunmak için harcadığı 1 birim kaynakla, rakibinin 3 birimlik saldırı kapasitesini dengeleyebiliyorsa (maliyet avantajı), bu durum saldırganlığın rasyonalitesini azaltır ve statükoyu güçlendirir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Saldırı-Savunma Dengesi (Offense-Defense Balance)
Hints
1
Savunmacı realizm, her zaman güce değil, 'yeterli' güvenlik seviyesine odaklanır.
2
Güvenlik ikileminin hafiflemesi için niyetlerin ve kapasitelerin 'savunma' odaklı olduğu netleşmelidir.
3
Robert Jervis'in teorisinde istikrar, savunmanın saldırıya üstün geldiği ve silahların ayırt edilebildiği durumlarda maksimize olur.
Practice More
Stephen Walt'un 'Tehdit Dengesi' (Balance of Threat) kavramını çalışarak dengeleme davranışının neden sadece güce değil niyetlere de dayandığını inceleyin.
Estimated Time:1m 30s