Question

Difficulty: Very hardKara Ülkesi ve Sınırların Belirlenmesi

XX ve YY devletleri arasındaki sınır, dekolonizasyon sürecinde "uti possidetis juris" ilkesi çerçevesinde eski sömürge idari sınırlarına göre belirlenmiştir. Sömürge yönetimi kayıtlarında sınırın "Z Nehri" olduğu belirtilmekte olup, nehrin bu bölgede seyrüsefere elverişli olduğu bilinmektedir. Ancak bağımsızlık anında, nehrin sömürge dönemindeki ani bir yatak değişimi (avülsiyon) nedeniyle eski idari sınırın geçtiği kuru yataktan farklı bir rotada aktığı tespit edilmiştir. Bağımsızlık sonrasındaki süreçte XX devleti, nehrin yeni yatağı ile eski yatağı arasındaki bölgede 50 yıl boyunca kesintisiz, barışçıl ve YY devletinin herhangi bir itirazı olmaksızın egemenlik yetkilerini (vergi toplama, yargılama ve idari yönetim) kullanmıştır. Bu hukuki ve fiili durum karşısında, sınırın belirlenmesine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi uluslararası hukuk normlarına en uygundur?

  1. A
    Sınırın, bağımsızlık tarihindeki mevcut akarsuyun "thalweg" hattına göre belirlenmesi gerekir; çünkü akarsu sınırlarında asıl olan coğrafi süreklilik ve nehrin ulaşım imkanlarıdır.
  2. B
    "Uti possidetis" ilkesi gereği sınırın, sömürge dönemindeki ani yatak değişiminden (avülsiyon) önceki eski yatakta kalması ve coğrafi değişimlerden hiçbir şekilde etkilenmemesi zorunludur.
  3. XX devletinin bölge üzerinde uzun süreli, kesintisiz ve itirazsız egemenlik icrası sonucunda "zamanaşımı" (prescription) yoluyla yeni bir hukuki durum oluştuğundan, sınırın fiili duruma göre tespiti mümkündür.Answer
  4. D
    Nehrin seyrüsefere elverişli olması nedeniyle, sömürge dönemi kayıtlarına bakılmaksızın her durumda "orta hat" (median line) ilkesinin uygulanması hukuki bir zorunluluktur.
  5. E
    Sömürge dönemi idari haritaları ile nehrin fiili yatağı çatıştığında, "uti possidetis" ilkesi gereği her zaman sömürge döneminin en son teknolojiyle hazırlanan harita verileri esas alınır.

Answer

X devletinin uzun süreli, kesintisiz ve itirazsız egemenlik icrası neticesinde zamanaşımı (prescription) yoluyla sınırın yeni duruma göre belirlenmesi en isabetli değerlendirmedir.
Doğru yanıt, hem başlangıçtaki uti possidetis durumunu hem de nehir yatağı değişim kuralını (avülsiyon) kabul eden ancak 50 yıllık süreci 'zamanaşımı' (prescription) ilkesiyle birleştiren seçenektir. Uluslararası Adalet Divanı içtihatlarında da görüldüğü üzere, bir sınır başlangıçta farklı olsa bile, taraflardan birinin uzun süreli egemenlik icrasına diğerinin itiraz etmemesi (acquiescence), sınırın fiili duruma göre kesinleşmesine neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Uti Possidetis Juris ilkesinin değerlendirilmesi
Sınırın bağımsızlık tarihindeki idari sınırlara (Z Nehri'nin eski yatağı) göre belirlenmesi gerektiği saptandı.
Uti possidetis, dekolonizasyon sürecinde sınırları bağımsızlık anındaki haliyle dondurur.
2
Akarsu yatak değişiminin (Avülsiyon) hukuki etkisinin analizi
Ani yatak değişiminde (avülsiyon) sınırın eski kuru yatakta kalacağı belirlendi.
Yığışımın (akresyon) aksine, ani kopmalarda (avülsiyon) sınır hattı akarsu ile birlikte hareket etmez.
3
Zamanaşımı (Prescription) şartlarının kontrol edilmesi
50 yıl süren, barışçıl ve itirazsız (susma/rıza yoluyla) egemenlik icrasının hukuki statüyü değiştirdiği saptandı.
Uluslararası hukukta zamanaşımı, bir devletin başka bir devlete ait olabilecek toprak üzerinde uzun süre hak iddia etmeksizin egemenlik kurmasıyla sınırın kaymasına yol açabilir.

Key Concept

Uti Possidetis Juris ve Zamanaşımı (Prescription) Arasındaki Etkileşim
Rate this question