Question

Difficulty: Mediumİnşacılığın Doğuşu ve Temel Varsayımları

Uluslararası ilişkiler disiplinindeki "Üçüncü Tartışma" (Rasyonalizm-Yansımacılık tartışması) bağlamında ana akım teorilere bir tepki olarak gelişen İnşacılık (Konstrüktivizm); Alexander Wendt, Nicholas Onuf ve Friedrich Kratochwil gibi düşünürlerin katkılarıyla şekillenmiştir. Bu yaklaşım, dönemin hakim teorileri olan Neorealizm ve Neoliberalizmin paylaştığı ortak rasyonalist ve materyalist varsayımlara ciddi eleştiriler yöneltmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi İnşacılığın doğuş sürecinde söz konusu ana akım teorilere yönelttiği temel eleştirilerden ve kendi temel varsayımlarından biridir?

  1. Uluslararası sistemin anarşik yapısı, devletlerin davranışlarını önceden belirleyen değişmez ve maddi bir gerçeklik değil, aktörlerin karşılıklı etkileşimleriyle şekillenen toplumsal bir kurgudur.Answer
  2. B
    Uluslararası anarşi, doğası gereği devletleri sürekli bir güvenlik ikilemine iten, hayatta kalma güdüsünü dayatan nesnel ve kaos odaklı bir yapıdır.
  3. C
    Uluslararası ilişkilerin temelini, devletlerin verili olan kimliklerinden ziyade, rasyonel hesaplamalarla elde etmeye çalıştıkları mutlak kazanç arayışı oluşturur.
  4. D
    Disiplinin asıl odak noktası anarşik sistemden ziyade, egemen devletlerin ortak kurallar ve değerler etrafında oluşturduğu 'uluslararası toplum' olmalıdır.
  5. E
    Teorinin temel amacı, Birinci Büyük Tartışma'da İdealizmin savunduğu normatif değerleri Realizmin güç politikalarına karşı yeniden canlandırmaktır.

Answer

İnşacılığın (Konstrüktivizmin) en temel varsayımı, anarşinin nesnel ve maddi bir veri olmadığı, aktörlerin (devletlerin) karşılıklı etkileşimleriyle şekillenen toplumsal (sosyal) bir kurgu olduğudur.
İnşacılık, uluslararası ilişkilerde materyalist ve rasyonalist yaklaşımların aksine yapıların (özellikle anarşinin) maddi olmaktan ziyade sosyal olduğunu savunur. Alexander Wendt'in ünlü 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' (Anarchy is what states make of it) argümanı bu durumun özetidir. İnşacılığa göre devletlerin kimlikleri ve çıkarları verili (doğuştan gelen veya değişmez) değildir; uluslararası sistemdeki kurumlar, normlar ve karşılıklı pratikler sonucunda sürekli olarak inşa edilir. Doğru ifade bu temel felsefeyi eksiksiz bir şekilde tanımlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Sorunun bağlamını ve istenen bilgiyi analiz etme.
Soru, İnşacılığın (Konstrüktivizm) Neorealizm ve Neoliberalizme karşı çıkış noktasını ve kendi temel ontolojik varsayımını sormaktadır.
Doğru yanıtı bulmak için İnşacılığın diğer ana akım rasyonalist teorilerden ayrıştığı ana noktayı belirlemek gerekir.
2
Neorealizm ve Neoliberalizmin ortak varsayımını tanımlama.
Her iki teori de uluslararası anarşiyi devletlerin davranışlarını kısıtlayan dışsal, değişmez ve nesnel/maddi bir yapı olarak kabul eder. Devletlerin kimlik ve çıkarları bu yapı tarafından önceden belirlenmiş (verili) kabul edilir.
Eleştirilen görüşün netleştirilmesi, inşacı tezin farkını ortaya koymak için zorunludur.
3
İnşacılığın bu görüşe karşı getirdiği temel argümanı seçeneklerde arama.
Alexander Wendt ve Nicholas Onuf gibi düşünürlerin vurguladığı üzere anarşi, devletlerin kendi pratikleri ve söylemleriyle yarattığı toplumsal bir olgudur. Bu ifadeyi tam olarak yansıtan seçenek belirlenir.
İnşacılığın 'sosyal inşa' ve 'anarşinin ne anlaşıldığına bağlı olduğu' prensipleri teorinin temel taşıdır.

Key Concept

İnşacılık (Konstrüktivizm) ve Sosyal İnşa
Rate this question