Uluslararası ilişkiler disiplininde eşitsiz gelişim ve hegemonya konuları çeşitli yapısalcı yaklaşımlar tarafından incelenmektedir. Immanuel Wallerstein'ın "Modern Dünya Sistemi" teorisi, kendisinden önceki yaklaşımların metodolojik çerçevesini eleştirerek küresel kapitalizmin işleyişine dair yeni bir model sunmuştur. Wallerstein, küresel ekonomi politiği açıklarken klasik Marksizm'in sınıf indirgemeciliğini ve erken dönem Bağımlılık Okulu'nun devlet-merkezci eğilimlerini aşmayı hedeflemiştir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Immanuel Wallerstein'ın Dünya Sistemleri Teorisi'nin temel argümanını ve analiz birimine yaklaşımını doğru yansıtmaktadır?
- ASistem analizi merkez-çevre şeklindeki ikili bir modele dayanır ve küresel hiyerarşiyi yumuşatan, devletlerin kısmi hareketliliğine izin veren ara kategorilerin varlığını bütünüyle reddeder.
- BArtı-değer üretim sürecinde çevre ülkeler teknoloji yoğun üretimi kontrol ederek sermaye birikimini merkezileştirirken, merkez ülkeler hammadde tedarikine dayalı zayıf devlet yapılarına indirgenir.
- Ulus-devletler bağımsız ve otonom analiz birimleri olmak yerine, eşitsiz mübadeleye dayalı küresel işbölümünü içeren tek bir kapitalist dünya-ekonomisinin bünyesinde tarihsel olarak inşa edilmiş yapısal kurumlardır.Answer
- DDünya sistemi, sadece ekonomik bir işbölümü olmasının ötesinde, egemen devletlerin ortak kurallar, değerler ve uluslararası hukuk çerçevesinde birleşerek oluşturduğu normatif bir uluslararası toplumdur.
- EKüresel eşitsizliklerin ve sistemik hiyerarşinin asıl nedeni, yapısal dinamiklerden ziyade, karar alıcı elitlerin ulusal çıkarları doğrultusunda uyguladıkları güç maksimizasyonuna dayalı rasyonel dış politika tercihleridir.
Answer
Ulus-devletlerin bağımsız analiz birimleri olmadığı, aksine eşitsiz mübadeleye dayalı küresel işbölümünü içeren tek bir kapitalist dünya-ekonomisinin bünyesinde inşa edilmiş yapısal kurumlar olduğunu belirten ifade doğru yanıttır.
Doğru yanıt, Immanuel Wallerstein'ın metodolojik çıkış noktasını eksiksiz özetlemektedir. Wallerstein, geleneksel siyaset biliminin ulus-devleti mutlak ve verili bir analiz birimi olarak kabul etmesine şiddetle karşı çıkar. Ona göre, tarihteki tek işlevsel sistem 'dünya-sistemi'dir ve modern dönemde bu sistem, tek bir siyasi merkezin olmadığı ancak tek bir ekonomik işbölümünün (kapitalist dünya-ekonomisi) hüküm sürdüğü bir yapıdadır. Dolayısıyla devletler otonom varlıklar değil, bu büyük ekonomik mekanizmanın kendi sınırları içinde kârı maksimize etmek ve sınıfsal çıkarları korumak için ürettiği kurumsal aparatlardır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Kapitalist Dünya-Ekonomisi ve Bütüncül Analiz Birimi