Question

Difficulty: Very hardİnşacılığın Doğuşu ve Temel Varsayımları

Uluslararası ilişkiler teorisinde 1980'lerin sonunda yaşanan "Üçüncü Tartışma" (Rasyonalizm-Yansımacılık) sürecinde, rasyonalist ana akım teorilerin (Neorealizm ve Neoliberalizm) benimsediği maddi kapasite odaklı ve metodolojik bireyselci ontolojiye yönelik en köklü eleştiriyi getiren inşacı (konstrüktivist) yaklaşım; uluslararası gerçekliğin toplumsal olarak inşa edildiğini savunur.

İnşacı yaklaşımın bu temel ontolojik kopuşu ve doğuş varsayımları dikkate alındığında, uluslararası yapı ve faillerin (devletlerin) bu yapı içindeki konumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  1. A
    Uluslararası yapı, faillerin davranışlarını kısıtlayan nesnel ve maddi bir güç dengesidir; kimlikler ise bu yapı içindeki rasyonel eylemlerin meşrulaştırıcı araçlarıdır.
  2. B
    Devletlerin çıkarları, anarşik sistemin doğası gereği hayatta kalma ve güvenlik arayışı çerçevesinde evrensel ve değişmez bir şekilde önceden (verili) belirlenmiştir.
  3. Uluslararası yapı, maddi güç unsurlarının ötesinde öznelerarası bir anlam haritasıdır; bu nedenle maddi kapasiteler ancak faillerin kimlikleri ve birbirlerine yönelik beklentileri üzerinden bir anlam ve işlev kazanır.Answer
  4. D
    Uluslararası sistem, devletlerin egemenlik ve barış arayışı doğrultusunda rasyonel bir şekilde inşa ettikleri toplumsal bir sözleşme ve hukuki normlar bütünüdür.
  5. E
    Yapısal anarşi, devletler arasında kaçınılmaz bir rekabet ve güvensizlik doğurur; ancak devletler bu yapıyı rasyonel seçimler ve kurumsal tasarımlar yoluyla aşabilirler.

Answer

Uluslararası yapının maddi güç unsurlarının ötesinde öznelerarası bir anlam haritası olduğu ve maddi kapasitelerin ancak kimlikler ve beklentiler üzerinden anlam kazandığını belirten seçenek doğrudur.
İnşacı (konstrüktivist) yaklaşımın ana varsayımı, uluslararası sistemdeki hiçbir maddi unsurun (askeri güç, coğrafya vb.) kendi başına bir anlam ifade etmediğidir. Alexander Wendt ve Nicholas Onuf gibi düşünürlerin vurguladığı üzere, bu unsurlar ancak aktörler arasındaki paylaşılan öznelerarası anlamlar, normlar ve kimlikler çerçevesinde 'tehdit' veya 'güvence' olarak tanımlanır. Dolayısıyla uluslararası yapı, sadece maddi kapasitelerin dağılımı değil, toplumsal bir bilgi ve anlam yapısıdır.

Step-by-Step Solution

1
Rasyonalist ve İnşacı ontolojileri karşılaştırın.
Rasyonalist teoriler (Neorealizm/Neoliberalizm) maddi güç dağılımını ve çıkarları 'verili' kabul ederken; inşacılık bunların toplumsal inşasına odaklanır.
Sorunun kökünde yer alan 'ontolojik kopuş' ifadesi, teorinin dünyaya bakış açısındaki değişikliği anlamayı gerektirir.
2
Öznelerarasılık (Intersubjectivity) kavramını analiz edin.
Maddi unsurların (örneğin nükleer silahlar) anlamının, aktörlerin birbirini 'dost' veya 'düşman' olarak tanımlamasına bağlı olduğu sonucuna ulaşılır.
İnşacılığın 'orta yol' (via media) karakteri, maddi dünyayı dışlamadan ona toplumsal anlam yüklemesiyle ilgilidir.
3
Çeldirici seçenekleri eleyin.
Maddi yapıyı nesnel kabul eden (A), çıkarları sabit gören (B) ve anarşiyi yapısal bir zorunluluk sanan (E) seçenekler elenir.
Bu seçenekler ana akım rasyonalist teorilerin varsayımlarını yansıtmaktadır.

Key Concept

Öznelerarasılık ve Maddi Kapasitelerin Sosyal İnşası

Practice More

Alexander Wendt'in 'Anarchy is What States Make of It' makalesindeki Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Rate this question